şükela:  tümü | bugün soru sor
  • masonlukta el değmemiş temizliğin ve saflığın simgesidir.
  • ciceklerin tanrisi.

    kokusuna hayran oldugum.
  • beyoglu belediyesinin yeni uygulamasi. söyle ki; temizlik kontrolünden tam not alan lokantalar kapilarina üzerinde beyaz zambak olan mavi bir bayrak asiyorlar veya cama yapistiriyorlar. ilk izlenimlere göre istiklal caddesi üzerindeki lokantalarin yarisinin beyaz zambagi yok..
  • kutahya tavsanli'da bir lokanta. kocaman porsiyonlari, nefis kaymakli ekmek kadayifi, kabak tatlisi ve doner merdivenlerden cikarken karsiniza cikan "yemeklerimizde margarin kullanilmamaktadir" yazisi ile aklimizda yer eden mekan.
  • beyoglu belediyesinin lokantalarda baslattıgı hijyen ve temizlik uygulaması. beyaz zambak isaretinin gördügünüz yerde gönül rahatlıgıyla birsey yiyebilirsin diyor belediye. beyaz zambak görmedigimiz yerler saglık standartlarına tabi degil mi, herhangi bir problemde mahalli idare gerekli yaptırımlara gitmeyecek mi bilemiyorum. bir heyecan fırtınası, bir makbuz tuzagı olarak gördügüm uygulamanın pek uzun ömürlü ve saglıklı olacagını düsünmüyorum.
  • gönen'de imal edilen kolonya çeşitlerinden biridir. gönen geceleri ile seviyeli bir arkadaşlığı vardır. adı da olağanüstü çağrışımlar yapar insanın belleğinde. romantik mi romantik, hoş mu hoş, nostaljik mi nostaljik bir şeyler uçuşur durur havada. eau de cologne'lerin (lütfen türkçe okunduğu gibi okuyunuz) piyasada olmadığı dönemleri anımsatır. devir fotoroman devridir. esas kız michela roc'la esas çocuk franco gasparri (lütfen bunları da türkçe okunduğu şekliyle okuyun) abimizin sonunda mutlak surette kötüleri alt edip birbirlerine kavuştuğu mutlu sonla biten resimli fotoromanlar (foto roman diyoruz bir de resimliyi ekliyoruz, bilerek yazdık) peynir ekmek gibi satılmakta, yeni çıkmış "sevgilim" dergisi ise gazeteciden istenirken şekilden şekile girilmektedir. "sevgilim var mı?" ya da "bir tane sevgilim verir misiniz?" demek öyle her babayiğidin harcı değildir. ablanız kendi utandığından sizi yollamıştır satın almaya. yol boyunca nasıl etsem de o lafı adamın yüzüne yüzüne höykürmeden şu dergiyi alsam diye düşünerek sıyırma raddesine gelmişsinizdir. o da ne? dergi açıkta sergilenmekte kuzu gibi yatmaktadır karşınızda. "aha " dersiniz, "şundan bir tane alıyorum" bir dahaki sayı çıkana kadar, size de ablanız tarafından gidip sevgilim fotoromanını alma görevini ihale edilene kadar yırtmış olursunuz. amaaaan o zamana kadar kim öle kim kaladır. bu defa sevgilim kelimesi telaffuz edilmeden alınmıştır ya o yeter. yahu bu kadar mı zordu bu kelimeyi söylemek? ne toplummuş be kardeşim ne baskıymış, ne utangaçlıkmış? breh breh... aha şimdi ortalık "aşkım aşkım" laflarından geçilmiyo... sevgiliye aşkım, babaya aşkım, anaya aşkım, bebeğe aşkım, arkadaşa aşkım... lafın bi kıymet-i harbiyesi kalmadı tabi. sebep? artık beyaz zambak kolonyası her yerde bulunmuyor da ondan... nasıl bağlamışım mevzuyu. takdir ettim şimdi kendimi. var mı öyle kolonya ile başlayıp aşkım'la mevzuyu kapamak?
  • bursa büyükşehir belediyesinin yeni uygulamasi. şöyle ki; temizlik kontrolünden tam not alan lokantalar kapılarına üzerinde beyaz zambak olan mavi bir bayrak asiyorlar veya cama yapıştırıyorlar. yalnız beyaz zambağı olanların illa da temiz olduğu anlamına gelmiyor bu. mesela hafta sonu bu bayrağa sahip bir yerde yemek yerken yan masadaki bayanın kumpirinden sakız çıktı.*
  • johnsondiversey ve beyoğlu belediyesi işbirliği ile periodik olarak düzenlenen hijyen yarışıdır.
    istanbul haricinde bursa'da da gerşekleştirilmiştir...
  • derler ki zeusun alkmeneden doğan oğlu herakles heranın sütünü içerken ağzından akan damlalar beyaz zambağı oluşturmuştur..