şükela:  tümü | bugün
126 entry daha
  • köy toplumundan kent toplumuna geçişte yenilmesi en zor, en büyük alışkanlıklardan bir tanesi ev, araba, arsa gibi değerlere ölümüne yatırım yapmak. batı kültüründe bizden farklı olarak rastlanan faaliyetlerin başında da eğlence amaçlı seyahat etmek geliyor. yüzyıllardır mecbur kalmadıkça tarlasını tapanını terketmeyen bir ırkın ahfadıyız. göçebelerimiz bile doğa şartlarında hayatta kalabilmek için göç ediyor. gavur'la ancak savaşlarda karşılaşmışız, pek hoş anılarımız yok.

    öyle olunca bir kaç on yıldır yeni yeni kentlileşen neslin toplumsal dönüşümünde modernlik ve eskiyi terk etme adına ilk aklına gelen şey yurtdışı seyahatleri oluyor. bırakınız gezsinler.
  • beyaz yakalı olmasam da övücülük kısmından dahil olduğum eylem. yeni yerler görmenin, yeni insanlar tanımanın ve yepyeni mutfaklara giriş yapmanın kötü bir yanını görmüyorum. yaşadığım şehirde herhangi bir kafede fotoğraf çektirip sosyal medya hesabımdan paylaşacağıma daha önce bulunmadığım bir şehrin manzarasında çekilmiş fotoğrafımı paylaşmakta da bir sorun görmüyorum. gittiğim ülkeyi marketlerinden restoranlarına müzelerinden parklarına kadar arşınlamaktan, hatıra eşyalar almaktan da büyük keyif alıyorum. koskoca dünyada (imkanı varsa)insanın kendisini yaşadığı şehirle sınırlandırması ahmaklık olur bence. yaş, imkan, sağlık var iken insanın şu koca dünyayı keşfetmesi gerek.

    bazı yazarların 13268 tane fotoğraf, bilmemkaç satır romantik yazılar ve bir dünya hikayeler paylaşıyorlar diye eleştirdikleri insan tipine de görgüsüz deniyor efendim ve bunun gezip tozmakla ilgisi yok, adam ne yapsa aynı çiğliği hissedeceksiniz, velhasıl problem gezip tozmakta değil.
  • günümüz beyaz yakalıları prangalı kölelerdir. izinli olsalar da, tatile gitseler de işten kopamazlar. şezlongda taşak kebabı yaparken tedarikçilerle konuşanlar mı ararsın, eyfel'in dibinde sıra beklerken direktöre hesap verenler mi ararsın, eşle çıkılan özel yemekte konuşmak için dışarı çıkıp yemeği kaçıranlar mı ararsın, bu liste böyle sürer gider.

    günümüzde beyaz yakalı olmak köleliktir. işin iç yüzünü anlatınca ustabaşı acır hallerine.

    yani o gezilerde kafa çoğunlukla gezilerde değildir. kendini ve çevresini en azından gezi yaptığına inandırmak için çekilir yüzlerce fotoğraf.
  • dunyayi da gez memlekette mal mulk sahibi de ol. en iyisi.
  • imkansızlıkların getirdiği safsata.

    eskiden okul devamlılığının olduğu dönemlerde (ilkokul-lise)erken uyandığımda uykusuz şekilde aklımda hep çok uzaklara gidip üstüme örtüyü çekip günlerce uyumayı hayal ederdim. benzer işler.
  • mesele dünyayı gezmekten çok gittiğin ülkenin yerel halkıyla kaynaşmak ve kültürü tanımak. insana güzel şeyler katıyor. birde skor peşinde koşanlar var. habire gittiği yerdeki mekanları anlatırlar. başlığı açanın bahsettiği kitle. uzak durulması gerekir.
  • adam ulkede 2 tane muze gezmemis, 3 gunluk seyahatine 5 muze sikistiriyor.

    bir ulkeyi muzesinden, gondolundan, kulesinden taniyamazsiniz. onlar yoneticiler tarafindan makyajlanmis ulke imajidir. 4 yasinda cocukla 2 dk muhabbet edersiniz, kohne bir yerde yemek yersiniz, insanlarin takildigi yerel mekanlara gidersiniz, dokulen otobusle-araba ile halkin seyahat seklini kullanirsiniz, onlarin oturdugu parkta oturur, gittigi sahilde denize girersiniz. ancak boyle az da olsa bir fikriniz olabilir.

    yoksa otelden taksiyle muze-gondol-en merkezi yerlere gitmeyle size sunulan kimyasal dolu pastayi yemis olursunuz.

    hangi dervis-gezgin-kasif gidip de muze gezip tarihi yerler gormus. hepsi halkin arasina karismis, koy kahvesinde cay icmis, yeri gelmis hastalik kapmis, sefil olmus, soyguna ugramis, disarda kalmis. tabi gidin 3. dunya ulkesinde gunduz feneri gibi gezip de bicaklanin demiyorum ama, anladiniz.

    turkiye'ye gelip de lara'da 5 yildizli otelde 1 sene kalsan nolur? turkiyenin kulturu, durumu, insanlarin kafa yapisi hakkinda ne ogrenebilirsin?

    turistlerin bol oldugu yerdeyseniz, muhtemelen yanlis yerdesiniz.
  • nerede iş arkadaşını, eski sevgilisini ve hiç tanımadığı ama profilini didik didik etmekten de geri kalamadığı birini kıskanan varsa başlığa üşüşmüş. bok üstünde uçuşan sineklerden farkınız yok, de hele yorumlara bak. eski sevgilisi dünyayı gezen soluğu başlıkta almış. haspam, milletin nereyi ne zaman gezdiğine bakıp öfkelenirken ne görsün? ekşi'de, kendi gibi armutlarla karşılıklı osbir çekebileceği, destek görebileceği bir başlık. ameno... dori me...

    "gidiyorsanız da lütfen fotoğraf paylaşmayın." benim koca danam emretti. danadır emme, "lütfen" demeyi de bilir. insanların nereleri gezeceğine, hayallerine, çektikleri fotoğraflara, fotoğrafları paylaştıkları platformlara karışır, sonra "lütfen" der. zira insanlar, bizim paşamızın göz zevkine göre yaşamak zorunda. ve tabii aynı kişiden, "abi, bizim tbt şeysi yapmamız lazım. fotoğrafımız kalmadı, eskileri mi döndürsek? napsak?" deyu akıl almaları da bir gerekliliktir.

    milletin gezip tozması sizi neden rahatsız ediyor? napsın gardaşım adamlar, artık nokta haline gelmiş düğün vidyolu, eltili, babayın kuzeninin oğlunun amcasını içeren storyler mi paylaşsınlar? ha onu da paylaşabilirler. rahatsız oluyorsan, sessize alma, engelleme, takipten çıkma, bilgisayarı/telefonu kapatma, balkondan kafa üstü atlama gibi yapabileceğiniz pek çok şey var. yahut "bana ne lan milletin gezip tozmasından, çok da sikimdeydi" diyebileceğiniz bir kafa yapısına da erişebilirsiniz. başka başlıklarda akp'nin özgürlüklerimizi nasıl kısıtladığı konusunda şov yapmaya kalkmayacaksınız ama. hele yetkisiz reisçiklere, hele benim tosunlarıma bak sen. leaa olm beyaz yakalı, senin neyine olm dünyayı gezmek la it!!!! eline üç kuruş para geçiyor, o para da vergiyle eriyor. sen ne ara dünyayı gezecen şerefsiz? biz gezemiyorsag, sen de gezemen. bak, lütfen diyorum...

    eğer, öz güven problemi yaşıyorsanız okumanız gereken başlıktasınız... yemin ediyorum, yazılanlara bakıp "ohhh bee, benden kötü durumda olanlar var" deyip halime şükrettim. teşekkürler sevgili ekşi sözlük ailesi, teşekkürler sayın valim ve saygıdeğer circle jerk derneği...
  • belli başlı ülkeleri gezip farklı ortamlar görmek insana derinlik kazandırır. ama abartmaya da gerek yok yani, her biriktirdiğin üç kuruşu yurtdışı tatilinde harcamaya gerek yok.
    ama pasaportlu oranının bile bu kadar az olduğu ülkede, schengen alabilmek başlı başına olayken, içeriğiyle kişisel gelişimi hedeflemesindense statü sembolüne dönüşmesi normal.
  • bana öyle geliyor ki parasını arsa, tarla, araba, mobilya vs. bilumum eşyaya harcayan insanlar, parasını deneyime harcayanlara bakıp "şimdi gezip tozuyorsunuz amma yaşlanınca aç sefil ölüp gideceksiniz. hani benim ömrüm mal yığmakla, yığdığım malı çoğaltmak için daha çok çalışmakla tükendi, ama son gülen iyi gülecek" diye kendi kendini teselli edip rahatlıyor. benzer davranış bozukluklarını bekarlara saydıran evlilerde,* çocuksuzlara saydıran çocuklularda, freelance çalışanlara saydıran bordrolularda da gözlemliyorum.

    bir de artık şu horozunun ötüşüne, ırmağının akışına edebiyatına bir son verin. vallahi bana bir kusma geliyor. şu korkunç olayı yaşayan insanlar, almanya'da yaşarken türkiye'ye dönmüşlerdi. burada müdür olmayı mı tercih ederdi alperen'in annesi babası, almanya'da garsonluk yapıp evlatlarının hayatta olmasını mı? çünkü böyle bir olay boku boncuk dolu avrupalının ülkesinde olmaz, olsa da böyle skindirik ceza çıkmaz. böyle olaylar canın beş para etmediği, paranın malın mülkün ise her şey olduğu ortadoğu toplumlarına özgüdür. bok yoluna geberip gitmek istemeyenler yemişim parasını pulunu statüsünü diyerek gitmek istiyorlar buradan. batı hayranlıklarından değil. biz bilmiyoruz kendi dilimizin konuşulduğu, doğup büyüdüğümüz ülkenin rahatında, ailemizin yakınında, bedenlerimizin alışık olduğu iklimde yaşamanın keyfini sürmeyi. mallara bak ya. sinirlendim.
52 entry daha