şükela:  tümü | bugün
  • genelde şirketlerdeki yönetici grubuna verilen isim.
  • boş oturup, en yüksek maaşı alan kesimdir
  • el emeğine dayanmayan bir iş yapan kesimdir.
  • köleliğin modernize edilmiş adıdır.
    1 ev 1 araba için harcanan hayatlar...
    yazık ki bu şekilde mutlu olabilmeye alışmışız. (dünyada bu kadar acı varken)
    aslında bu şekilde mutlu olmayı öğretmişler bize.
    gözlerimiz ve kulaklarımız kapalı, kendi 130 metrekaremiz içerisinde kazandığımız 2 lirayla mutlu olabiliyoruz.
    açlıktan-evsizlikten ölen insanlar varken; orospu çocuğunun bir tanesinin instagramındaki fotoğraflarını görüp daha fazla zengin olabilmek için götümüzü daha da fazla yırtabiliyoruz.
    algıda seçicilik işte di mi? ulan be amk evladı, mademki empati kuracaksın, diğer tarafla kur. neden hali hazırda tüm dünyayı siken sisteme sende destek oluyorsun.
    ama biz buyuz işte. kimseyi suçlamanın anlamı yok.
    hangimiz daha iyi bir hayat için başkalarını sikmedik ki?
    yazık bize, yazık insanlığa.
  • isim hakkıyla kirayı çıkamak için kol gibi geçiren abuk sabuk mekanlara para bayılmayı seven türkiye hayvanı. avrupalılar para harcamaya, kredi kartıyla borçlanmaya bu kadar hevesli olmazken bizdeki diplomalıların bunu bir yaşam tarzı haline getirmesi, kafası çalışan sosyologların üzerine eğilip tez çıkarabileceği bir konudur. ikinci dünya savaşını yaşayıp savaştan oluşan kıtlıkla yamyamlığı yaşamış anglo saxon, 2 cent'ini ister kasada, ama baba parasıyla, aile mirasıyla gerine gerine dolaşanlar için bir sınıf, nitelik ve görgü kuralı haline gelmiştir sokağa para saçmak. bunu anlatamazsın da, bu insanların kendini zengin göstermek için girdiği haller ve aksi gibi davrananlara takılmaları, ticket biriktireni, zorunluluktan tutumlu olup emekle kazandığı paranın hesabını yapanları taşlamaları, cebindekiyle övünmekten bile daha aşağılık bir şeydir, zorunlu olarak katlanıyoruz bu insanlara. gönül istiyor ki bu insanların 200 senelik tarihini çıkar koy önüne, "sülalesini siktiğimin toprak ağası, kimin malını kime satıyorsun" diye suratına çak, insanların ortasında kır ağzını burnunu, bir daha çıkamasın toplum içine, osmanlı'dan aldığı tapuları sok münasip tarafına. gönül istiyor işte, ingiliz köylüsünün vaktinde prens kellesini krala gönderdiği isyanı bizim köylümüz yapamamış, ama hele bir bakak, gün gelir bu ayarda kendini bir bok sananlara yeni bir sınıf, yeni bir umut da yeri gelir aşağılamanın kralını yapar. not olsun diye yazıyorum, bundan 5000 sene sonra biri açar okur 2015 senesinde bu trajikomik coğrafyada insanlar ne maymunluklara girmiş, neler hissetmiş, neye ant içmiş bilinsin.

    beyaz yaka ne demek sevgili kardeşim, ne işe yarar, ne katar ülkesine ve kendine sen ondan bahset.
  • her öğleden sonra meyve dağıtılan şirketinde kayısı verildiği gün (muhtemelen) diyetisyenini arayıp "yanımda muz yok, şirkette kayısı verildi. muz yerine kayısı olur mu?" diye sorabilecek insanları da bünyesinde bulundurabilen çalışan türü. az önce şahit oldum, hemen sözlüğe yetiştirdim. ünlü bir türk düşünmezin sözüyle: "bunlara üç koyun versen güdemezler."
  • saat 11:00 den önce overload durumda olduklarından gün boyu down durumda cafelerin uzun masalarında meeting set eden güruh.

    bir de şiirim var kendilerine.

    11 den önce işe başlamazsın
    4 olmadan işi bırakırsın
    bu dünyada sen neye yararsın
    sodekson bitsin beyaz yakalı

    baksak parayla oynuyorsun
    sorsak dünyayı kurtarıyorsun
    sanki holding patronusun
    görmemişsin beyaz yakalı

    starbucksta yatar kalkarsın
    fındık beyninle siyaset yaparsın
    haksız yere çalışan azarlasın
    proletersin beyaz yakalı

    facebooku sosyalleşmek sanırsın
    bildirim takip etmeyi etkinlik sayarsın
    beğendiğin kitapların hiçbirini okumamışsın
    yalancısın beyaz yakalı

    herşeyi sevmez, hamur işi yemezsin
    sanki kraliyet ailesinden gelmişsin
    salataya ekmek banmaya kalkar
    suşiyi pideye dürer yersin