şükela:  tümü | bugün sorunsallar (8)
  • geçen gün sahilde arkadaşlarla takılıyoruz. en son neskafe içeceğiz, neskafe almayı unutmuşlar. termosumuzda sıcak suyumuz var fakat yakınlarda bakkal görünmüyor.

    bisikletli bi çocuğu durdurdum. yavrum biz burdayız, bize neskafe alır mısın dedim, kendine de çikolata veya canın ne isterse onu al. cüzdanı açtım amına koyim ne 5 lira var ne 10 lira. 20 lirayı da vermeye gönlüm razı olmadı, son bi bakış attım ufaklığa, üzerinde büyük ihtimal replika bir beşiktaş forması.
    bilinçaltımdan mıdır nedir, 20 lirayı çıkarıp tereddütsüz uzattım.

    bizim arkadaş grubunda ise tek beşiktaşlı adam benim, kaynatasızların hepsi fenerli, cimbomlu, başladılar taşak geçmeye.
    söylediğim tek cümle şu oldu: ufaklık beşiktaşlıysa ben bu neskafeyi içerim amına koyim.

    sonra, geri dönmedi çocuk, 20 dakika civarı bekledik. hayalkırıklığım çok büyüktü, tanıdığım tüm efendi adamların, arkadaşlarımın, samimi dostlarımın beşiktaşlı olması tesadüf olamazdı. giden 20 lira olsun diye düşünürken, ufaklığı yolun başında gördüm, hızlı hızlı pedal çeviriyordu, terli terli geldi yanımıza.

    önce poşeti uzattı, abi, dedi sizin dediğiniz neskafe yoktu, başka bakkala gittim. sonra minik elleriyle sıkı sıkı tuttuğu parayı uzattı. kendisine hiçbir şey almamış.

    parayı cebe indirse, kendisine değil o formaya laf geleceğinin sonuna kadar farkındaydı ve formasına yakışan hareketi yaptı.

    tanım: takımı da taraftarı da sonuna kadar karakterlidir.

    edit: çok fazla mesaj aldım. merak eden dostlar için, gereken yapıldı içiniz rahat olsun.
  • babamın aşkla bağlı olduğu ve en büyük tutkusu olan spor kulübü. ondan bana miras kaldı beşiktaş sevgisi.
    adam o kadar bağlıydı ki 74 yaşında öldüğünde sağ cebinden anayasa kitapçığı sol cebinden beşiktaş lig fikstürü çıktı. kendi elleri ile yazmış fikstürü rahmetli. bu hafta trabzon'a gidiyoruz, aralık 15'te karabük bize geliyor diye. üşenmemiş yazmış adam.
  • besiktas metalist diye o sezonun avrupadaki flaş takimi ile eşleşti.

    istanbulda yendi. deplasmanda ise jajanin efsane bal golü ile şok yaşayip kötü bir skorla elendi.

    galatasaraylilar cikti dediki ahaha metalist gibi köy takimina yenildiniz, avrupa bizden sorulur siz çikmayin falan.

    ertesi yil ilahi adalet o köy takimi metalistle eşleştiler gruplarda. adamlar birak deplasmani istanbulda geldi çakti gitti galatasaraya.

    beşiktaş braga gibi uefa kupasinin son finalisti olan, avrupanin en formda takimlarindan biri ile eşleşti. 2 maç sonunda bu takimi eledi.

    gassaraylilar cikti köy takimi bu, ne abarttiniz falan dediler. alti ustu portekizin 5. takimi lan dediler.

    ama ilahi adalet köy takimi braga ile eşleştiler ve o braga geldi istanbulda 2 tane çakti geçti bunlara.

    hayat ilginç lan.

    edit: sozluk yazarlarinin okumadigi yazar dediki, metalistle o sene aynı gruba düşmüşlerdi. daha taze tazeymiş yani. daha güzelmiş.

    edit2: buna bir de arsenali ekledik:)

    edit3: köy takımı bragadan 4 yiyenlere fenerbahçe de eklendi.
  • özgüven patlaması yaşamasından korktuğum takımım.

    aybaba dönemini hatırlıyorum; olcay şahan ve oğuzhan özyakup'un ilk seneleriydi. genç ve yetenekli olduğu söylenen oyunculardı ve zaman zaman örneklerini de gösteriyorlardı. olcay şahan sezon öncesi son hazırlık maçı olan kayserispor maçında güzel bir gol atmıştı rakip sahada, oğuzhan ise ligin ilk haftalarında adından söz ettirememişti ama kendini ilk gösterdiğinden beri hem forma bulmuştu.

    o zamanlardaki denilenleri hatırlıyorum; 'ulan acaba bu çocuklar eskişehirspor'da olsalar ilk 11'e girebilirler mi? biz mi umut bağlıyoruz da beğenmek istiyoruz bunları' şeklindeydi hep. 'acaba bir avrupa maçında, mesela milan'la oynasak olcay ne yapar, oğuzhan ne yapar' diye düşünür ve üzülürdüm. belki de ciddi bir algı operasyonunun etkisi altındaydık hep birlikte. hatırlayın; feda sezonu denildi, gazeteler beşiktaş'ın bittiğini yazıyordu, rasim ozan kütahyalı gibi adamlar utanmadan beşiktaş'ın beykozspor'a döneceğini konuşuyorlardı. sezon bittiğinde üçüncü olmuştuk ve herkesde 'formamız üçüncü oldu' fikri hakimdi. olcay ve oğuzhan sezonu milli oyuncular olarak tamamladı. ha bir de veli kavlak inönü'nün son maçında çok güzel bir gol attı. 'bursa'ya versen oynatmazlar' denen veli kavlak.

    geçen seneyi düşünüyorum; yeni hoca geldi. adam gitarist, küpeli, sigara içen 'sosyalist takım' ifadeleri kullanan, atarlı bir adam. kalben çok ısındık hemen adama. yanında gökhan töre de vardı. biliç'in ısrarı sonunda atiba hutchinson da geldi. kaleye de memleketin alanında en iyi üç beş kişisinden biri getirildi, lider ruhlu, iyi bir insan, iyi bir kaleci. başlarında da önder hoca. taraftarının toplumsal olaylara katılımının diyetini ödedi bu adamlar, komplo kokan cezalar aldılar, 'etmediğim küfür için özür dilemem' dedi biliç. çok başı ağrıdı takımın. ha bir de inönü de yoktu artık, 100 yıllık rakipleri de gelin demedi, olimpiyat çilesi, kasımpaşa stadı gibi hakaretleri yaşadı camia. sezon kıl payı üçüncülükle bitti. ikinci olup direk kupa 1'e katılım çok istendiyse de başarılamadı ama sezon sonunda görüldü ki; olcay ve oğuzhan 'eskişehirspor'a versen oynar mı' laflarını tarihe gömdü, veli kavlak birden bire 'abi adam avusturya milli takımında direk oynuyor' oldu, gökhan töre vaad ettiği potansiyeli hissettirdi 'quareeeesma oleey oleeey oleeyy' nidalarını tarihe gömdü.

    basın yine 'beşiktaş kalite olarak düşük, hem parası hem stadı yok, rakipleri ise biri çok übersonik diğeri de inanılmaz süpersonik' şeklinde yazdı. algı operasyonu devam etti ama bu sefer bizler için işlemedi. bizim takım bizim içimize geçen sene bir kor attı, ateşi sezon bitince içimizde kaldı.

    bu sene başında ise durum şu şekilde görülüyordu; vodafone stadımıza sponsor oldu, olcay- oğuzhan- tolga gökan- pektemek-ersan-ismail 'yavaş yavaş beykozspor olmaya giden' beşiktan'tan milli takıma seçildiler. forvete ise daha iki ay öncesinde liverpool'u şampiyonluktan edip chelsea'yi şampiyonlar ligi'nde yarı finale çıkaran golü atan demba ba geldi. önce feyenoord'la oynadık, 'feyenoord bir ekol, feyenoord olabilecek en zor rakip, beşiktaş en kötü kurayı çekti' oldu, bu çocuklar feyenoord'u iki sahada da yendi. sonra arsenal geldi, bir türk gazetesi sanki beşiktaş başka ülkenin takımıymış gibi utanmadan moral bozmak istermişçesine 'bu arsenal beşiktaş'ı parçalar' yazdı. turun sonunda belki arsenal tur atladı ama deveye de elli kere hendek atlattı. ardından uefa'ya geçildi, tottenham'la eşleşildi, londra'da tottenham rezil edildiyse de futbolun kendi iç dinamikleri gereği maç berabere bitti. ardından partizan deplasmanı geldi. yoğun taraftar baskısı ve güvenlik önemlerinin bıktırıcılığı gibi rakiplerde vardı.

    maçı beşiktaş dört-sıfır kazandı. golleri 'müzmin sakat' olan demba ba, 'adamlar bu herifle şampiyonluk hayalleri kuruyor ahhaha' denilen veli, 'eshişehir'e versen oynayamaz' olan oğuzhan ve 'adam olsa chelsea'de kalırdı, rubin kazan'da bile oynayamadı, hayatında gol atmayan gökhan töre attı.

    bu çocuklar gözlerimizin önünde büyüdüler, geliştiler.

    beşiktaş beykozspor olacak, beşiktaş the end, para komidinin üstünde.....

    gözümün önünden gitmiyor hala o başlıklar.

    şimdi bakıyorum; beşiktaş türkiye'de ingiliz ligine kafa tutabilecek tek takım olmuş, aman beşiktaş doğru yoldaymış aman beşiktaş'ın geleceği de sağlammış....

    ben sizin o iki tarafı birbirinden utanmaz suratlarınıza tüküreyim, beşiktaş dün de beşiktaştı bugün de beşiktaş.

    2 sene önceydi, olcay yeni gelmişti, kayseri'de hazırlık maçında gol atmıştı, oğuzhan ise ilk haftalarda pek ortalarda yoktu, verilen şansı iyi değerlendirdi ve formayı kaptı. o günlerde güntekin onay 'gün gelecek bugün dalga geçtiğiniz beşiktaş puan kaybetsin diye dua edeceksiniz' dedi.

    gün geldi.

    köpekler dua ediyor. kemikler yağmaz normalde, bir yolunu bulup yağdırırlarsa orasını bilemem.
  • bu aralar üzerinde durulması gereken bir konu var;

    - ronaldo ve zago kardesler
    - richey edwards

    yukarıda nicklerini belirttiğim 2 yazar da kısa bir süre önce uçurulmuştur.

    toplam entrylerinin %95'i beşiktaş'a dair olan, yazıları sözlükteki küfür ortalamasının baya baya altında olan, herhangi bir takıma/camiaya/gruba yönelik provokatif bir tarz veya üslup takınmayan ve formatla* alakalı herhangi bir sorun yaşamayan bu iki yazar sebepsizce uçuruldu.

    ronaldo ve zago kardesler beşiktaş başlığı altında bir trolle verdiği "küfürlü" cevabı debe girdikten birkaç saat sonra uçuruldu.

    richey edwards ise sanırım yine benzer bir tartışma sonrası uçuruldu.

    pekala...

    yukarıda nicki geçen yazarları bu tip sebeplerden uçuran, marka değeri, itibarsızlaştırma ve nefret suçu gibi konulara olan duyarlılıklarını her fırsatta ifade eden malum otoriteye soruyorum;

    beşiktaş başlığı altında, belirli bir camiaya yönelik sistematik nefret suçu işleyen, itibarsızlaştırma çabalarında, yazdığı yazıların %90'ı bir camiaya yönelik "sizi siktiler", "size soktular", "hepiniz orospu çocuğusunuz" vs. tadında olan hatta tüm bunları formatı da zerre siklemeden yapan "malum" 4-5 yazara ne gibi bir yaptırımınız olacak?

    bunun algoritması nedir?

    şayet dileyenin dilediğini söyleyebildiği, isteyenin 7/24 belirli bir gruba karşı nefret suçu işleyebildiği, kişiye veya bir gruba yönelik küfür edebildiği, bir markaya karşı doğru olmayan argümanlarla saldırıp ilgili markayı itibarsızlaştırmaya yönelik sistematik yöntemler izleyebildiği bir yer ise burası...

    soru şu; neden ilgili yazarlar uçuruldu?

    yok eğer belli kurallarla sınırlandırılıyorsa birtakım hadiseler...

    soru şu; sözlükte en çok yazılan, takip edilen ve okunan başlıklardan biri olan "beşiktaş" başlığı altında 7/24 insanlara, gruplara, camialara sistematik bir şekilde küfür eden ve pek çok sözlük yazarını bu yönde tahrik eden malum 4-5 yazara neden herhangi bir yaptırım uygulanmıyor?

    ben kişisel olarak katı kurallardan yana değilim ve bence bu tip davranış şekilleri yazarların sözlükten uçurulmasına sebep olmamalı ancak madem siz böyle düşünmüyor ve böyle uygulamıyorsunuz bir takım kararları, o halde 1 hatası olan uçarken, hata yapmayı sistemleştiren ve insanları bu yönde tahrik eden kitle nasıl burada "sabit" kalabiliyor, bu kısmı kafa karıştırıcı...

    tanım: ekşi sözlükte günaşırı camiasına, taraftarına, başkanına sistematik bir şekilde küfür ve hakaret edilen, kamuya açık bir şirket.
  • tarih 3 mayıs 2014.

    aynı saatlerde başlayan maçlarda dakikalar 60'ı gösteriyor...

    60. dakika itibariyle;

    beşiktaş 2 kasımpaşaspor 0

    galatasaray 0 gençlerbirliği 2

    bu sonuçlarla; yakın tarihin mali anlamda en zor günlerini geçiren, rakiplerinin 3'te 1'i bütçesiyle, stadyumsuz... hakemiyle, basınıyla, rakipleriyle onurlu mücadelesini sürdüren beşiktaş, drogba'lı, sneijder'li 40 bin kombine satışı yapabilen dıriim tiim'i geçerek tarihin en anlamlı ikinciliğine koşuyor...

    tolga'sıyla, veli'siyle, motta'sıyla, franco'suyla, atiba'sıyla, töre'siyle, oğuzhan'ıyla...

    işte o an tribünlerden tek bir ses yükseliyor; "quaresma quaresma oley oley oley..."

    sizlerin tek tek vizyonlarınızı sikeyim.
  • yaptığı her iş için embesillik derecesinde bahaneler bulunan takımdır.

    - ilk haftalarda oynanan oyunun sağlamlığını gören taraftar umut besleyince ' ilk haftalardan şampiyon oldular eki eki eki' ciler ortaya çıkar..
    aynı yavşaklar daha lig başlamadan kendilerini şampiyon ilan edip ' ikinci kim ' diye sorarlar.

    - avrupa kupasında arsenal' e kök söktürür, ' beşiktaş büle büle yaptıysa biz 5 çakarız' cılar ortaya çıkar..
    aynı arsenal bazılarının 4'er 4'er içlerinde gezdirmeye başlayınca, ' o zaman hazır değildi şimdi hazır ' olur.

    - biliç kazandığı bir maçın sonrasında beşiktaşlı bir oyuncuya verilmeyen kırmızı için, 'kesinlikle karttı der', bu sefer de 'samimi deyil yeaaa, sıkıyise yenildiğinde konuşsun' cular meydandadır..

    - veli kupa maçında, takımı yenilirken, karşı takıma verilen yanlış kartını iptal ettirir, yaptığı reklam kokan hareket olur.

    - adamlar özel bir turnuvada birinci olur emirates kupası' nı alırlar, tüm sosyal medya 'bugun günleyden kupa heyoooo' olur, beşiktaş aynı özel turnuvalarda birinci olur gazoz kupası kazanır.

    - stadını göt yalamadan, tarihini satmadan yapmaya kalkınca 'stad yapılamaz' olur, stad inşaası başlayınca 'kuşların sıçacak yeri gasp edilmiş' olur, stadın sonuna doğru yaklaşılınca zaten yıkılmış olan at ahırları önem kazanır.

    - takımın biri 7 sülalesiyle transfere gider, beşiktaşın verdiğinin iki katını verir yine de transferi beceremez bu sefer beşiktaş için değil istanbul için gelmiş olur.

    - taraftarı halkının yanında olur terörist ilan edilip dava açılır. 1453 tane satılmış bulunup karşı grup kurulur o da çıkıp sahaya girer maçı iptal ettirir.

    - kulup batma yolundadır feda kampanyası yapılınca küçülmüş olur, stadının tuğlasını satıp, ' sms atın :( ' kampanyaları düzenleyenler stratejik deha olur.

    - türkiye' de ilk defa e-sports takımını kurar, ergen işi yapmış olur...

    hazımsız, sinsi ve yavşak dolu bu ülkeye cidden fazla gelen takımdır. 3. büyük olduğunu iddia edenler de gece gündüz uyumaz bu muhteşem bahaneleri düşünürler.

    not: iş bu entry hiç bir şekilde hakem, kırmızı kart, verilmeyen penaltı içermez. onlar ayrı bir tez konusu.

    bir not da geleceğe düşelim: liverpool' u elerse eski liverpool değil olacaktır, elenirse de patlayan balon vs. vs.

    debe ve bomba edit: beyler gökhan töre'yi gs' nin neden almadığını açıklamış bir gs' lı arkadaş. bahane listemize ilk sıradan giriyor. yorumsuz capsi atıyorum :)

    http://imgim.com/ekşi.png
  • dun aksam oglumla konusurken;
    ogul- anne ben galiba besiktas'liyim.
    ben- o ne demek lan ? fenerbahceli'yiz biz !
    ogul- ya tamam da, hem ben kac yasina kadar besiktas'liydim. sonra, diye diye fenerli yaptiniz beni !!
    anne- bak cocugum; ben de oldum olasi besiktas'a bos degilim ama olmaz !
    ogul- niye, nasil?
    anne- doneklik olur. olmaz !
    ogul- ha besiktas'tan fener'e gecirirken olmuyordu ?
    anne- terligim nerde benim !
    ogul- siyah ulan !!

    gitti gitti gul gibi oglum gitti !!
  • cehennemde her kuyunun başında zebaniler beklerken, birinin başı bomboşmuş. biri sormuş "yahu bunda niye beklemiyosunuz? kimse yok mu orda?"
    zebani demiş ki;
    "orda türkler var, bekçiye gerek yok. biri kurtulcak olsa diğerleri asılıyo aşağıdan."

    işte bütün olay ve durumlarda bu kıssanın özetlediği gibiyiz arkadaş.

    otobüste biri ayakta kitap okur; "artistlik peşinde ibne!"

    ya arkadaş bi bırakın şöyle iyiye emek verene bok atmayı.

    mesela ben bi beşiktaşlı olarak romantizme kapılıp bütün tarihimizin her anı fair playe uygun, her tavrımız adalet içindi falan demiyorum. öyle bi şey imkansız zaten.

    ama bi oyuncumuz, bi maçta güzel bi tavır göstermiş. alkış tutmuyosan da bok atma be kardeşim.

    yok falanca sezonda şöyle yaparken iyiydi, yok gs maçında hakemlere olmayan faulleri yutturmak için imaj çalışması..

    bu ne lan?

    bi avuç insan var şu ülkede bu çukurdan çıkma derdinde olan.

    galatasarayda korneri söyleyen semih, fenerbahçede demba ba'yla ilgilenen topal, beşiktaşta kırmızı değil diyen veli.

    bu adamları da biz tüketmeyelim gözünüzü seveyim.
  • sene başında arsenal ile kafa kafaya oynadı şampiyonlarlar ligini tek golle kıl payı kaçırdı arsenal bitmiş dediler. tottenham geldi üst düzey iki maç sonunda tottenham'ın üzerinde grup birincisi oldundu "abi tottenham bitmiş" dediler. liverpool ile eşleşildi premier ligde son dokuz haftada tek mağlubiyeti yoktu ancak son dakika tartışmalı bir penaltıyla anfield road'da mağlup olundu suarez'den sonra liverpool bitti dediler ..

    diğer yakada dordmund gerçekten bitmiş bundesliga'nın dibine kazık çakmıştı. 2 maçta dörder tane yuvarladı, "abi dordmund avrupada başka oynuyor" dediler.. haa bu arada bitmiş arsenal u-17 kadrosuyla dört tane çaktı "abi adamlarda altyapı var" dediler.

    neyse bizim kadromuz yetersiz beyler, siz kendi kadronuzun hayrını görün..