şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten bir ayrıcalıktır. hem de her yönüyle... giriyorum youtube'a. bir sürü küçüçük beşiktaşlı çocuk. aynı kardeşim gibi hepsi. daha kitap demeyi öğrenmeden şampiyon beşiktaş demeyi öğrenmişler. yatakta olacakları saatte inönü'deler hepsi. soğuk kış gecelerinde telefon açıp "abi internette nerden izleniyordu lig tv" diyorlar. beşiktaş yenilince ağlıyorlar, okula gitmiyorlar. onlar da ayrıcalıklarının farkında. o kutsal formayı üstlerine geçirdiklerinde en önde giden nefer oluyorlar.
    okula gidiyorlar, takımları yeniliyor, okula gitmiyorlar. en yakın arkadaşlarıyla beşiktaş'a laf attı diye kavga ediyorlar. kartalları yenilince yemeden içmeden kesiliyorlar. beşiktaşlılık içlerine işlemiş. kanları siyah beyaz akıyor.
    yaş fark etmiyor beşiktaşlılık. 6 sında da 60'ında da aynı duygular, aynı heyecan, aynı tezahurat: beşiktaş'ım benim, biricik sevgilim. beşiktaş yenilince hayata küsmek, kartalım yenince hayata dönmek. sevgiliye yerini bildirmek. benle maça geleceksen gel, yoksa git demektir beşiktaş. sevgiliyi de kendin gibi yapmaktır. sevgiline 12 numaralı formayı alıp hediye etmektir beşiktaşlılık. sevgiliyle birlikte "kartal gol gol gol " diye bağırmaktır. maçtan sonra çıkıp keyifli keyifli taksim'e yürümektir beşiktaşlılık. hiç sevmediğin bir adamın beşiktaşlı olduğunu öğrendiğinde ona birden ısınmaktır beşiktaşlılık. yenmeyi de yenilmeyi de bilmektir. en mükemmel galibiyetlere de en kahredici yenilgilere de katlanmaktır beşiktaşlılık. 8-0'dan sonraki gün okula beşiktaş formasıyla gitmektir beşiktaşlılık. kapalı ruhudur beşiktaşlılık. karşılıksız bir aşk yaşamaktır beşiktaşlılık. sürekli ihanet eden bir sevgiliden asla vazgeçememektir beşiktaşlılık. cebindeki son parayla stada gidip kahrolarak dönmektir beşiktaşlılık. ölüp ölüp dirilmektir beşiktaşlılık. 90.dakikada atılan şampiyonluk golüdür beşiktaşlılık. bu hayatta gerçekten beşiktaşlı olmayanların hiçbir zaman anlayamayacağı bir şeydir beşiktaşlılık.
  • dünyanın öbür ucunda, memleketinden olabilecek en uzak noktalardan birinde yapayalnız geçen bir hayatta, o nefes alıp vermelerin devam edip etmeyeceğinin belirleneceği ameliyat masasına, üzerine siyah-beyazlı formasını giyip uzanmaktır beşiktaşlılık..

    beşiktaş "son arzu"dur. o forma da, yeri ve zamanı geldiğinde "kefen"...

    "sen babamdan kalan miras değil, evladıma olan borcumsun" cümlesini bir pankartın üzerinde bjk inönü'nün duvarına asan anlayıştır beşiktaşlılık.

    beşiktaş nesilden nesle taşınan bir "yaşam biçimi", bir "hayat anlayışı"dır. o forma da "kutsal emanet"...

    "siyah-beyaz, ölüm-yaşam" sloganındaki iddia ve "romantik realizm"dir beşiktaşlılık..

    beşiktaş kaderciliktir isyankarca. o forma da zıtlıkların uyumunun kanıtı...

    "tarihi zafer"in habercisi bir skorla biten ilk 45 dakikanın ardından, ikinci yarıda yaşanan dram sonrası hüsran ile biten maçın ardından, bir gece yarısı gittiği idman sahasının tel örgüsünün arkasından, futbolcusuna "ilk yarının sonunda yatağına götürüp uyuttuğum oğluma yarın sabah ben ne diyeceğim?" diye göz yaşları içinde sormaktır beşiktaşlılık.

    beşiktaş "söz"dür, "umut"tur, "duygu"dur. o forma da yeni sabahlara altında uyanılacak yorgan...

    "başarı için her yol mübah ise ben böyle başarıyı istemiyorum" diyebilmektir beşiktaşlılık.

    beşiktaş "başarı"ya tapmak değil, "dik durmak"tır. o forma da bedel ödemeyi göze alabilenlerin üniforması...

    şahıslara değil, renklere ve felsefeye olan aşktır beşiktaşlılık

    beşiktaş "takım sevgisi"nden öte, "ahlak anlayışı"dır. o forma da "moda" değil, "tarihi zenginlik"...

    rakipleri aşağılamak değil, saha içinde futbol, tribünde ise kıvrak zeka ve espri yeteneği ile kazanmayı ilke edinmektir beşiktaş.

    beşiktaş belden aşağı vurmadan mücadele etmektir. o forma da göğsündeki armanın tam ortasında duran liyakat nişanının hakkı verilerek ıslatılacak en nadide giysi...

    genel yozlaşmadan etkilenmemenin mümkün olmadığının farkında olarak, bu bozulmayı asgari seviyede tutabilmek için mücadele etme çabasıdır beşiktaşlılık.

    beşiktaş "direnmek"tir. o forma da ütüsü mümkün olduğunca az bozulsun diye üstüne titrenen kıyafet...

    emekle, alın teriyle kazanılan, ancak vakti zamanında tescil edilmemiş olan şampiyonluklarının yıllar sonra resmi kayıtlara geçirilmesi için yaptığı haklı hukuk mücadelesi rakipleri tarafından saptırılıp, yapılan sanki bir "yıldız kapma" yarışıymış gibi gösterilirken; formasındaki armanın üzerine konulacak olanla değil, o armanın kalbinde taşıma ayrıcalığına sahip olduğu "ay-yıldız" ile övünmektir beşiktaşlılık.

    beşiktaş "haksız kazanç", "haksız rekabet" değil; hakkını, olması gerektiği yollardan arayıp almaktır. o forma da onur mücadelesinin bayrağı...

    beşiktaş'ın, beşiktaşlılığın yukarıdaki tariflerini ancak bu ortak aşka gönül verenler tam manasıyla anlayabilir, hissedebilirler.

    "seyirci" ile "taraftar" arasındaki farkın ayrımında olmayanlar, bu yazıda yer verilen görüşleri "abartı" hatta "saçmalık" şeklinde bile değerlendirebilirler. zaten bu da doğal olandır, normal olandır.

    not: bu yazı, yıllar öncesinde okuduğumda inanılmaz etkileyen, yıllar sonra da okuyunca tüyleririmi diken diken eden bir yazıdır. yazarını maalesef ki hatırlamamaktayım, ama çok eski zaman da, forza besiktas'tan alıp arşivlemiştim bu güzel yazıyı.
  • eski sevgililerden bahsedildiğinde akla metin-ali-feyyaz'ın gelmesidir.
  • anlaşma gereği akşam 10'da çıkmam gereken işimden öyle ya da böyle erken çıkıp tribünlerde yerini alabilmemdir bazen.
  • deplasmanda 0-2 kazanılmış bir maçın rövanşında bile acaba diye sorup için rahat maç seyredememektir.
  • "aşk acısı çekmek, ama aynı zamanda aşkından ölmek, o aşkla mutlu olmak" gibi birşey... çok sevdik be abi.
  • anlatılabilir olsa yaşayamazdık.
  • zamanında annemi istemeye trabzon'a giden babamın, en fanatik trabzonlular'ın arasında, tüm kuzenleri beşiktaşlı yapmasıdır. yıldırım demirören'e ve o kafayı yedirten tercihlerine rağmen, tüm kalbinle takımını doyasıya sevebilmektir. başka takıma transfer olduğunda, eski takımına karşı oynayamamaktır beşiktaşlılık.

    bir de...

    kaybedilen bazı maçlar sonrasında odana çekilip hüngür hüngür ağlamaktır.
  • hüzünlenince siyahı yaşamak mutluluğunda ise beyaza ulaşmaktır. her zaman sınırında yaşamaktır herşeyi. sevinç ise en üst sınırında. hüzünse hat safhada. sevinmek için sevmemektir. hayattır, duruştur, felsefedir beşiktaşlılık. yeri gelince ölüm sessizliğine bürünmek yeri gelincede desibel rekorları kırmaktır. yeri geldiğinde yaptığı bestelerle lafı gediğine koymaktır. açtığı pankartlarla gazetelerde manşet olmaktır.
  • bitmeyen dertlerin sikine kadar olması, beşiktaş sevgisinin ise ölene kadar olmasıdır.*

hesabın var mı? giriş yap