şükela:  tümü | bugün
  • çarkın dişlilerinden biri olmak.
    zenginleri daha da zengin etmek.
    köle olmak ya da sömürülmek.
  • hayatı sorgulayıp bol pantolonlar giyen arkadaşına takım elbise almak için alışverişe çıkmamıza vesile olan eylemdir.bir başka deyişle hesap cüzdanı ile hayatını garantiye almadır. gençliğin deli dolu günlerini sorumluluklarla yıkıp zaten hayallere dönüşen ideallerini biraz daha unutmak düzenin bir parçası olmaktır.
  • bir iş hayatı mertebesidir. üzerinde felsefe yapacak , yerden yere vuracak veya göğe çıkaracak bir durum yoktur. üniversite veya dengi okullarda okumuş da bir şirkette yazı çizi planlama işleriyle uğraşıyorsanız, imalât sürecinde doğrudan bir faaliyetiniz yoksa beyaz yakalı olmuşsunuz demektir. kimi insan torna başında ter döker, kimi insan bilgisayar başında..ter, aynı ter sonuçta.bir sıkıntının getirisi..önemli olan, karşılığında ne aldığınız, nasıl aldığınız.
  • çocukluğumda hep özendiğim insanlardı. amerikan filmlerinde izlerdik. plazalarda çalışır, rakamlarla çalışır, bilgisayarları ve kaliteli arabaları vardır. iyi bir okul bitirip ortalama gelirin 2 katı kazandıkları evlerinden bellidir. en son çıkan eşyalardan kullanırlar. bekardırlar, yalnız yaşarlar. evde yemek olmayınca pizza hut aranır, pizza gelir. ve bundan şikayetçi olurlar. o yaşlarımızda pahalı olduğu için sadece çalışan abla ısmarlayınca yiyebildiğimiz fast food burgerler onlara göre en kötü yemektir. tek düşünceleri gelecekleri için daha fazla para biriktirmektir. tek gecelik ilişkileri olur, evlilikten korkarlar. büyüdükçe farklı amerikan filmleri ile özentilik te farklı yönlere kayıyor. bi süre sonra az kazaniyim, kapitalist düzenin kölesi olmayayım, freelance bi işim olsun, atlayıp harleyime* canımın istediği yere gideyim, fikri geliyor.
    peki şimdi ne oldum?
    ikisinin arası birşey
  • eğer devlete değilde özel sektöre çalışıyorsanız aslen pek bir fark yoktur her iki yaka rengide ssk'ya tabiidir ve işçi olarak geçer.ama biz okul bitirdiğimiz çekiç tornavida üretim yapabilen makine yerine bilgisayar cep telefonu ile iş gördüğümüz için insak kaynakları tarafımıza bu sıfatı uygun görmüştür.

    ideal beyaz yakalı kendini motive ve modifiye eder,en az bir dil konuşur,ehliyeti vardır seyahate engeli yoktur,esnek çalışma saatlerine uygun 7 gün yirmidört saat çalışır ve mesai asla istemez.eğer bu özelliklere uyuyorsanız evde şarap içip müzik dinleme isteyen bünyeyken sırf üç kuruşluk kene kapma yarışında boktan bir sandelye dandik bir laptop beyaz renkli sınıfının eksi konfor arabası uğruna işe alınırsınız.sinirleriniz iflas edene kadar çalıştırılır ve güneye kuzeye batıya kanadaya gitmek hayali kurma özgürlüğü olan masanız olur.terfi etmeyi umar bir süre sonra da bu sıkıcı hayata alışır ve çürürsünüz.

    sanırım beyaz yakalının nirvanası çocuk yapıp tıpkı bizim anne babalarımız gibi çocuklara ben bu kadar yaptım sen beni geç gazı vermektir.akşamları bir ufak peynir bir file zerzavatı da ihmal etmeyin.
  • is hayatinin kaybettirdiklerini sorgulamaktan vazgecen bireyin, bilgisayari ile butunle$ip, proje bazli cali$masina devam etmesi; maa$li ve sosyal guvenceli kole olmasidir.
  • ruhunu şeytana satmaktır.

    en son beyaz yakalı görevimi 10 yıl kadar önce lise stajı yaptığım kurumsal şirkette aldım.

    sonrasında hiç cazip gelmedi bu işler. içime sinmedi. bu kadar iki yüzlü, bu kadar ibne insanla bir çatı altında çalışma fikri beni cendere gibi sıktı. iki yıllık okulu bitirip aöf'sine kapak attıktan sonra bir süre grafik tasarım işleri yaptım. sonrasında bilgi işlemcilik. tamamen kendi kendimi yetiştirerek bu görevleri 4 yıl yerine getirdim. bakılınca beyaz yakalı işi gibi görünsede biraz daha yaratıcılık, oyun gibi gelen işlerdi.

    sonrasında balıkçı teknelerinde ufak tefek tayfalık işleri. pazarlarda satıcılık. son olarakta gıda üzerine bir dükkan açarak hayatımı idame ettirdim. halada o dükkanda çalışıyorum.

    fakat artık dayanamaz hale geldim ve ruhumu şeytana satmak üzereyim.

    hani o ekmek teknesi dizisi gibi komik, eğlenceli değil bu işler. ay başında hesabında para görmüyorsun. bağkur, stopaj, kdv, geçici vergi, gelir vergisi, çöp vergisi, tabela vergisi, kira, elektrik, su alt alta koy topla pavyon hesabı gibi. bunlar ödendikten sonra artık toptancıya verdiğinden falan artan eline ne kalırsa. cebindeki paranın buharlaştığını görüyorsun canlı yayında.

    ruhunu şeytana satmıyorsun ama afedersin götünü siktiriyosun.

    3 bin liralık telefonla gelip 50 kuruş için pazarlık yapan, avmde, alemde, karı kızla parayı yiyip 5 lira borç takıp yolunu değiştiren adamlarla uğraşıyosun. adam akıllı tatil yapamıyorsun. günde minimum 11-12 saat mesain var. kapitalist sisteme kafa tutayım diyorsun. olmuyor azizim.

    ruhumu satmak üzereyim, istemeye istemeye zengin adamla evlendirilen kız gibi hissediyorum kendimi.
  • ideal oda sıcaklığında, mevsimleri yaşayamamaktır.
  • orospu olmuştur, siki boklu herkes at siki gibi üniversitelere gidip tanıdıkları aracılığıyla falan bir şekilde bir firmaya kapağı atıyorlar. ben anlamıyorum, üretimi falan kim yapacak baba?
  • (bkz: fakirleşmek)