şükela:  tümü | bugün
  • bertrandon, fransız bir asilzadedir. 1432 yılında venedik'ten bir gemi ile yola çıkan seyyah yafa'da karaya çıkar buradan kudüs'e geçer. seyyah suriye'ye oradan anadolu'ya geçer. ramazanoğulları, karamanoğulları ve devamında da osmanoğulları beyliklerine uğrayarak bizans istanbul'una gelir. burada biraz kaldıktan sonra edirne, filibe, belgrad, buda ve viyana'ya uğrayarak 1433'de memleketine geri döner.

    bertrandon hacı kisvesi altında kutsal topraklara varmış fakat philippe le bon'un tasarladığı haçlı seferi için bilgi toplamıştır.

    seyahatnamesinin başında da bu konu hakkında şöyle yazmış;
    eğer herhangi bir hristiyan kral ya da prensi, kudüs'ü fethetmeye ve buraya büyük bir orduyu karadan sevketmeye kalkışırsa veya herhangi bir soylu kişi oraya gitmek ve ulaşmak isterse, bourgogne dükalığından kudüs'e kadar yol üzerindeki bütün kentleri, kasabaları, bölgeleri, ülkeleri, ırmakları, dağları, ülkelere giriş yerlerini bilsinler istedim. (s 102)

    bertrandon de la broquiere'in denizaşırı seyahati, eren yayınları
  • çok çok önemli bir fransız ajanıdır. türkler hakkında yaptığı tespitler o kadar mükemmel ki hala aynı tespitleri günümüzde de geçerlidir. ayrıca türklerle çok fazla samimi olunca bizimkilerle iyice kanka oluyor. bu konuda bazı şeyleri ilerde tekrar yazacağım ama aklımda kalan bir kısım var kitabından onu paylaşmak istiyorum.
    --- spoiler ---
    bu fransız hacımız bizim hacıların kervana katılır ve anadolu'ya gelir. günlerden bir gün bizim bu hacı türkler gizlice bu fransız abimizi de alıp bir konağın mahzeninde şarap içmeye çağırırlar. yuvarlak masa yapıp sırayla şaraba gömülürler. tabe bizim fransız şoklarda. bunlar zıbarana kadar burada içerler.
    bertrandon türklerle ilgili çok samimi itiraflarda bulunur. ona göre türkler neşeli, içten,yiğit, içi dışı bir insanlardır. türkler küçük bir masrafla ve az şeyle yetinip yaşayabilen insanlardır.

    --- spoiler ---
  • hatıratını okuyalı baya bir oldu, ancak aklımda kalan üç önemli noktayı - umarım yanlış yapmadan- yazmaya çalışacağım:

    1- bertrandon, bir asilzade ve aynı zamanda bir savaşçıdır; fransa ve avrupa'da bir çok savaşa katılır. suriye üzerinden anadolu'ya girerken, toros dağlarında, türkmen beyliğinin sınırlarını koruyan türkmen savaşçılarla karşılaşır, bir nevi sınır bölüğüdür bu. bertrandon7u şaşırtan, bu bölügğün yarısını kadınlardan oluşmasıdır. türklerdeki kadırn savaşçı olayı abiyi baya bir etkiler. o zamanlar sadece o sınırlaırna girdikleri beyliğin (ramazanoğulları olabilir) ordusunda 30 bin kadın asker olduğunu işitir.

    2- türklerle, yani müslümanlarla içki alemi olayı da şaşırtır abiyi. ancak bu içki muhabbetinden çok da keyif almaz, çünkü türklerin acayip içtiğiin yazar. çünkü türkler için bir damla içki de, bir galon içki de aynı günahtır ve madem içiliyor; ucu açık içerler der. düzenli olarak içmedikleri ve içkiye alışık olmadıklaır için de çok fena dağıttıklarını yazar. hacdan dönen bir kervana katıldığı için, içtiklerini ertesi gününde birlikte içtiği olarca türkün hac kervanında leş gibi alkol koktuğunu ve herkesin bunun farkında olduğunu da ekler. bu arada, "ne yapın yapın ama türklerle içmeyin" der.

    3- yanılmıyorsam yine bu amcanın kitabında, anadolu'daki gezici cariye pazarından bahsedilir. siz ona seyyar kerhane deyin. bu sistee göre, anadolu'nun kervan yollarında, seyyar olarak dolaşan cariye konvoyları vardır. sizin gecelediğiniz yere gelir, siz de oraya uğrar, satılık cariyelere şöyle ir bakar, canınızın çektiğini -bir geceliğine- denemek istersiniz. o gece cariyeyi dener, beğenmezseniz (ki olyayı bu zaten) satın almaz ama o gece için cariyeye ve organizatörlere (organizatör pezevenkler) belli bir miktar para veya hediye verirsiniz. sistem böyle işliyor ve türkler/müslümanlar bunu da bir şekilde dine uydurmuşlar; içki gibi haram da değil, alenen işliyor sistem.
    e, sonuçta kolaylıklar dini değil mi?
  • 1455 senesinde tamamladığı “le voyage d’outremer”* isimli seyahatnamesinde istanbul’un fethi’nde karadan yürütülen kadırga ve topların betimlendiği bir minyatür bulunan fransız seyyah ve casus.

    yapılması planlanan haçlı seferi öncesinde osmanlılar’ın ve islam dünyasının gücü hakkında fikir edinmek amacıyla yola çıkan seyyah; 1433’te osmanlı devleti’nin yönetim merkezi edirne’ye seyahat etmiş, milano elçisi tarafından dönemin edirne sarayı’na (buradaki, “saray-ı atik” olarak adlandırılan ve günümüzde yerinde selimiye camii bulunan eski saray) götürülmüş, sultan ii. murad ile görüşme fırsatı bulmuş ve birtakım törenlere tanık olmuştur.

    yazılarında sultan’ı konuşurken duyan veya bir şey yiyip içerken görenin pek az kişi olduğunu, halk ozanlarının sultan huzurunda müzik çaldığını, içkiye düşkün olan sultan’ın pek çok içoğlanına ve kadına sahip olduğunu, sultan’ın çıplak cariyeleri seyrettiği bir havuzu anlatmış; divan toplantılarının ve vezirlerin ayrıntılı betimlemelerini yapmıştır. esmer tenli, kemerli burunlu ve çember sakallı sultan’ın ülkeyi dirayetle yöneten, adil ve cömert biri olduğunu da yazar.
hesabın var mı? giriş yap