şükela:  tümü | bugün
  • nazim hikmet'in tabiri caizse george berkeley'e nefretini kustugu siirdir

    behey
    berkley!
    behey on sekizinci asrin filozof peskoposu.
    felsefenden tüten günlük kokusu
    basimizi döndürmek içindir.
    hayat kavgasinda bizi
    dizüstü süründürmek içindir.
    behey
    berkley,
    behey allahin
    cebrail seklindeki ezraili,
    behey on sekizinci asrin en filozof katili!
    hâlâ geziyor iskoçya köylerinde
    adimlarinin sesi.
    hâlâ uluyor adimlarinin sesine
    tüyleri kanli bir köpek.
    hâlâ
    her gece titreyerek
    görüyor gölgeni iskoçya köylüleri
    evlerinin
    camlarinda!
    hâlâ
    kanli bes parmaginin izi var
    o beyaz buzlu camlar gibi simal aksamlarinda!
    behey
    berkley!
    behey meyhane kizlarinin kara cübbeli kavalyesi,
    kiralin sövalyesi,
    sermayenin altin sesi,
    ve allahin peskoposu!
    felsefenden tüten günlük kokusu
    basimizi döndürmek içindir.
    hayat kavgasinda bizi
    dizüstü süründürmek içindir!
    her kelimen
    kelepçelerken
    bileklerimizi,
    kivrilan
    bir yilan
    gibi satirlarin
    sokmak istiyor yüreklerimizi.
    beli hançerli bir isaya benziyor resmin.
    sivriliyor kitaplarindan ismin
    sivri yosunlu ucundan
    kizil kan
    damliyan
    yesil bir dis gibi.
    her kitabin
    diz çökmüs önünde rabbin
    kara kusakli bir kesis gibi..
    sen bu kiyafetle mi bizi kandiracaktin,
    inandiracaktin?
    biz isanin vuslatini bekleyen
    bir rahibe degiliz ki!
    behey
    berkley!
    behey tilkilerin sahi tilki!
    çalarken satirlarin zafer düdügü,
    küçük bir tas parçasinin en küçügü
    imparatorlarin imparatoru gibi çikinca karsisina,
    hemen anlasmak için
    bir kapi açiyorsun,
    binip allahinin sirtina
    soldan geri kaçiyorsun!
    kaçma dur!
    her yol romaya gider,
    — bu belki dogrudur —
    fakat
    fikri evvel gören her felsefenin
    safsata iklimidir yelken açtigi yer!
    bu bir hakikat
    — hem de mutlak cinsinden — !
    iste sen
    iste senin felsefen:
    sen o sari kirmizi rengini gördügün
    cilâli derisine parmaklarini sürdügün
    parlak
    yuvarlak
    elmaya:
    «fikirlerin bir
    terkibidir,»
    diyorsun!
    disimizda bize baglanmadan
    var olan
    varligi
    inkâr ediyorsun!
    su mavi deniz
    su mavi denizde yüzen beyaz yelkenli gemi,
    kendi kendinden aldigin fikirlerdir, öyle mi?
    mademki kendi fikrindir yüzen gemi,
    mademki kendi fikrindir umman,
    ne zaman var,
    ne mekân!
    ne senin haricinde bir vücut
    ne senden evvel kimse mevcut,
    ne senden sonra kâinat baki
    bir sen
    bir de allah hakikî.
    lâkin ey kara meyhanelerin sarhos papazi!
    senin disinda degil miydi
    killi kollarinda kivranan meyhanecinin kizi?
    yoksa kendi altinda sen
    kendinle mi yattin?
    diyelim ki senden evvel baban yok
    isa gibi.
    yine fakat bacaklari arasindan çiktigin
    meryem gibi bir anan da mi yok!
    diyelim ki yapyalnizsin
    turu sinada musa gibi,
    ne yazik! tevratini okuyan da mi yok!
    çok yalan söylemissin çok.
    sen emin ol ki berkley
    — olmasan da zarar yok —
    bu si're benzer yazida hissene düsen sey:
    biraz alay
    biraz saka
    ve birkaç tokat
    — eldivensiz cinsinden —
    neyleyim?
    nes'e kavganin musikisidir.
    kavgada kuvvetini kaybetmis gibidir biraz
    nes'enin çelik ahengini duymayan adam;
    nes'e ... iyi seydir vesselam,
    — bas döndürmezse eger —
    ve iste bizimkiler
    güldüler mi,
    agiz dolusu gülüyorlar.
    kabahat onlarin kuvvetinde:
    yoksa ne sende
    ne de bende!
    dinle berkley!
    — dinlemesen de olur —
    biz dinleyelim:
    beynimiz bal yoguran
    bir kovan.
    ona bali dolduran
    aridir hayat.
    aldigimiz hislerin
    sonsuz derin
    pinaridir kâinat!
    kâinat genis
    kâinat derin
    kâinat uçsuz bucaksiz!
    biz onun parçalari,
    biz ondan dogan bir sürü bacaksiz!
    biz o bacaksizlarin
    — anasini inkâr etmeyen cinsi —
    çünkü biz
    emredenlere emir verenlerden degiliz!
    bagliyiz topraga
    kalin halatlar gibi kollarimizla!
    çelik disleri simsekli çarklilar
    koparirken kara topragin esrarini,
    biz
    seyretmedeyiz
    cihan içinden cihanlarin
    dogusunu;
    kehkesanlarin
    gümüs aydinliginda!
    görmüsüz,
    görmedeyiz
    yillarin yollarinda toprak olusunu
    kizil kadife dudakli kizlarin!
    çiziyor hareketi gözlerimize
    sonsuz maviliklerde
    kuyrukluyildizlarin
    sirma saçlarindan kalan izler.
    her habbe koynunda bir kubbeyi gizler!..
    su denizler,
    su denizlerin üstünde denizler gibi esen,
    rüzgârlarin ugultusu.
    su ipi kopmus
    inci bir gerdanlik gibi damlayan su,
    su bir damla su,
    uzaklastikça, yaklasilan
    hakikati gizler..
    her yeni ummanla beraber
    bir yeni imkân!
    kâinat genis
    kâinat derin
    kâinat uçsuz bucaksiz!
    behey!
    berkley!
    behey bir karis boyuna bakmadan
    karpatlari inkâr eden cüce!
    ahrete gittiysen eger
    oradan bir taç gönder,
    süslemek için allahinin kafasini!
    fakat buradan
    topla hemen taragini tasini,
    haraç mezat!
    haraç mezat!
    götür pazara bir pula sat:
    topraktaki saltanatin
    göge çikan tahtini!
    yok üstünde tabiatin
    tabiattan gayri kuvvet!..
    tabiat genis
    tabiat derin
    tabiat uçsuz bucaksiz!..
  • (bkz: #7136715)
  • george berkley'in ikiyüzlü felsefesinden ben de tiksiniyorum ama nazım hikmet gibi beyefendi bir kimseye de ölmüş gitmiş adamın arkasından

    cehennemde yanacaksın cüce, diye seslenmesini pek yakıştıramadım.

    ayrıca karpat gibi bir kelimenin içinde geçmesi de ayrı bir olayıdır bu şiiirin.
  • amerikalı misina markası. özellikle örgü misinaları oldukça kalitelidir lakin pahalıdır.
  • ...
    diyelim ki senden evvel baban yok
    isa gibi.
    yine fakat bacakları arasından çıktığın
    meryem gibi bir anan da mı yok
    ...

    dizeleriyle, nazım hikmet'in yazarken ne kadar sinirli olduğunu hissedebildiğimiz, 835 satır'ın sondan bir önceki şiiri.
  • felsefesine hayran kaldığım, akıl yürütmelerini çürütmenin en zor olduğunu düşündüğüm tek filozof diyebilirim. böyle bir adamın arkasından bu kadar acımasızca atıp tutmak da onun nasıl anlasılmadıgını gösterir bence. behey berkeley! iyi ki gelmiş geçmişsin bu dünyadan şimdi algısına sahip oldugum icin kendimi cok şanslı hissettiğim nadir şeylerden birisin. seni bünyeme kattığı icin mustafa kaya sütçüoğlu'na da minnet duyarım, teşekkürü borç bilirim.
  • amerikalı balıkçılık malzemeleri üreten bir şirkettir. özellikle lrf disiplininde avcılık için ürettikleri özel bir formül içeren berkley gulp sandworms ve baby sardine kokulu silikon yemleri efsanedir.
  • yani kısaca diyor ki nazım hikmet, yapacağın felsefeyi sikeyim.
    sanırsam materyalizmin zıttı idealist felsefenin kurucularından olmasına içerlemiş.