şükela:  tümü | bugün
  • sonrasinda mandalina kabuklariyla goz yakmacana oynanan saatti bu ayni zamanda. bir de yalakalar getirdikleri meyvalardan hocaya ikram ederlerdi.
  • cok garip anlamsiz bir saatti isim olarak.
    - ne yapiyorsun?
    -woahhhhh!! besleniyorum!!!
    - ay ayy

    aslan miyiz, kaplan miyiz? beslenmek ne demek yaa.
  • bir hikaye anlatacağım dostlar babam anlatmıştı bana paylaşmak istiyorum.

    bir okulda, bir öğrenci, beslenme saatinde cebinden bir elma çıkarır, beslenme saati bittiğinde de o elmayı tekrar cebine koyarmış. öğretmeni iki, üç kez daha tekrarlanınca fark etmiş bu hareketi. çocuğu yanına çağırmış ve, "neden elmayı yemiyorsun oğlum?" diye sormuş. çocuksa tüm masumluğuyla, "getirecek başka bir şeyim yok ki öğretmenim," demiş.

    bu hikayeyi ya da anıyı okuduktan sonra yüreğiniz cız etmiştir diye düşünmek istiyorum. duyduğumda çok üzülmüştüm. daha sonra aklıma bu beslenme saatlerinde birde liste veren öğretmenler geldi, üzüntüm nefrete dönüştü. çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz değil mi?
  • kendine özgü elma,beklemiş katı yumurta ve elbezi kokusuyla hafızama kazınmış (bkz: geçmişi anımsatan kokular), ilkokul senelerinde en uzun tenefüsün ilk on beş-yirmi dakikasına verilmiş ad.
  • hemen ardından tenefüs gelen saat. halbuki önce tenefüs yapsak, koşsak acıksak sonra beslensek ne iyi olurdu. dolu mideyle bahçeye saldılar yıllarca bizi
  • beslenmelerinizi çıkarın derdi öğretmen` :rahmetli`. getirdiğimiz örtüleri sıraya sermek ile başlardı.
    bir de başlarda bunun listesi olurdu. herhalde sağlıklı beslenmeyi teşvik etmek amacıyla yapılmış gereksiz bir listeydi. mesela:
    pazartesi: yumurta, peynir, domates, elma...
    salı:....
    hafızam giderek açılıyor madem, beslenme kolundan biri dolaşıp herkes beslenmesini bitirmiş mi diye kontrol ederdi. millet yemek yer sağı solu keserdi. (bkz: allahım nerdeyim ben)
  • ilkokul anılarımın büyük bir bölümünü oluşturan saatlerdir. bir tanesi şöyledir. o zamanlar (bkz: oğuz meyvesuyu) meşhurdu. herkeste o markadan alırdı. paketin altındaki barkodun numaralarını sırasıyla kıyaslardık arkadaşlarla (bkz: çocukluk işte)
    ayrıca--->öğretmenimin tek tek her öğrencinin sırasını kontrol edip beslenme bezi olmadığı için sınıfın ortasında azarladığı arkadaşımı hatırlatan saattir. (bkz: beslenme bezi) o olmadan beslenemiyorsun.
  • beni ilkokul günlerime döndürendir. birinci sınıfın ilk günü yanıma bir simit koymuştu annem yemem için kimse çıkıp hadi beslenme saati demediği için de çıkarıp yemedim çocuk aklımla. son derslere doğru acıkıp öğretmene sormuştum ne zaman yemek yiyeceğiz diye hey gidi günler. sütlerimizin altındaki barkotlara bakıp renkli ise şekerli siyah ise sade yorumunu yapardık ayrıca
  • ilkokuldaki sınıf öğretmenimiz bizden çok severdi bu saati..bu saatte örtüler serilir,yiyecekler çıkartılırdı.öğretmen de sıra sıra dolaşırdı bugün kim neler getirmiş diye.beğendiklerinden alırdı.bizler de sevinirdik çünkü hocayı doyurmak bizim için çok önemliydi.tenefüslerde: "hoca en çok benimkinden yediaaiaiaiaa" şeklinde havalar atılırdı hatta.annelerimize bizim sevdiğimiz yiyeceklerden değil de hocanın sevdiklerinden çantamıza koymasını isterdik.şimdi anlıyorum da öğretmenimiz bizi az gaza getirmemiş.şöyle bir konuşma sonrası doğal aslında hocaya endeksli yiyecek götürmek:

    -örtmenim bakın tulum var tulum yiyin.
    -şahaneymiş vallaha.çok güzelmiş(burda yiyor baya)nerden aldınız bunu?
    -erzincandan geldi örtmenim erzincan tulumu bu.
    -erzincan..tabi canım erzincan..tulumu güzel olur erzincanın.şahane.

    eve gelindikten sonra ertesi günkü beslenme çantası için anne ile olan diyalog şöyle gelişiyor haliyle:

    -ne koyayım kızım çantana?
    -tulum koy anne.tulum yicem ben.
    -tamam.baska ne istersin peki?
    -sadece tulum koy,tulum çok güzel ondan yerim bitek.çok koy ama...
  • ilkokulda popülerliği artıran bir zaman dilimidir.

    40 kişilik sınıfımızda hergün bir annenin sorumluluğunda olan saatti. hergün bir anne yemek getirir ve 40 kişiyi doyururdu. buraya kadar teorik kısım güzel.

    yalnız herkesin annesi evden yapar getirirdi pasta börekleri, benim annem öğretmendi ve 40 kişi için zaman bulamazdı evde yapmaya. bunun için kâh fırından lahmacunlar, pideler kâh pastaneden pastalar, poğaçalar aldırır gönderirdi. ben annem evde yapıp getirmiyor diye cok utanırdım. sanki annem birşey yapmayı bilmiyor gibi düşünecekler diye üzülürdüm. sonra sonra öğrendim ki meğer ne zaman beslenme saati sırası bizde olsa herkes bayram ediyormuş, keşke sen de öğretmen olsaydın diye annelerine söyler dururlarmış. bu beslenme saati nedeniyle sınıfta popüler olmuş, herkesin bana imrendiği bir kişi haline gelmiştim.

    "anne- öğretmen- beslenme saati- pastaneyseee o zaman evde de pastane ürünleri!" gibi bir düşünceyle (çocuk aklı işte) sürekli evimize gelmeye çalışırdı arkadaşlarım. annem evde de pasta börek yapmıyor, pastaneden alıyor sanıyorlardı. onları cağırdığımda evde gerçeklerle yüzleşince "e bunu annem de yapıyor, yok mu beslenmedeki pastalardan" diye hayal kırıklığı yaşamışlardı.