şükela:  tümü | bugün
  • beşiktaş korkusundan tir tir titreyen, maç öncesi otobüse binme görüntülerini dahi izleyip oradan çıkarımlar yapan (#72721312), her beşiktaş maçı sonrası en az 3 kez maçın tekrarını izleyen, beşiktaş'ın hücum ve oyun kurma şablonlarını a4 kağıtlarına çizip odasının duvarlarına asan, beşiktaş'ı şenol güneş'ten bile daha çok takip eden, sabahın 5 inde beşiktaş ile alakalı entry giren kıskanç, korkak, ezik bir renkli olarak yaptığım tespit.

    açılışı böyle yaptım ki söyleyeceğiniz her şeyi söyleyeyim de ondan sonra oturup bir dinleyin. şimdi sevgili kanatlı kardeşlerim, size kötü bir haber vereyim, maalesef oyun bitti. biz galatasaraylılar olarak bu filmi yıllar evvel seyrettik. siz bizim kadar çıldırmış şekilde yükselmediğiniz için, biraz daha akıllı davrandığınız için düşüşünüz biraz daha yumuşak olacak ama yine de düşeceksiniz. anlattıkça siz de anlattıklarıma hak vereceksiniz emin olun.

    tarih 2011, ünal aysal diye bir adam geliyor, eminim bizim taraftarın %90'ı adını sanını duymamıştır daha önce. bu adamın gelir gelmez ilk söylediği şey şu, başarı, başarı, başarı. ben toptan anlamam, işi ehline bırakırım diyen bir adam. dedik ki bu adam egoyu falan aşmış, kompleksleri yok amacı sadece galatasaray'ı başarıya taşımak. egosuz, yöneticiliği bilen, centilmen, adnan polat döneminden aldığı enkazı ayağa kaldırmaya yeminli bir başkan profili. bir de fikret orman'a bakalım, o da hemen hemen aynı profilde bir adam, aynı şekilde geldi, tek farkı enkazı demirören yönetiminden alması ve beşiktaş'a başkan olmasıydı.

    ünal aysal başarı için fatih terim'i getirdi, hem galatasaray'ın hem de türkiye tarihinin tartışmasız 1 numaralı teknik direktörü. fikret orman da (kendisinin başkanlık sürecindeki biliç dönemini de ben bizim o hagi'li falan kara döneme benzetiyorum bu yüzden orayı saymıyorum) benzer bir hamle ile gitti şenol güneş'i getirdi, bence o da 2 numara ülke futbolunda. ikisinin de benzer özellikleri var, temel özellikleri ise işlerine karışılmayı sevmemesi ve ego. o ego birini yedi, ötekini de yiyecek az kaldı.

    bu iki teknik adam da geldikleri ilk sezon ellerindeki o mütevazı kadroyla elini kolunu sallaya sallaya şampiyon oldular (süper final goygoyunu sayma). ilginçtir ki bu iki takımın da kalbi ön liberosuydu ve ikisine de taraftar deyim yerindeyse aşıktı (atiba-melo). iki takımın da göbek orta sahasında maestro lakaplı, kısa boylu, teknik, yandan çarklı emre belözoğlu gibi 2 oyuncu vardı ve bunlar ilerleyen süreçte takıma faydadan ziyade zarara sebep olacak oyunculardı (ozzy'i selçuk gibi elinizde tutarsanız göreceksiniz en geç 1-2 sene içinde), iki takımda da sürpriz verim alınan oyuncular şampiyonlukta pay sahibi oldu (sosa,necip, beck, marcelo gibi, bizde ise emre çolak, engin baytar, semih kaya gibi oyuncular), yani benzer birer şampiyonluk kazandılar bu takımlar yeni hocalarıyla.

    sonra 2.sezon artık şampiyonlar ligi arenasına çıkıyoruz diye her iki takım da ciddi maliyetli transferler ile sezonu açtı ve devre arasında da devam etti (gökhan gönül, caner, adriano, aboubakar gibi bizde amrabat, burak, hamit, sneijder, drogba gibi isimler kadroya dahil oldu). yalnız burada beşiktaş biraz daha akıllı ve tutumlu davrandı, bizde ise taraftar daha önce bir avrupa şampiyonluğu zaferi tattığı için gözü daha çok kararttı ve şampiyonlar ligi'nde iddialı olacak bir kadro bekledi, hoca terim başkan da über zengin aysal olunca gelen para direkt transfere akıtıldı. sonucunda iki takım da türkiye ligi için fazla zengin ve lüks bir kadro ile sezonlarına başladı (ki galatasaray bir de devre arası yüklemesi yaptı).

    ha bu arada özellikle değinmediğim 2 transfer var, iki hoca/başkan da ileride satarız diye birer wonderkid getirdiler, bruma ve talisca. biz direkt bonservisini verip aldık yine beşiktaş biraz daha akıllıca davranıp kiraladı ama bu adamın skor anlamında başarıda öyle bir payı var ki bence beşiktaş kendisini alacak, 25 olmasa da 15 e alacak. fikret başkan hazır vitrini de bulduk parlatır okuturuz 30-40 a diye kendisini alacak :)

    konuya dönersek bu takımlar avrupa'da güzel işler yapıp (6-0 lık kiev hezimetini saymazsanız) şişkin kadrolarıyla aynı zamanda 2. kez şampiyon olmayı da başardılar. ancak şişen tek şey kadro, gelirler ve başarı olmadı. aynı zamanda egolar da şişmeye başladı. ben toptan anlamam diyen aysal ve ortalarda fazla görünmeyen, ben işimi yaparım diyen fikret orman bir anda tvlerde daha sık görünmeye, başarıyı sahiplenmeye ve egolarını ortaya koymaya başladılar. hal ve tavırlarından ego akmaya başladı. "biz artık büyük takım olduk bu devran böyle gidecek, hocalar olmasa da olur" diye düşünmeye başladılar. buna tepki olarak da başarının gerçek sahipleri olan hocalar, hem de egoları da kendileri kadar büyük bu hocalar bu durumdan huzursuz olmaya başladılar ama her şey yolunda giderken bu durumu da bozmak istemediler.

    şampiyonlukla geçen 2 sezonun ardından 3.sezonda ise henüz beşiktaş'ta patlamamış olan ama patlaması da bana göre bir hayli yakın olan ego savaşı patladı galatasaray'da. önce beşiktaş'ın da yine 3. sene başına gelen milli takım hocalığı krizi patlak verdi, egosu şenol güneş'ten haklı olarak daha büyük olan fatih terim ben ikisini birden götürürüm diyip işin altına girdi. buna cevaben aysal'da artık şişmiş egosunu "eleman" falan diyerek ortaya koydu, olayların sonunda terim demirören'in kayığına binip ünal aysal'a "al artık gemi sende, madem büyük başkansın yürüt bakalım" dedi ve ipler koptu. beşiktaş'ta da benzer bir durumun yaşanması yakın gibi görünüyor, biraz da sportif başarısızlık ile süslenirse bu durum çok daha çabuk yaşanacak ve beşiktaşlı arkadaşlar da bizim gibi ağızları açık vaziyette "noluyoruz amına koyim" diye ntvspor'da kırmızıyla gösterilen "şenol güneş beşiktaş'taki görevinden ayrıldı" yazısına bakacaklar.

    bu arada 2.sezonlarının sonunda her iki takımın taraftarının da "artık biz 3-4 sene şampiyon oluruz, kimse bizi tutamaz" moduna girmiş olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. o göt sonra gökten iniyor, bizimki indi g4l4t4s4r4y olduk, daha anca yeni yeni kalkmaya başlıyor. sizinki de inecek yani önümüzdeki yıllarda söyleyeyim şimdiden.

    gelelim 3.sezona. galatasaray'ın 3.sezonunda takımın başına gelen mancini ile artık ligi cepte görüp avrupa arenasına saldıran galatasaray belki de son 2 sezonki haliyle oynasa 30 gol yiyeceği bir gruptan (real madrid-juventus-kopenhag) çıkmayı başararak son avrupa başarısını kazandı kazanmasına ancak beklenmeyen bir şekilde ersun yanal'ın fenerbahçesi panzer gibi rakiplerini ezerek nisan ayında montla şampiyonluk kutladı. beşiktaş açısından ise içinde bulunduğumuz sezon olan, beşiktaş'ın da tüm gücünü avrupa'ya verdiği, ligi cepte gördüğü bu sezon muhtemelen ya ihtimal verilmeyen tudor ya da ilk şampiyonluğunu yaşayacak olan başakşehir beşiktaş'a bu tokadı vuracak.

    ondan sonra bize olanları biliyorsunuz zaten, 4 ler 5 ler falan havada uçuşuyor, galibiyet denen şeye hasret kalıyorsunuz, liderin 30 puan gerisinde sezon bitiyor, her maç yönetim istifa tezahüratları falan. sizin için de bundan sonrası maalesef öyle, belki bu kadar şiddetli düşmeyeceksiniz ama yine de 2-3-4 te bitecek artık ligler sizin için.

    bak bugün baktım mesela şenol güneş başlığında renksizlerin bir kısmı hocayı istifaya çağırmış, işte buna güç zehirlenmesi deniyor arkadaşlar. 2 sene şampiyon olunca çıtayı artık daha aşağı koyamıyorsun, puan kaybı bile gözüne batıyor, iyiye değil kötüye odaklanıyorsun. o "ersan galibiyet nasıl bir şey ersan, 3 puan nasıl bir şey ersan" dediğiniz zamanları, "ya allah aşkına senede bir tane fener maçı var bari onu kazanın" dediğimiz zamanları unutturuyor bu güç zehirlenmesi. göt varıyor arş-ı alaya. şimdi sizin başkanın oturuşundan tut hocanın agresifliğine, hocanın agresifliğinden taraftarın ukalalığına kadar her alanda bu güç zehirlenmesi belli oluyor. işler biraz daha kötüye gidince artık birbirinize saldırmaya ve beşiktaş'ı içten içe kemirmeye başlayacaksınız.

    bu sürecin kilit adamı kim olacak biliyor musunuz? sizin sevimli hayalet, maestro oğuzhan özyakup. onu siz artık selçuk inan yaptınız koluna kaptanlık bandını vererek. artık tolgay bile kendisinden iyi oynuyor ve daha bu iyi günleri emin olun. o adam özellikle de şenol güneş gittikten sonra takımın tek sahibi olacak, yeni gelen hocanın üzerinde demokles'in kılıcı gibi duracak, beğenmediği hocayı sabote edecek takım arkadaşlarıyla ve gönderecek. bir nevi beşiktaş'ta da artık oyuncuya dayalı sisteme mecburen geçilecek. bu adam takımı öyle bir karıştıracak ki kepçe gibi senelerce anlamayacaksınız onun tüm bu işlerin arkasında olduğunu, yıllarca "ozzy yapmaz ya ozzy beşiktaş'ın evladı" diyeceksiniz, senelerce ozzy form tutacak diye bekleyeceksiniz ama olmayacak. bu adam belki gün gelecek başkanı yiyecek, bizim selçuk yiyecekti mesela az kalsın, deli tudor hamlesiyle beraber ve özellikle takımın yabancı oyuncularla yenilenmesi + selçuk ve şürekasının dağıtılması + başarının gelmesiyle şimdilik selçuk'u kimse önemsemiyor o yüzden de sesini çıkaramıyor, arda gelirse tekrar etkinliği olacaktır ama sanmıyorum ki eski gücüne kavuşsun.

    şimdi gelelim beşiktaş niye daha yumuşak çakılacak kısmına

    1-) fikret orman başarıyı da başarısızlığı da gördü, ünal aysal başarısızlığı ilk defa görmüştü ve dayanamayıp bıraktı. yani fikret orman'ın başarısızlık durumunda da sağlıklı hamle yapma ihtimali var.

    2-) beşiktaş güç zehirlenmesini biraz daha hafif yaşadı. biz drogba ve sneijder'i getirip real madrid'e 3 atıp 4 ü kovalayınca, real'li juventus'lu gruptan çıkınca götü başı dağıttık, kendimizi kaybettik. hatırlayın şampiyonlar ligini alacaz temalı koreografimiz vardı lan bizim ve gerçekten inanıyorduk buna o dönem. beşiktaş'ta ise bu çılgınlık biraz daha hafif geçiyor, yani daha mütevazı rakiplere karşı başarılı oldukları için henüz bizim kadar çıldırmadılar, bu turda es kaza bir büyük takım elerlerse veya ucu ucuna elenirlerse o zaman seyredin filmi. herkes başarı konusunda çıldırmış olacak, başarısızlık halinde ortalık 15 temmuz gibi olacak.

    3-) beşiktaş'ın hem başkanı hem hocası hem de oyuncu grubu 1st class egolara sahip değil. yani 1 numara fatih terim'in egosuyla şenol güneş'in egosu, multimilyoner aysal ile fikret orman'ın egosu ve sneijder, drogba, selçuk, burak gibi adamlarla cenk'in talisca'nın ozzy'nin quaresma'nın egosu bir değil. bu yüzden ego savaşları daha sancısız geçecek ama elbet o savaş bir yerde patlayacak ve şenol hocanın kellesini alacak. aynı süreci yaşayacaksınız yani kanatlılar, kaçış yok.

    4-) beşiktaş parasını daha akıllı harcadı, biz götü başı dağıttık her oyuncuyu bonservisiyle aldık, açlık sınırını 2.5 m euro bandına çektik. beşiktaş ise her ne kadar bu sene biraz kantarın topuzu biraz kaçtıysa da halen parayı idareli kullanıyor. bu da kurtuluş için ekstra bir şans demek olacak.

    tüm bu sebepler sayesinde belki bizim gibi çakılmayacaksınız ama elbet dü-şe-cek-si-niz ! o sene bu sene bundan sonra her sene olayı yalan yani, inanmayın ona.

    dost acı söyler kanatlılar, her ne kadar ezeli rakip olsak da ebedi dostuz unutmayın.
  • (bkz: ahahahahahahhahahaa)

    bir sezon şampiyon oldunuz lan alt tarafı bu kadar kasmaya gerek yok.
  • şirinevler'de otobüs kalkmadan okumaya başlayıp, aksaray'da bitirdiğim entrydir.
    yine de okumaya değdi.
  • "rakiplere +20 paragraf analiz yaptırıyorsa henüz sonuna gelinmemiştir" diyerek katılmadığım önerme...

    bu arada üşenmedim okudum ve neredeyse tamamına katılmasam da medeni bir şekilde görüşlerini yazan yazara teşekkür ederim...(inanmayana özet yazabilirim. vallahi okudum bak).
  • tarih tekerrürden ibarettir mottosu ile yazılmış bir analiz ama maalesef "iyi denemeydi monteigne" demekten başka yol yok.

    öncelikle galatasaray ile beşiktaş'ın camia yapıları, başarısızlığa bakış açıları farklıdır. verilen örneklerden yola çıkarsak; şenol güneş'in görevine son verilirse bile şenol hoca bunu takımın başında antrenmanda iken televizyondan öğrenmez. ve yahut şenol güneş'e hem beşiktaş'ı hem milli takımı çalıştırma teklifi geldiğinde birilerine yaranmaya çalışmaz ve "eh sizden de bir 3.5 milyon euro gelsin madem" demez.

    oğuzhan özyakup ilk yarısını geride bırakmak üzere olduğumuz sezonda defalarca yedek kalmıştır ama yanına cenk'i necip'i falan alıp lobi yapmak yerine forma beklemeyi tercih etmiştir. bu sezonun başında fernando ve n'diaye transfer edilince galatasaray'ın bir numaralı gündemi selçuk nerede oynayacak idi.

    beşiktaş'ta ego denince akla gelen ilk isim quaresma'dır. adam şenol güneş'e neler yaptı oyundan alınınca ama gelinen nokta ortada. şenol hoca quaresma'yı idare etmesini bildi. şenol güneş terim gibi değil. onun egosu terim'e benzemiyor.

    beşiktaş iki sene üst üste iyi futbol oynayarak şampiyon oldu ve bu sezon da şampiyonlar liginde bir daha kırılamayacak bir rekor ile grubundan lider çıktı. sezona şampiyonluğun en güçlü favorisi olarak başladı. ligde işler iyi gitmiyor ama kaybettiği çok şey yok. puan farkı sadece 5. şampiyonlar ligi'nde son 16 turu maçları oynanacak ve çekilecek kuraya göre bir üst tura çıkma şansımız hala var. beşiktaş'ın düşüşünden bahsetmek şu an için erken.

    diyorsanız ki; bir gün elbet düşecek, buna itiraz edemeyiz. beşiktaş hegemonyası gerçekten bir gün bitecek. ama senin anlattığın gibi dolaplarla, iç hesaplaşmalarla, ego savaşlarıyla, oyuncular arası kamplaşmalarla olmayacak. beşiktaş'ın düşüşü galatasaray gibi olmayacak. çünkü beşiktaş, galatasaray'a benzemez. sizin yükselişiniz saman alevi gibiydi. iki üç pahalı transfer, plansız şişkin kadro ile gelmişti. biz dipten geliyoruz. "feda"dan geliyoruz. ersan gülüm'ü de olcay şahan'ı da unutmadık.

    beşiktaş'ın düşüşünün nasıl olacağını, hegemonyasının nasıl biteceğini hep beraber izleyeceğiz ama daha zaman var. sabredin biraz ve izleyin. gözünüz şampiyonlar ligi takımı görsün.
  • senin ben o bombos hayatini s2eyim
  • (#72735856)

    biz bunları uzun uzun anlattık. bizim 2011-2013 arası yaşadığımız lüksü beşiktaş 2016-2018 arası yaşadı. senaryo hemen hemen aynı, sadece isimler değişik, ünal aysal'ın yerini fikret orman, fatih terim'in yerini şenol güneş ve maestro xelçuk'un yerini maestro ozzy a.k.a 150 milyon euro almış bu senaryoda.

    özellikle ozzy ile söylediklerimi iyi okuyun. osmanlıspor maçı başlığında yazılan yorumlar henüz daha başlangıç. bu çok iyi günleri, daha ozzy'nin ne günlerini göreceksiniz.

    o zaman demiştim çöküşünüz yakın diye, çöküş başladı beyler ve üzülerek söylüyorum ki yeni bir feda projesine derhal girilmezse bu çöküş sizi feda sürecindekinden de geriye götürecek. o büyük başkan fikret orman bir iki sene içinde yıldırım demirören'den bile daha kötü anılacak. biz de ünal aysal'a büyük başkan diyorduk o dönem yıldızlar gelirken, drogba'lar sneijder'ler gelirken şampiyonlar ligi paraları cukkalanırken arkadaki borç dağı görünmüyor maalesef. ne zaman ki işler kötü gidiyor o zaman borç dağı hafiften görünmeye başlıyor, hele bir de yönetim değişirse işte o zaman dağ birden bütün heybetiyle önünüze dikiliyor. siz bu sene o dağ ile yüzleşeceksiniz ve emin olun bunun faturaları çok ama çok ağır olacak. o çok övündüğünüz, yedekleri şampiyon olur dediğiniz kadronun yıldızları batan gemiden kaçan fareler misali kaçacak, kaçmasalar bile maddi sebeplerden gönderilecek.

    bizim de çok götümüz kalkmıştı zamanında, sonra g4l4t4s4r4y olduk. neyse ki fatih hoca geldi de götümüzü toparladı bu senelik. sizin de götünüz çok kalkmıştı, şimdi siz 8taş günlerinize geri dönüyorsunuz. haddinizden fazla kibirlenerek hakketmiştiniz bu sonu. umarım bu size ders niteliğinde olur da bir daha başarılı olduğunuzda bu kadar bokunu çıkarmazsınız, görgüsüzlük yapmazsınız.
  • hegemonyaların küçüğü bitti, darısı büyüğünün başına.

    (bkz: istanbul hegemonyası)