şükela:  tümü | bugün
  • unutulan yahut gözardı edilmiş birşey var sanırım.çünkü benim araştırdığım,okuduğuma göre besim ömer paşa ülkemizde çağdaş doğum biliminin öncülerinden ve ilk kadındoğum kliniğinin kurucusudur.bu kliniği kuracağı dönemde kadınların gayrimeşru çocukları doğurduğu bir zinaevi açacağı suçlamalarına karşı çıktı ve herşeye rağmen 1892'de demirkapı'daki taşkışla'ya yakın bir bölgede üç odadan oluşan küçük bir binayı gizlice doğum kliniği haline getirdi.yine ek olarak çağdaş hemşirelik ve ebelik üzerine, çocuk bakımı, verem ve tıp tarihi üzerine birçok eser verdi.çocukları koruma derneğinin ve türk tıp tarihi kurumunun kurucuları arasındaydı.yine ilk kez 14 mart 1919'da işgal altındaki istanbulda öğrencilerin yasak olmasına rağmen toplanıp işgal karşıtı konuşmalar yapmalarına izin verip tıp bayramını kutlamalarına destek veren birkaç hocadan biriydi.
    ilginç bir not olarak da 1912 yılında ingiltereden amerikaya seyahat etmek için bir gemiye yetişmeye çalıştığını fakat yetişemeyip binemediğini-ki o gemi titanic tir-ekleyip aradan çekiliyorum.
  • mekteb-i tıbbıye-i şahane'yi birincilikle bitirdi. fenn'i kibale (ebelik) muallimi olan mehmet vahit bey'in yardımcısı oldu. 1887'de fenn-i velâde ihtisası için paris'e gitti. paris charitaé hastane'sinde çalıştı. mehmet vahit bey'in ölümü üzre geri çağrıldı. ancak 1891 yılında eğitimini tamamlayınca istanbul'a geri döndü. mekteb-i tıbbıye'de ebelik eğitimine başladı. bu nedenle "hemşirelik" öğrettiği ya da kurucusu olduğu sanılır. doğum kliniği açma isteği abdülhamit tarafından defalarca reddedildi. 1892 yılında adeta gizlice sirkeci demirkapı'daki mekteb-i tıbbıye'nin yakınında sur-u sultaniye (topkapı surları) yakın mütevazı bir evde kendine ait bir vilâdethane (doğumevi) açtı. son sınıf öğrencileri burada altışar kişilik gruplar halinde yirmidört saat nöbetler tutuyordu. ilk kuvöz örneğinin de burada kullanıldığı kaynaklarca söylenir. 1909'da kadırgaya taşınan vilâdethane onyedi yıl hizmet verdi. çeşitli kitaplar yazdı ve emraz-ı nisa isimli tercüme bir eseri de vardır. ebe adaylarının otuz yaş altında olması, türkçe bilmesi, okur-yazar olması gibi döneminin radikal kurallarını uyguladı. 1928'de kliniği haydarpaşa'ya taşıdı. hilal-i ahmer (kızılay) kuruluşunda da pekçok emeği olan besim ömer paşa, 1921 yılında "himaye-i eftal cemiyeti"nin de kuruculuğunu yaptı. 1912 yılında avrupa'dayken titanik gemisi'nde yer ayırttığı ama kaçırdığı kendi hatıratlarında vardır. 48 yıl hocalık, 400 makale ve 70 civarında eser yazmış, hiç evlenmemiştir. doğum meselesini "kadın-çocuk- doğum" kavramına oturtan besim paşa, 1938 yılında "türk tıp tarihi kurumu"nu kurmuş, 5. ve 6. dönem meclisinde bilecik milletvekilliği yapmış ve 1940 yılında vefat etmiştir.

    kaynak: dr. yavuz ceylan, bir uygarlık serüveni
    wyeth ilaçları a.ş için tasarlanan 2000 yılı ajandası
    sayfa 110
  • yahya kemal beyatlı ile aynı soyağacını paylaşmaktadır dr. besim ömer akalın.

    kaynak:

    kaya bilgegil, "yahya kemal'in neseb cetveli", iç. "yahya kemal enstitüsü mecmuası", c.iii (haz. nermin suner pekin - dr. muhtar tevfikoğlu), istanbul fetih cemiyeti yahya kemal enstitüsü neşriyatı, istanbul-1988, s. 112.
  • kızılay(hilal-i ahmer) kuruluşunda bir olay daha yaşanmıştır.avrupa, yardım kuruluşlarının haç taşıması gerektiğini savunmuş besim ömer paşa ise kendilerinin kültürüne uygun olması için hilalin kullanılması gerektiğini savunmuştur.en sonunda ateşli tartışmalar sonucu kabul ettirmiştir.doğru bildiği yolda ilerleyenlere ve o yolun sonunda karşılığını alanlara ne mutlu...
  • süt damlası cemiyeti'nin* ilk kurucularindan olan doktor.

    ardinda tip uzerine pek cok eser birakip tip tarihi ile ilgilenenleri bahtiyar etmis olan doktor.
    ornegin:
    seriryat-i viladiye, emraz-i nisa, hifz-i sihhat, tabib-i etfal sihhatnuma-yi izdivac, sihhatnuma-yi etfal sihhatnuma-yi aile,sihhatnuma-yi tenasul, cocuk buyutmek, turk cocugu yasamalidir, turk cocugunu nasil yasatmali, nevsal-i afiyet.

    “doğumu artırmak bir taraftan evlenmeğe, diğer cihetten çok çocuk yetiştirmeğe sevkü teşvik eylemektir ki bunun en iyi ve tesirli yolu kanun yoludur; bunun haricinde her teşebbüs boş ve neticesizdir. her memur, her devlet adamı, evlenmiş ve kırk yaşında en az üç çocuk sahibi olmuş olmalıdır.”

    “istikbal çocuğu, cumhuriyet evladı eğri bacaklı, çıkık karınlı, soluk benizli, boş kafalı olamaz; böyle bir çocuk yarın için bize çok şey vad edemez.”
  • türk tıp tarihinin en önde gelen isimlerindendir.

    1862'de istanbul' da doğan besim ömer ortaöğrenimini kosova askeri rüştiyesi'nde yaptı. 1883'te askeri tıbbiye'yi yüzbaşı rütbesiyle bitirdikten sonra, 1885'te gittiği paris'te doğum ve kadın hastalıkları uzmanı oldu.

    yurda dönüşünde (1889), ferik rütbesiyle askeri tıbbiye' de profesör olarak görev yapmaya başladı. bu dönemde, hilali ahmer'in (bkz: kızılay) canlandırılmasında büyük emeği geçti. veremle mücadele, çocuk esirgeme, süt damlası derneklerini kurdu.

    kadınların tıp bilimine katılımına büyük emeği geçmiş, çok ilerici bir bilim insanıydı. kızılhaç'ın washington'daki toplantılarına katılmış, burada hemşirelik biliminin branşlaşmasını inceleyerek yurda dönüşünde hilali ahmer merkez dairesi'nde kadınlara ilk kez olarak hastabakıcılık dersleri vermiştir. ayrıca 1922 yılında, o zamanki adı haydarpaşa tıp fakültesi olan, mekteb-i tıbbîye-i şâhâne'ye 7 kız öğrenciyi kaydettirerek (bkz: suat rasim giz) türkiye'nin ilk kadın doktorlarının, cerrahlarının yetişmesine on ayak olmuştur.

    ikinci meşrutiyet'te, rütbesinin paşalıktan albaylığa indirilmesine karşın, halk kendisini besim ömer paşa diye anmayı sürdürdü. 1934 yılında akalın soyadını aldı. 1933'teki üniversite reformu sırasında kadro dışı bırakıldığı 1935-40 arasında milletvekilliği yapan besim ömer ardında 77 yapıt bıraktı, bunların önemlilerinden biri türkiye'de hazırlanmış ilk tıp yıllığı olan nevsal-ı afiyet'tir.
  • 1892 yılının istanbulu'nda ilk kez bir "viladethane" açılır. açan da eğitimini paris'te tamamlamış olan besim ömer paşa'dır. "açılır" dedik ama bu hiç de kolay olmaz. 1885'te de vehbi bey kente bir viladethane açma girişiminde bulunmuş, hatta binanın planlarını mimar perpignanni'ye çizdirtmiş, ama saraydan izin çıkmayınca tüm çalışmalar rafa kaldırılmıştı. geçen yedi yıl içinde, birçok kadın doğum anında ölürken bir o kadar çocuk da sakat kalır. besim ömer paşa, belli çevreler tarafından hakarete uğrar, cağaloğlu'ndaki evi taşlanır. bunun nedeni "piçhane" kurmasıdır! "hangi kadın gider orada doğum yapar, elbette doğacak çocuğun babası belli olmayan." böyle düşünür kimileri ve besim ömer paşa'yı şeytan ilan ederler. evet, viladethane "doğumevi" demektir ve onun kuruluşunda öncülük yapan besim ömer paşa da kadın doğum uzmanı olan bir biliminsanıdır.

    ii. abdülhamit'in doğumevi yapımını reddetmesinin nedenini dr. ömer besim paşa şöyle açıklar: 'o zaman nezd-i şahane'de viladethane'nin bir 'piçhane' gibi telakki edilmiş olmasıdır. hep bu telakki tesiri altında menfi cevap gelmekte idi. her şey burada düğümlenip kalıyordu.' 1892'ye kadar istanbul'da kadınlar evlerde doğum yapıyordu. ebelerin bilgileri dahilinde evlerde doğum yapmayan kadınlar, hamile olduğunu ailesinden gizlemek zorunda kalanlar ya da genelev çalışanlarıydı. besim ömer paşa için doğum anı kadar, doğumdan sonraki bakım da önemliydi. toplumu bilim yolunda yürütmekte kararlı olan besim ömer paşa, gülhane askeri tıbbiye'nin yakınındaki, üç oda ve bir sofadan ibaret olan binada ilk doğumevini açar. böylelikle bilim, uygar yaşam, sarayı gizlice kuşatmış olur. çünkü viladethane binası topkapı sarayı surlarına bitişikti ve besim ömer paşa tüm çalışmaları saraydan gizleyerek yürütmüştü!

    doğumevini kuran bu yürekli insan, doğum yapacak kadın bulabilmek için gazetelerde yazılar yazmaya başlar. özellikle de "fakirhane"lerde doğum yapan kadınların, normal şartlarda bile sağlıksız koşullarda yaşadığını belirterek doğum sonrasında bakımsızlıktan öldükleri gerçeğini vurgular. onun düş kapısından içeri doğum yapmak için ilk hangi kadın girdi, bilemiyoruz; ama bu durum, o an besim ömer paşa'nın yüzündeki gülümsemeyi gözümüzün önüne getirmemize engel değildir! besim ömer paşa, son sınıf öğrencilerine 24 saat arayla, altışar kişilik gruplar halinde nöbet tutturur. doğumevi, bu alanda nice uzman doktorun yetiştiği bir okula dönüşür. doğumevi'nin başarısı istanbul'da dilden dile yayılır. öyle ki bina başvuruları kabul edemez hale gelir. halkın talebi karşısında ii. abdülhamit, 1904 yılında yeni bir viladethane yapılması iznini verir. bu izin, besim ömer paşa'nın zaferinin saray tarafından da kabul edilmesi anlamına gelmektedir. ilk doğumevi 17 yıl hizmet verir. nasıl titanik'in atlas okyanusu'ndaki enkazında ölen insanların yardım isteyen haykırışları yankılanıyorsa, harabeye dönüşen ilk doğumevinin duvarlarında da zor bir ameliyat sonrasında dünyaya gelen bebeklerin çığlıkları ve mutlu annelerin, babaların kahkaha sesleri duyulmaktadır. günümüzde, doğumevlerine gelen ziyaretçiler yeni doğan bebeğe ilk oyuncak olarak "teddy bear" armağan ediyorlarsa, bilinmelidir ki bu mutluluğun bedeli besim ömer paşa tarafından ödenmiştir. bu ülkenin besim ömer paşa'ya büyük bir teşekkür borcu vardır. kadınlarımız bilimin ellerinde doğum yapmalarını besim ömer paşa'ya borçludur.

    baba olmanın mutluluğunda besim ömer paşa'nın düşlerinin ve tüm baskılara rağmen çıkarmadığı beyaz doktor önlüğünün payı büyüktür. oysa onun doğumevi günümüzde bir yıkıntı halinde ve yanına hiç kimse uğramıyor. tıpkı, titanik'in enkazı gibi... o tarihi bina bir gün mutlaka "dr. besim ömer paşa müzesi"ne dönüştürülecektir. buna yürekten inanıyorum. viyana oyuncak müzesi'nde sergilenen oyuncak siyah ayıya ve tuttuğu titanik resmine bakarken, besim ömer paşa gelir aklıma... çünkü o, new york'taki bir tıp toplantısına gitmek üzere bilet aldığı gemiyi kaçırmış bir yolcudur. o gemi titanik'tir! inancım, bu toplumun kahraman olarak elleri kanlı katilleri, çetecileri tanıması değil, besim ömer paşa ve onun gibi biliminsanlarıyla "gurur" duymasıdır. besim ömer paşa gerçek bir kahramandır. ille de şartsa olsun, onun da elleri kanlı!

    --------
    sunay akın'ın sabah gazetesinde 14 ocak 2006 tarihinde yayımlanan yazısından alınmıştır.

    http://www.sabah.com.tr/…3-20-103-20060114-101.html
  • bir nevsal-i afiyet'i vardır ki dört cilt, her biri sahaf sitelerinde yüz ila iki yüz milyona satılmakta. tarihin gözü kör olsun!
    yalnız, yuh, chicago üniversitesi'nde mikrofilm olarak var bu!
    onun da hediyesi şöyle imiş:
    nevsal-i afiyet (salname-i tibbi)
    1315 [1899] $150.00/5
    1316 [1900] $150.00/7
    1320 [1904] $175.00/9
    1322 [1906] $175.00/10

    http://www.lib.uchicago.edu/…/ministry_salname.html

    edit: artık beyazıt kütüphanesi'nde dijital ortamda emrinize amadedir.
  • osmanlı tababetinin bu parlak siması ve yakın arkadaşları hakkında münevver ayaşlı bakın neler demiş:

    --- alıntı ---
    gülhane mektebi’nin en parlak talebesinin, ardından hayata atıldıktan sonra da en meşhur ve muvaffak olmuş doktorları besim ömer paşa, süleyman numan paşa, orhan abdi bey (deli fuad paşa’nın damadı) ve asaf derviş paşa’nın dördünün de arnavut olması şayan-ı dikkattir.

    bu dört şöhretli doktoru çocukluğumdan biliyorum. galiba içlerinde en iyisi ve efendisi orhan bey’di. süleyman numan paşa’nın da çok prestiji vardı. asaf derviş paşa ile besim ömer paşa, sultan ve mısırlı prenseslerin doktoru olabilmek için birbiriyle rekabet halinde idiler.

    besim ömer paşa gayet kibirli ve irtifaından konuşur, sert muamele ederdi. sanki ilim ve tababet onunla başlamış ve onunla bitecekti. fiziği de buna çok müsaitti. avrupa ilim adamlarına ve doktorlarına benzerdi. hatta meşhur doktor albert schweizer’e bile benzer bir tarafı vardı. fakat bu benzeyiş ne yazık ki manevî değil sadece fizikte kalıyordu.

    --- alıntı ---

    münevver ayaşlı, haminne'nin suret aynası, s. 109-110.
  • sunay akın "kızlarımız, ilerde anneliğe adım atmak için doğumhanenin kapısına geldiğinizde, içeri adım atarken alnınızda değişik bir serinlik hissedeceksiniz, emin olun o münif paşanın elidir, size korkma evladım diyordur." demişti. bu sözden çok etkilendim. onu gibi aydın düşünen insanlar keşke ülkemizde çoğunlukta olsa. taşlanıp yine de ayakta dimdik duracak kadar güç, cesaret, kararlılık keşke bizde de olsa.