şükela:  tümü | bugün soru sor
  • besin proteinlerine karşı geliştirilen spesifik ıge antikorları aracılığı ile ortaya çıkan tip ı aşırı duyarlılık reaksiyonudur. özellikle bebeklerde son yıllarda görülme sıklığı epey artmıştır. atopik dermatit, döküntü,kızarıklık ve dışkıda kan en sık karşılaşılan belirtileridir. öncelikli tedavisi alerjen besinden kaçınmak ki buda emziren annelerin katı diet yapması demektir ki anne için oldukça zor ve yıpratıcı bir süreçtir.
  • migren, aşırı kilo alma, hazımsızlık, romatizma gibi birçok sıkıntının kaynağı olarak gösterilmeye başlanan alerji.

    kendi hayatımdan örnek vermek gerekirse; yoğun migren ağrıları çeken birisiyim. testi yaptırdıktan sonra domates, yumurta, badem ve birkaç gıdaya alerjim olduğu ortaya çıktı. testten sonra bunları yemediğim süreçte baş ağrılarımın durduğunu net bir şekilde gördüm.

    eşimde ise, kilo verememe, eklem ağrıları, hazımsızlık gibi birçok sıkıntı vardı. test sonrasında alerjisi çıkan gıdaları hayatından çıkardı ve şaşılacak şekilde sorunları kısa süre içinde ortadan kalktı. şu an herkesin korkarak yediği patatesi paket paket yiyor gene de kilo almıyor.

    özellikle kilo problemi olanların ve migreni olanların mutlaka ama mutlaka besin alerjisi testi yaptırmalarını öneririm.
  • 30 yaşından sonra ileri seviyede besin alerjisi olan oğlum sayesinde tanıştığım, immun sistemin yanlış çalışmasından kaynaklanan ve bağışıklık sisteminin bu hata nedeniyle vücuda faydalı olan besinleri zararlı olarak kodlaması yüzünden, vücudu besine karşı tepki vermeye yönlendiren hastalık.

    bağışıklık sisteminin bu kodlama hatası ya cilt veya solum tepkilerine ya da sindirim sistemi tepkilerine sebep olur ki, buna göre atopik dermatit veya eozinofilik özofajit veya eozinofilik gastrit veya eozinofilik gastroenterit tanısı alabilirsiniz.

    bana göre tanı konulana kadar olan kısmı en zor kısmı olup, tanı konulduktan sonra ona göre yaşamınızı sürdürdüğünüzden hastalığı yönetmek daha makul bir hal alıyor.

    olayların başını çok özet geçeceğim çünkü hamilelik sürecinde benim gibi ufak tefek bir tipin iri bir bebeği taşımaya çalışması dışında enteresan hiçbir şey yoktu ortada. bugüne kadar bildiğim hiçbir alerjim yok. fakat ne zaman ki dört kilo olarak sezeryanle dünyaya gelen evladımız, iki gece kaldığımız hastane oldasında kusulmadık yer bırakmadı, o gün artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anladık :)

    eve geldik, günler geçti, çocuk kusmuğunda boğulacak diye tek gözüm açık uyumaktan perişan oldum ama çocuk hala ısrarla kusuyor, durduramıyoruz. büyükler 40'ı çıksın herşey yoluna girer dedi, bizim çocuğun kakasından kan gelmeye başladı, o gün anladık ki büyükler çok da birşey bilmiyordu.

    çocuk doktorumuz, her çocuk doktoru gibi süt proteini alerjisi tanısı koydu, bizi gönderdi. okuduk araştırdık, süt ve süt ürünlerini tüketmeyeceksin, eyvallah dedik yemedik, iki hafta geçti işler daha kötüye gitti. baktık çocuk doktoruyla işler iyi gitmiyor çocuk gastroentroloji uzmanı aramaya başladık. böyle bir bilim dalı olduğunu ömrümüzde ilk kez duymuşken, bebekte adını söylemekte zorlandığımız eozinofilik gastroenterit denen türkçesi çoklu besin alerjisi olan bir hastalığın olduğunu öğrendik. bu arada kan tahlilleri, laboratuvara taşınan kakalar havada uçuşuyor. tamam dedik tedavi nedir, diyet yapacaksın, süt süt ürünlerini zaten kesmiştik, yumurtayı keseceksin, düzelmedi mi dana eti'ni keseceksin, düzelmedi mi kuruyemişleri, daha da olmadı mı deniz ürünlerini, daha da olmadı mı tahılları keseceksin, aç gezeceksin ama çocuk iyileşecek.

    başladık diyete, hafta hafta herşeyi kestik, bir ay sonra yiyebildiğim şeyler zeytin, mısır ekmeği ve pirinç lapasıydı ama bizim durum düzelmiyor çocuk doymadığı için daha da eziyetli bir hal alıyordu. bu arada tek doktorun lafıyla iş yapmayalım diye ay şekerim bizim muteber hanımın torununda da vardı, şu doktora gitmişler iyileşmiş diye kimi duysak koşup gittik. belki 15 doktor gezdik, içlerinde bana pankreas enzimi vereni bile gördük.(evet, pankreas enzimi ne alaka? biz de hala bilmiyoruz ama denedik )

    testler tahliller özel sigortadaki teminat çoktan bitti, haftada ortalama bin lira bu doktor tahlil işlerine harcıyoruz.

    neyse benim zeytin ekmek yemekten zaten kafa çalışmıyor, afrika'da şöyle meşhur bir vudu büyücüsü var, bu alerji işini çözüyormuş deseler ilk uçakla atlayıp gideceğim o derece. eşimin, o dönem için "vücut temel işleri yapıyordu fakat düşük pil modunda olduğundan bazı fonksiyonlar kapalıydı" şeklinde çok doğru bir tespiti var.

    neyse bu survivor hayatımın yaklaşık 2. ayında gastroentroloji uzmanı kararıyla anne sütü kesildi, çocuk bu tip çocuklar için üretilen özel bir tıbbi mamayla beslenmeye başlandı, benim açlık, çocuğun ağrı eziyeti sona erdi de normal insan gibi yaşamaya başladık.

    sonraki 1 ay boyunca sütümü düzenli olarak sağıp yan komşumun bebeğine süt annelik yaptım ki süt kesilmesin. nedeni de, anne sütünün alerjinin tek tedavisi olan aşı tekniğiyle vücudu besine alıştırmada çok önemli bir araç olması. onu da kısaca şöyle açıklıyorlar; anne en az alerjik olanlardan başlayarak besinleri ufak ufak denemeye başladığında, bebek bunları anne sütünden yarı parçalanmış olarak alıyor ve bağışıklık sistemi tıpkı aşı mantığında olduğu gibi çok minik miktarlarla tanıştığı yeni besine aşırı tepki vermeyerek, zamanla durumu kabullenmeye başlıyor.

    1 ay aradan sonra zeytin, patates ve pırasa yiyerek yeniden diyete başladım. tepki vermedikçe en az alerjikten başlayarak her 3 günde bir yeni besin ekleyerek 571 gün diyet yaptım.

    22 ay sonunda beslenmemiz ayrıldı, ben emzirmeyi ve diyeti bıraktım, oğlum yaklaşık 20 farklı besini tüketebilir hale geldi.(aşı mantığıyla ilerleyebildiğiniz için ilerleme çok yavaş oluyor ve çok uzun sürüyor ama olsun)

    besin alerjisiyle benim gibi çok çok tanışanlara tek önerim, besin alerjisi hakkındaki tıbbi makaleleri okumaları ve gerçekten uzman bir doktorla bu süreci yönetmeleri olabilir.

    çünkü düşmanını yeterince yakından tanımazsan, istediğin silahı al, onunla savaşamıyorsun. bizde şimdilik galip yok ama en azından artık silahlarımız eşit, iyi olan kazansın.
  • insanın başına gelmeyince bilmediği, dikkat etmediği lanet olası hastalıktır.

    son dönemde türkiye’de ve dünyada besin alerjisi olan kişi sayısının arttığı söylenmektedir. özellikle en alerjik olan besinler süt, yumurta, kuruyemiş ve balıklardır. bunun aslında çevre koşullarının, yaşam standartlarının değişimi ile birlikte hamilelik süreciyle başladığı, doğumdan sonra yapılan hatalarla bu riskin arttığı doktorlar tarafından iletilmektedir.

    bende ileri düzey besin alerjisi olan bir çocuğun annesi olarak bu duruma alışmış olsam da içten içe çok üzülüyorum. şuanda bilinen yumurta, fındık, fıstık, ceviz alerjisi var. ancak yapılan testlerde hemen hemen çoğu gıdaya karşı duyarlı bir bünyesi var. bunun sonucunda olansa ciddi egzamalar, kaşıntılar, karın ağrısı vb durumlardır. maalesef ne kadar dikkat edip özensekte hiç geçmeyen kaşıntıları var.

    şimdilik tedavisi yok sadece koruyucu önlemler alarak semptomları engellemek gerekiyor. alerjisinin olduğu hiçbir şeyi tüketmeyecek, hele hele kuruyemişlerin yanından bile geçmeyecek. vücudu iyi nemlendirilecek.

    üzücü olan tarafı süt, yumurta için büyüdükçe bir ihtimal geçebilir denilse de kuruyemiş alerjisinin geçmeyeceğinin söylenmesidir. kuruyemiş alerjisi öyle lanettir ki anafilaksi riski çok yüksektir. bu yüzden adrenalin iğnesi taşımanız gerekir. her an her yerde yanınızdan ayırmamanız gereken bir uzvunuz gibi sizin bir parçanız haline gelmiştir.

    en çok korkutan tarafı ise çocuğunuz büyüdükçe başlar. küçükken sizin veya yakınlarınızın sürekli etrafında olduğunu bildiğinizden rahatsınızdır, ancak o büyüdükçe hayata karıştıkça ya yanlışlıkla biri ona kuruyemiş olan bir gıda verirse diye düşünmeden edemezseniz. kreşe vermek, okula vermek korkulu rüyanız olur. başkalarının yiyebildiği şeylerin yanına bile yaklaşmaması gerekirken onun bunları yiyemediğini bilip ağlaması içinizi parçalar. mesela benim çok sevdiğim antep fıstıklı çikolatanın tadını hiç bilemeyecek. baklava hiç yiyemeyecek. onunla birlikte artık bizde yemeyi bıraktık.o üzülmesin diye bizimde bütün kuruyemişlere alerjimiz var diyoruz. ne zaman yiyebileceğim sorularına inşallah büyüyünce diye cevap verebiliyoruz.

    işin kötüsü aklınıza gelebilecek tatlı, tuzlu bütün gıdalarda eser miktarda ibaresiyle bile olsa bütün alerjik besinler yer alıyor. marketlerde etiket okumadan hiçbir şey alamıyorsunuz. önemli değil okuruz tabii ki hatta okumak bilinçlenmenize ve daha sağlıklı beslenmenize sebep oluyor ama insan yine de üzülüyor.

    burada ailelerin özellikle yeni bebek sahibi olan ailelerin dikkatli olması gerekiyor. biz maalesef çok geç tanı aldık. aslında bütün belirtiler vardı. ama bunu bize teşhis olarak iletebilecek doktorlar yoktu. maalesef bu konuda hala çok geride kalmış doktorlarımız var. çocuk çok mu kusuyor olur böyle ilk aylar, yüzü pul pul egzama mı olmuş sür şu kremi diyen doktorlar yüzünden ilk 6 ay sürekli ağlayan bir çocuğumuz vardı. gittiğimiz doktorların hiçbiri bir ihtimal bile besin alerjisinden bahsetmediği için çocuktur ağlar algısı yarattılar.

    besin alerjisi diyip geçmeden, kimsenin çocuğuna bilmeden birşeyler ikram etmemeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. doğum günü kutlamaları yüzünden kreşlere vermek istemiyorsunuz.

    son dönemde alerji ile yaşam derneği sayesinde besin alerjisi farkındalığı artırılmış olup, toplumun daha da bilinçlenebilmesi için çalışıyorlar. inşallah çıkmış oldukları yolları daha da açık olur.

    edit: imla