şükela:  tümü | bugün soru sor
  • derviş şentekin'in 15 nisan'da çıkacak yeni kitabının adı.

    --- spoiler ---

    "bekir tunç sağ elindeki silahı oğuz abi'ye, sol elindekini bana doğrultmuştu. tabancamı iki elimle kavradım. tetiği çekmemek için kendimi zor tutuyordum. dudaklarının kenarından sarkan bıyıkları aralandı, acıyla sırıttı, gözlerime dik dik baktı.

    'ben seni gebertmemiş miydim lan velet' dedi boğazından gelen bir hırıltıyla.

    'bu işler satranç oynamaya benzemez, demiştin ama yanılmışsın salak bekir' dedim alaycı bir sesle. 'bu işler tam da satranç gibidir.'

    birbirine karışan üç el silah sesi, geniş ovanın üzerindeki boşluğa yayılıp yıldızlara doğru yükseldi."
    --- spoiler ---
  • türk yazar sevdasından mı, salaklığımdan mı bilemiyorum, ben bu ikinci kitabı da aldım.

    --- spoiler ---

    cinayet ya da aksiyon teması işlemeye çalışıyorsanız lütfen uzun diyaloglar girmeyin.

    ahmet ümit de "gezi parkında sesler duyuyordum" romantikliğiyle karışık absürd kısım katmıştı kitabına, o güzelim kitabın arasında duran yapay sayfalardı. konuyu yazmak için yazmayın sevgili polisiye yazarları.

    "doğu bölgelerimiz, iki tarafın çocuğu da şehit, susurluk"; bunları katmak zorunda değilsiniz. derviş şentekin gibi katacaksanız ille, azılı katilinizi derin devlet adamı yaparak, ya tam siyasi olsun kitap ya da karakteri daha da psikopat yapın.

    kitapta aksiyonlu kısım toplam 5 sayfa, konuşarak çözülüyor her şey. uzun uzun bağı bahçeyi anlatmak ne ya... konuyu güzelce çetelere, mafyaların işine filan bağla ne bileyim, ihale anlat bize, dönmesi muhtemel pislikleri kurgula yaz. böyle karşımdaki makineymiş gibi konuşuyorum o ayrı da, sanki konunun başı ve ilerleyişi bulunmuş, ortayı da "bu 500 sayfalık diyaloglar olmazsa 10 sayfa olacak kitap, ben en iyisi yazayım" diye doldurmuş sevgili yazarımız.

    küçükken hepimiz "sanat aslında sanat için mi toplum için mi" tartışmalarından çok yanlış geçtik bence onun sancısı bunlar. konuyu okuyucuya tam anlatma derdi mi var yoksa toplumsal konuya parmak basma hastalığı mı onu çözemedim daha.

    ama inanıyorum, bi gün biri, anlı şanlı derin devlet psikopatları temasından şahane türk usulü bi katil çıkaracak. esnaf muhabbetine bile girmeye gerek kalmadan yerelden evrensele ulaşabilen bi yetenekli insan çıkacak.

    --- spoiler ---
  • olmamış bir kitap bu... olamamış bir kitap...
  • dün alıp bugün bitirdiğim kitap oldu, bitirdikten sonra da keşke önce beş parasızdım ve kadın çok güzeldi kitabını okusaydım dedim, öyle de yaptım, şimdi de ilk kitabına başladım.

    ilk kitaptan bağımsız olarak konuşuyorum, bu kitabı oldukça beğendim kişisel olarak, çabuk okunacak lezzetli bir polisiye ve intikam hikayesi okumak isteyenlere samimiyetle tavsiye ederim.

    yazarın kolay okunan, iyi bir üslubu var; kitap da oldukça akıcı ve okuma sürecinde beni rahatsız eden bir hata görmedim; yazarın yolu açık.

    bunları söyledikten sonra gelelim eleştiri kısmına; öykümüz kahramanımızın ağzından son derece hızlı akıyor, güzel de gidiyor ama kitabımız edebi yönden eksik, pek bir değer taşımıyor; içerisinde kısa kısa türkiye'nin siyasi tarihine ilişkin analizler ve yeşil olarak da bilinen ahmet yıldırım geçiyor ama yazar bize yeni birşey söylemediği gibi hikayenin düğüm ve çözüm bölümleri de klişe şekilde gerçekleşiyor, bizleri şaşırtan bir sürpriz ya da zihin oyunu barındırmıyor; bu nedenle biz okuyucu olarak kitabı ilgiyle okuyoruz ama bu biraz da keçi boynuzu çiğnemeye benziyor; on çiğneyip bir gram keyif alıyoruz; karakterler ilginç ama yeterince işlenmedikleri için sığ kalmışlar, bizleri etkilemiyor; kitapta iki kadın var ancak biz aralarında seçim dahi yapamıyoruz.

    sonuç olarak, bu kadar reklam ile çok satan bir kitap olabilir, yazarda da iyi bir kumaş var ancak iyi bir edebiyatçı olmasını geçtim ahmet ümit seviyesine çıkarabilmesi için bile çok çalışması lazım; bu, belki bir gün gerçekleşebilir ancak o güne daha çok var.

    sıkılmadan okuyacak bir kitap arıyorsanız vakit geçirmek için, bunu alıp okuyun, pişman olmazsınız ancak fazla bir beklenti içine girmeyin; yine imkânınız varsa bundan önce diğerini okuyun.
  • henuz bitirdigim kitap. serinin ilk kitabini okumadim ama gerek de yokmus zaten. beni kitapla ilgili tek memnun eden nokta yazarin hep sevdigim dizeleri *susarak katlaniyoruz her mutsuzluga (cansever) ve * kim istemez mutlu olmayi, mutsuzluga var misin (sureyya) i aralar serpistirmesi oldu. ıyi polisiye istiyorsaniz zaman kaybi, bir emrah serbes degil maalesef.
  • migros' ta indirimdeydi, aldım yazlık kitap kontenjanından ve yazarın radikal kitap bağlantısını bildiğimden, ancak ne yazık ki çok kötü ve gereksiz uzun bir kitap olmuş. iyi bir editör okumasıyla makaslanacak çok yeri var, mekanın adının bazen yazıyla kırk bir bazen sayıyla 41 yazılması bile bir özensizlik göstergesi. yeşil meselesinden esinle ortaya çıkmış türkiye siyaset soslu bir kitap. bjnlar hep ahmet ümit'in yersiz bestsellerlığının sonuçları.

    kırmızı kedi yayınevini hüsnü arkan'ın kitaplarıyla tanımıştım ama onlar da bir kırmızı kart yedi.
  • beş parasızdım ve kadın çok güzeldinin ismine kanmıştım ben de herkes gibi. dün müydü neydi kitapçıda gördüm bunu da. kapak da yine aynı albeni. yine o "al lan ne olacak, ismi güzel" hissi kapladı bünyemi. ilkindeki o hayal kırıklığından sonra ikinci kez de aynı tongaya düşmek istemiyordum. kitabın arkasını okudum. tam tongaya düşecekken telefonuma mesaj geldi. okurken hızlıca uzaklaştım oradan. ikinci kez hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. çünkü insan üzülüyor.