şükela:  tümü | bugün
  • yıllarca intihal suçlaması yapılan orhan pamuk romanı. bu olağan dışı romanı çok kere okudum ancak bu iddialar hakkında hiç araştırma yapmamıştım- ta ki bitirme tezimin konusu orhan pamuk olana kadar. daha önce verildi mi bilmiyorum ama intihal suçlaması yapılmasına neden olan orijinal eserden alıntılar ile bu alıntıların beyaz kale romanındaki bazı cümlelerle olan şaşırtıcı benzerlikleri hakkında dikkatlice durmakta yarar var - ancak gene de bir romanı hele hele böyle muhteşem bir romanı sadece buna dayanarak aforoz edemezsiniz. (orijinal metinler fuat carım'ın kitabından)

    orijinali
    "cenova'dan napoli'ye giderken, hareketimizi haber alarak ponz adaları'nda bekleyen türk donanmasının hücümuna uğradık" (carım, 11)

    intihali

    "venedik'ten napoli'ye gidiyorduk, türk gemileri yolumuzu kesti"

    (pamuk, 11)

    orijinali

    gene esir düşebiliriz korkusuyla, kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. ... esir düşerlerse şikáyet göreni feci şekilde cezalandırırlar, hatta yokederler" (carım, 12)

    intihali

    "esir düşerse cezalandırılmaktan korkan kaptanımız, kürek kölelerini şiddetle kırbaçlatmak için bir türlü emir veremiyordu" (pamuk, 11)

    orijinali

    "rampacılar gemiye daldılar ve herkesi çırılçıplak ettiler. beni tepeden tırnağa soymadılar, sırtımdakiler, onların hoşlanmadıkları ve beğenmedikleri şeylerdi" (carım, 13)

    intihali

    - "rampacılar gemimize ayak basarlarken kitaplarımı sandığıma koyup dışarı çıktım. ... dışarıda herkesi toplamışlar, çırılçıplak soyuyorlardı. ... önce bana ilişmediler" (pamuk, 14)

    orijinali

    "... láfa, sözü geçen kaptanlardan durmuş reis karıştı. cenevizli dönme durmuş reis, 'idrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır' dedi. kürekten, işte bu suretle kurtuldum" (carım, 13)

    intihali

    "reis sordu: idrardan ve nabızdan anlıyor muydum hiç? anladığımı söyleyince hem küreğe verilmekten kurtuldum, hem de bir iki kitabımı kurtarmış oldum" (pamuk, 14)

    orijinali

    "en üste, muhammed'in sancaklarını astılar; bunların altına bizden aldıkları bayrakları, haçları ve meryem anamız'ın tasvirlerini astılar. külhanbeyler, başaşağı asılan bu haçlarla tasvirleri, bir ok yağmuruna tuttular" (carım, 18)

    intihali

    "bütün direklerin tepesine sancaklar çektiler, altlarına da bizim bayrakları. meryem ana tasvirlerini, haçlarını tersinden asıp külhanbeylerine aşağıdan oklattılar" (pamuk, 15)

    orijinali

    "işi çaktım ve bir kaşık isteyerek gözü önünde üç kere doldurup içtikten sonra ... beş hap gerekirken altı tane yaptım. altısını da kendisine verdikten sonra, bir tanesini isteyip yuttum" (carım, 22)

    intihali

    "paşa zehirlenmekten korktuğu için göstererek şuruptan bir yudum içip haplardan bir tane yuttum" (pamuk, 17)
  • ulan post-modern edebiyat, metinlerarasılık ne bilmiyorsunuz, hala "çalıntı çalıntı" diyip duruyorsunuz yeni bir şey söylüyormuş gibi 30 yıllık kitap hakkında.
  • "... hayatın bir bekleyiş değil de, tat alınabilecek bir şey olabileceğini bu dört yılda öğrendim.."

    sf 116
  • doğu batı ayrımını, oryantalist söylemi çürüten, kimlik arayışında kimlik düğümlemesi yaşayan italyan ile hocanın ilginç hikayesini anlatan orhan pamuk romanıdır.
    beyaz kale ise doğunun da batınında ulaşamadığı saflığı temsil etmektedir.
    egzistansiyalist olarak bakarsak, kişinin kendini tanımak ve anlamak için ötekine ihtiyaç duyduğu önermesini hoca ile italyan arasındaki ilişki içerisinde gözlemleyebiliriz. ancak orhan pamuk ötekileştirmenin de sonunu getirir bir anlamda. farklılıkların iletişim ve etkileşim sonucunda neredeyse tamamen ortadan kalktığını da göz önüne sermiştirç
  • ilgi çekici bir roman,kitabın son 2 sayfasında "ne hangisi ya,hah tamam hoca,hayır ya köle,hayır ya hoca ama kişilik bölünmesi var" diye bir sonuca varamadığım ama orhan pamuk'un kitap üzerine yazdıklarını okuyup, onun da kendi düşlerinin sonunu kesinleştirmediğini öğrendiğimde rahatladığım kitap.
  • beyaz kaleyle başladım orhan pamuk u okumaya. en az 3 kez okumuşluğum vardır bu kitabı. belirli süre aralıklarla tekrar okuduğum bu kitaplarda sanki bir sır varmış gibi hissettirirdi. bu sırra vakıf olacak kişi olduğumu düşünür ve kendimi özel hissederdim.

    'cevdet bey ve ogulları' ve 'kara kitap' da öyleydi. sırlıydı sanki.

    ve sonra öğrendim ki sır; meğersem çok eski kitaplardan aşırma olduğu imiş. bu sahtekarlıkla büyümüş oldum. ve şimdi tamamen hayal kırıklığına ugramış durumdayım. meğer amaç; matematiksel bir zekayla daha fazla nasıl para kazanırımmış? kitaplarında ki sır da buymuş. sanırım büyümek böyle bir şey. önceleri müthiş sırlı güzel şeyler, büyülü dünyalar, birbirinin yerine geçebilmiş insanlardı o kitaplarda gördüklerim...
    yıllar sonra bütün bunların sıradan bir insanın nasıl daha fazla para kazanabilirimlerini görmek, üzücü. aci gerçekler artık gün yüzünde. bunun adıysa 'hayata geçmekmiş' .
  • ilber hoca ile orhan pamuk arasında yer alan gerilimin sebeplerinden birisi de bu kitaptır. ilber hoca her ne kadar pamuk'u "ikindi saati, cami balkonu, tramvay şoförü gibi" ifadelerden dolayı eleştirdiğini söylese de asıl vurguladığı tarihi bilmeme kısmı. bu düşünceye varmamın sebebi enver aysever'e konuk olduğu aykırı sorular programı.

    ilber hoca'nın ve birçok tarihçinin tarihi roman ya da film anlayışı tarihi gerçeklerin olduğu gibi aktarılması yönünde. istanbul'un osmanlı devleti'nin eline geçmesini anlatan film gösterime girdiğinde de kanuni'yi anlatan dizi yayımlanırken de sinema eleştirmenlerinden çok tarihçiler konuşmuştu. ilber hoca'nın orhan pamuk'a olan olumsuz bakışının temelinde kendi tabiri ile söylemek gerekirse "kültürünü, tarihini bilmeme" var.

    - osmanlı hocası italyan köleye "o aptal çocuğu (padişah ıv mehmet) elime alacağım." demektedir (sf. 46)

    - padişah hikayelerle oyalanmaktadır, kandırılmaktadır. örneğin osmanlı hocası vebanın insanlara insan kılığında hayvanlara fare kılığında geldiğini söyleyince sultan vebanın olmadığı bir kentten beş yüz kedi getirilmesini emretmiştir. (sf. 102)

    - padişaha vebanın iki hafta içerisinde biteceği söyleniyor. bunun öncesinde de kehanet bir soytarılıktır ama aptalları etkilemekte güzel güzel kullanılabilir." deniliyor (sf. 100)

    - padişahın çevresindekiler veba ile uğraşmanın allah'a karşı gelmek olduğunu dile getiriyor. (sf. 102- sf.108)

    italyan kahraman havai fişek gösterisi olmadığı zamanlarda rakı şarap eğlenceleri ile güzel dansözlerle zaman geçirmektedir. (sf. 131-132)

    tartışma pamuk'un yazarlığı, başarısı değil pamuk'un tarihle rahat rahat oynaması, ilber hoca ve onun gibilerin kutsallarının üzerinde orhan pamuk tarafından işlemler yapılabilmesidir.
  • orhan pamuk'un "beyaz kale üzerine" yazısı olmasaydı eksik kalacaktı. yazı, okur için bir tür sağlama imkânı yahut o sağlamayı da ti'ye alma seremonisi. oyun içinde oyun, içinde oyunlar. bir metafiction.
    romanın düğüm noktasındaki evliya çelebi'nin anlattıkları ve onun da içinde bulunduğu 11.* kısım (kitabı okumuşlar ve henüz okumamışlar için) bütün oyunların menbaı. okurun bütün imkânlarını tüketmeden ama.
  • hayatın amacı tuhaf ve şaşırtıcı şeyler görmek/keşfetmektir. bunun iki yolu vardır; içimize dönmek kendimizi incelemek* ve dünyayı gezmek*.
  • orhan pamuk'un renklere olan takıntısı yinelenir(kara kitap, beyaz kale, benim adım kırmızı). atmosferi iyi verebilmis, dogu batı sentez ini yine işlemiş, kısa ama güzel bir roman.