şükela:  tümü | bugün
  • aylakça'dan kasıt, öyle aceleyle değil de, oraya buraya takılarak, kitapçılara, acayip dükkanların vitrinlerine baka baka yürümektir. güzeldir. bilhassa öğleden sonraları. eğer yaz ise 18.00-18.30 suları tavsiye edilir. ideal güzergah şöyle olabilir. beyazıt'tan sahaflar çarşısı'na girilir. sahaflar çarşısı artık kırtasiyeler çarşısı olduğu için burada pek oyalanılmaz, şöyle bir bakılır, enteresan bir durum var mı diyerekten, sonra kapalıçarşı tarafındaki kapıdan çıkılır ve hemen karşıya denk gelen kapıdan kapalıçarşı'ya dalınır. burada yine aylakça bir yürüyüşten sonra -tercihen- nuruosmaniye kapısından çıkılır. nuruosmaniye camiinin önündeki geçitten geçilir ve eski milliyet gazetesinin sokağına gelinir. burası da neşeli bir sokaktır, etrafta oyalanacak bir sürü enterasan durum, dükkan vardır. bu yürüyüş bizi cağaloğlu meydanına getirecektir. burada güzergah seçenekleri iyice çoğalır. çok çok vaktiniz varsa ve yürümeye üşenmezseniz, dümdüz devam edip yerebatan sarnıcı'na giden yola girersiniz, solda cağaloğlu hamamı filan vardır. bu da güzel bir yoldur ve sonuçta sizi sultanahmet'e götürür. buraya gelince iş artık iyice zıvanadan çıkmıştır ama hedef sirkeci ise sola sapıp alemdar caddesinden gülhane parkı'nın önüne gelirsiniz. burada biraz kafanızı kaldırıp yukarı bakarsanız alayköşkü'nün görürsünüz. evet padişahlar eskiden burada oturup sefere çıkan alayları izlermiş. ve yine tramvay yolunu takip ederek sirkeci'ye varırsınız. eğer bu güzergahı tercih etmeyecekseniz cağaloğlu meydanına geri dönelim. evet meydandan sola saparsanız babıali baskını'na giden enver paşa gibi hafif adımlarla vilayete doğru ilerlersiniz. burada da iki ayrı yol çıkar. birincisi ana yoldan devam edip, vilayetin önünden sirkeci'ye inmek. ikincisi soldan aşağı inen kestirme yokuşa, cağaloğlu yokuşu'na sapmak. itiraf edeyim bu yokuş, daha neşeli, civcivlidir. envai çeşit seyyar satıcı, kırtasiyeci, matbaa, seyyar kitapçı vardır. neyse ana yol da bu yan yol da vilayetin hemen aşağısında birleşir. burada artık tek bir yol vardır. paşa paşa sirkeci'ye inilir. ama "yok ben illa daha da dolanacağım" derseniz, o da mümkün. kestirme yan yol demiştik ya az evvel. burada aşağı doğru inerken sola bazı sokaklar gider. buralara girerek, sirkeci-yeşildirek derinliklerinde dolanabilir, istanbul erkek lisesi'nin hemen altındaki eski sokaklarda gezinebilirsiniz. bu yol sizi büyük postane'nin arkalarına ulaştırır. buradan da tıngır mıngır etrafa bakınarak sirkeci'ye ulaşmak gayet keyiflidir, güzeldir.
  • istanbul üniversitesi mensubu olan ve tramvayin ter kokulu sikis tikis ortamindan hoslanmayan her ögrencinin düzenli olarak yapmis oldugu yürüme edimidir bu...
    bazen yolu kisaltmak ister, kapali carsidan direkt nuri osmaniye ye cikarsiniz bazen de tramvay güzergahini takip eder cemberlitas mevkiine geldiginizde tuvalet aliskanligi olmayan kuslarin azizligine ugramamak icin karsiya gecer ve yolunuza diger güzergahtan devam edersiniz... basin müzesini gözünüz takildiginda zamaninizda varsa bi iceriye burnunuzu uzatir el isleri sergisini gezer ya da cafe de bi cay icersiniz, soora sola dogru kivrilir sosyal yayinevini arkaniza alarak iran konsoloslugu ve valilik yolundan asagiya inersiniz...
    güzel bi yolculuktur aslinda, sahaflar ya da polonya pazari güzergahi ise ayri bir maceradir... aksamlari yalnizsaniz eger pandik yeme ihtimaliniz epeyce yuksektir, uyarmadi demeyin...
  • her seferinde "nolur tramwaya binelim taksiye binelim" diye israrlar etmeme ragmen yapmak zorunda kaldigim eylem...
  • lisedeyken kutuphaneye falan arastirmaya gittigimizde yaptigimiz bir seydi bu. dolandirici sokak saticilarin basina toplasan masum vatandaslarimizi gorur acirdik, hala vardirlar...
  • her gün beyazıt'tan sirkeci'ye inmekten başka çaresi olmayan kişiler için her günün sonunu bir maceraya dönüştürebilecek bir eylemdir bu aylaklık cinsi.. neden efendim, toplu taşıma araçlarından ve her gün aynı kaldırımları arşınlamaktan hazzetmeyen bu kişiler -bir tepe düşünün ki, aşağı iniş yollarından her biri ayrı bir macera dolu olsun- her seferinde bahtına ne çıkarsa dalar o yollardan birine, en nefis aylaklıklardan biridir, bu bir başka tepeden, balık ekmek kokulu kıyıya inmek*..
  • ergenliğe geçiş ayinlerimden biridir. kendimin labirentlerinde elim ayağım birbirine dolaşırken kentimin labirentlerinde başıboş dolaşmamdır.
  • ozellikle istanbul universitesi beyazit kampusu ogrencileri icin bahar aylarinin vazgecilmez atraksyonudur.
  • iel zamanlarında sıklıkla gerçekleştirdiğimiz inanılmaz eğlenceli aktivite. yürüyüşünüzü karaköy ve beyoğlu güzergahına kadar uzatacaksanız galata köprüsündeki seyyar satıcılara ve balık tutanlara da dikkat derim. zira kendileri inanılmaz bir geyik potansiyeline sahiptir.
  • kitap amaçlı bir yürüyüş: sahaflar çarşısından geçelim ve çıkışa yönelirken aşağıya adım atmak yerine sol basamağa girerek çarşıda gerçek anlamdaki son sahafı bulalım, girelim. burada sarışın, insanı kolaylıkla kitaba ya da kapı dışına ulaştıracak denli aceleci bir abi var. istersek kitaplara bakalım, belki server bedi romanları buluruz, olmadı nadir meb klasikleri vardır.

    çarşıyı aşağı kapıdan terkeyledikten sonra kapalı çarşı'ya girip altın piyasasının o günkü durumunu bildiren sese fon olan uzun, parıltılı ama yukardan bakamadığımız için kalabalığını fazla algılayamayacağımız koridora uzanalım. yine de kalabalıktır ve hayatı boyunca hiç satış yapmamış görüntüsü veren iyi giyimli kuyumcular emmi oturuşuyla dükkanların arasında bekleşir, konuşurlar. bu koridor, güzel bir dış görünüşü olan nuruosmaniye camii'ne çıkar, oradan da cağaloğlu meydanı'na gelinir. ancak, meydana varmadan, turistlere hitap eden halıcı, kuyumcu dükkanları ve banka şubeleri var; nezih bir caddedir, araç trafiğine kapalıdır. meydanda, sirkeci'ye direkt varmak için sola sapabilir, babıali'den aşağı yuvarlanıp hedefinize de varabilirsiniz ancak sağa dönüp rampayı tırmanarak cağaloğlu'nun indirimli kitapçısı sosyal yayınlar'a ya da diğer adıyla kitapsaray'a uğramanız tavsiye olunur. yanında da bir pastane var, çıkışta bişeler alın elinize öyle inin yokuşu.

    soldaki iran konsolosluğu'nun hemen önündeki caddeden cumhuriyet gazetesi'ne gidilebilir ve kitap kulübü'nde ucuz kitaplar bulunabilir. konsolosluğun altında ise meb yayınevi var. ucuza bazı klasikler mevcut ama dikkatle seçelim, çeviriler can yakabilir.

    inişte sağda valilik binasını var. valiliğin karşısında solda, biraz daha yukarda dik, ama inerken daha avantajlı cağaloğlu yokuşu var ve burada basımhane, zarf, kırtasiye, kitap v.b gani gani mevcut, sirkeciye kadar da bol bol var bunlardan. zaten aşağısı da sirkeci.