şükela:  tümü | bugün
  • dakika itibariyle japon takımının amerikan takımını yendiği çiziddirik film.
    açıklama da süper ve bir o kadar tatmin edici:

    "amerikan takımı oyuncularının fiziksel gücüne ve bilime güveniyor. her takımının analizini yapıyor. ama japon takımı gönül gücüyle oynuyor, oyuncularının dostluğunu, kardeşliğini kullanıyor. e tabi gönül gücünün de bilimsel analizi yapılamaz! bu yüzden amerikan takımı japon takımından korkuyor!"

    mesaja bak be hey yavrum benim...
  • kaliteli, entellektüel ve karizmatik karakterleri ve insana insanlığını hatırlatan muhteşemliği ile dikkat çeken mükemmel başyapıt. beyblade gibi felsefik yapımlar varken lost gibi ezik dizilere prim verenleri anlayamıyorum. ayrıca gerçek bir bayblade ustasıydım gençlerin önünü açmaya karar verip beyblade milli takımını bırakana dek.
  • hic unutmam aglaya aglaya o donemin parasiyla 50 liraya aldirmistim babama. takao mu ne ana karakterin beyblade'inden. mahalle turnuvasi yapiyorduk. ılk turda rakibim ust kat komsumdu. beyblade'i pazardan alinma. 1.5 tl'ye.

    sonuc benimki paramparca... hayatimin unutulmaz anlarindandir. zaten sonra kafayi yemistim. 4-5 tane beyblade alip parcalarini birlestiriyordum, icine bir seyler koyup dengesini filan duzeltiyordum. atesle eritip sekil veriyordum plastige.
  • çocuğun tekine " a ne güzel şekilli bir topaç" dediğimde , çocuğa " o topaç değil bikerem bayblade , öğrende gel " cevabini verdirttiren topaç.
  • kendi repliklerinden midir, yoksa türkçe dublajdan mıdır bilinmez ama gerizekalı diyaloglara sahip çizgi filmdir. misal karakterimiz "gitmeni istiyorum" dediyse, akabinde mutlaka "evet, evet istiyorum" ,"git hadi" gibi cümleler kurar. çarpışma sırasında kendi beyblade'inin ismini tekrar tekrar tekrarlar. ne bir taktik, ne bir komut... sadece isim. sadece bu yönden bile pokemon beyblade'e beş basar.

    ayrıca bu çizgi filmde kutsal canavar diye bir hede vardır ki ayrı bir başlığı hak eder. japonların küçük ziklerinden uydurdukları devasa yaratıklardır bunlar. babylade adli çizgi filmde tüyü bitmemis oglanciklarin, -eskiden bizim topaç adini verdigimiz- aletleri birbirleriyle çarpistirarak yaptiklari amansiz mücadelede kullandiklari hayvandan türeme garip,gotik,etik, butik yaratiklara verdikleri isimdir kutsal canavar.

    kutsal canavarlar sorunsal da yaratmaktadır. zira pokemonlar gibi şirin sorunsallar değildir bunlar. ciddi meselelerdir. kahramanimiz babylade'ini karsi tarafinkiyle tokusturur ve bi bakar ki kendi topaçi taklaya gelmek üzredir. o sirada can havli ve göt korkusu duygulari arasinda çagirdigi kutsal canavari tarafından yüzüstü birakılır. bu durumun sonucunda, olayi idrak eden rakip karsi saldiriya geçerek bizim oglanin iligini kemigini siker. çok afedersiniz

    bu olaydan almamiz gereken ders ise sudur. öyle elin neüdügü belirsiz, tiksinç, kuskunç hayvanlarina güvenip göt ortaya konulmaz.

    bu arada biz türk evlatlari topaçlarimizi çarptirmak yerine, rakip topaçin dönüsünü centilmence izlerdik.
  • cok salak diyaloglari olan bir cizgi film;

    - takao kaybediyor, dragoon guc kaybediyor
    - mavi ejderhaaaaaaaa
    - takao kazaniyor, nasil dayaniyor
    - parlayan kaplaaaaan
    - takao kaybediyor, dragoon guc kaybediyor
    - mavi ejderhaaaaaaaa
    - takao kazaniyor, nasil dayaniyor
    ...*

    simdi burdaki anahtar bi anda boyle bagirmak anladigim kadariyla, oyle yapinca bi anda bu bildiiniz babadan kalma topac bi numaralar cekiyor duvarlari yikiyor, afedersiniz adamin mna koyuyor. arada cocuklar icin mesajlar da var sanirim, ama hangi cocuk boyle bir cizgifilmden ne cikartir, cikarttigindan hayir gelir mi, sonra bunla buyuyen cocuga yazik olur mu olmaz mi, hepsi birer soru hepsi birer muamma. ama bu caponlara harbiden hattori hanzo kilici imis* olayini gostermek lazim.
  • final doneminde manik depresif ruh halimle nerden geldiyse aklima gelip, usenmeden torrentini arayip bulup tamamini -3 sezon ve 1 filmden olusur- indirdigim anime. ve ilk yayinlandigindan 5-6 yil sonra simdi bir daha bakinca, kendince de bir havasi olan ama harbiden muthis gubudik bir dizi bu. bir yandan arada "savasci ruhu", "arkadasligin onemi" vs turu ciddi mesaj vermeye calisir, bir yandan da geri kalan donemde 5 yas cocuklarina uygun konusmalar, espiriler yapar. ama bunun sebebi kendilerini hic de ciddiye almamalaridir, gene bu absurt bolumlerde farkli farkli milletlerle ve kimi insan profilleriyle muthis dalga da gecmektedirler aslinda. bu her bolumu 20 dakika boyunca arkana yaslan, eglen, gul, bos bos zaman gecir diye yapilmis bir animedir sonucta.

    dizinin "kurtaricisi" konumundaki 2 karakter buyuk ihtimalle basta kai ve biraz da rei'dir. bu ikisi filmin diger karakterlerinin asiri cocukluk, hatta bebeklik duzeyindeki konusma ve davranislarina sahip degildirler. "ciddi" takilirlar, genelde sessiz ve sakindirler. hatta kai genel olarak tum bu absurt tiplere karsi "hepiniz gerizekalisiniz, ne isim var benim sizinle, burada" havasi icindedir. zaten bu karakterin "karizmasi" unludur, kimi anime listelerinde en karizma karakterler arasinda bile adi gectigi olur, bir farklidir digerlerinden.

    dizinin esas oglani tyson ise dizinin en dayanilmaz, en sinir bozucu tiplemelerinden biridir. "bir sus allah askina guduk tosun" dedirtir insana, o bicim. obur, geveze, kendini cok bir sey sanan, iqsunun dusuk oldu izlenimi veren, herkese hemen hadi arkadas olalim diye yamanan, asiri iyimser ve ici iyilikler dolu olmasinin da eqsunun yuksek oldugu anlamina geldigini dusunmedigim bir gicik tiptir bu. kai'yi yazan cizen adamlar, bunu nerden nasil yazmislardir, ve neden esas oglan yapmislardir diye dusunurken 2. versiyonunu 3. sezonda daichi adi altinda cikarmalari uzerine anlarsiniz ki, garip olan kai'yi yaratmalaridir bu adamlarin...

    1. sezonunu sevmistim ben. o ilk sezonda kai'in onceleri "bas kotu", sonralari ise "isteksiz takim arkadasi" pozisyonunda kendisine bayagi yer bulmasindandi sanirim. ve bir de turkce dublajinin en azindan amerikan dublajindan iyi olmasindan. 2. sezonun bir kismini izledim, "eh"di iste. 3. sezonun ise bazi bolumlerden parcalar gormustum sadece, japonca, hic izlememistim... son bolumlerde unlu bir kai'li sahne vardi, ve bayagi karizma gozukuyor, o "cocukluk" gitmis gibi duruyordu diziden.

    3. sezondan simdi izledigim 4-5 bolume bakarsak, diger sezonlardaki gubudiklikler, sacma espiriler, absurdlukler devam etse de, genel olarak bayagi bayagi psikopatlasmis dizi cidden. "savasirken" (cunku artik oyundan cikmis olay) cilgin kahkalar atmaya basliyorlar, kotu adam gulusleri cin cin cinliyor, kaybedenlerin kimisi komalik olup hastanelik oluyor, kimisinin psikolojisi bozuluyor kapkara odalarda yere cokmus, kocaman korkmus gozlerle "niye boyle oldu bana" diye dusunup duruyorlar, sanri goruyorlar...

    kai'in "kesin yenerim ben seni" diye karsisina cikan kendine cok guvenen bir tane "kotu" beybladeci yenilince ai'ya kafayi yiyor resmen, daha sonra tyson'la gruplarindan hangisinin kazanacagini belirleyecek maca cikinca tamamen kontrolu kaybedip once beyblade'den aldigi gucle kendisini biraz canavarlastiriyor (kanatlar, vampir disleri cikiveriyor), realitiye el atip seyircilerden mac anlatan adamlardan "uzak" kalmak ve rakibiyle tek basina savasabilmek icin bambaska bir boyut yaratiyor, rakibi tyson da oraya neo-vari bir sekilde ucarak, suzulerek gidiyor falan, arada komadaki bir beybaladeci arkadastan yarim geliyor bu sanal alemde tysona, bu sekilde o da komasindan cikiyor... "ne oluyoruz yahu?" diye kalakaliyor insan, canim kai'cigim nasil da psikopat etmis elalemi diye bir yanda da siritarken....anladigim zaten dertleri oyunu bu sekilde psikopatlastiran bu tiplere karsi savasip beyblade'i gene eski guzel "oyun" gunlerine dondurmekmis kahramanlarimizin bu 3. sezonda.

    daha once seyrettigim o kai sahnesini amerikan dublakj ile seyrettigim zaman farkettigim bir sey de, dublaj cok fark yaratiyor. o sahnenin orijinalindeki o karizmatik ve anlamli hava, amerikan dublajinda kesinlikle orjinalindeki yok. amerikalilar "cizgi film seslendiriyoruz" modunda karakterlere bayagi cocukca hatta bebekce sesler veriyorlar, sonra bu seslerle "ciddi sahnelerde" amerikan tarzi kasim kasim konusturmaya calisiyorlar, o sahte gicik power-speechlere benziyor ve muthis garabet ve zorlama duruyor.

    sonuc olarak garip bir animedir bu: kimi zaman 5 yasindaki cocuklar icinmis havasinda, baska zaman psikopatlasan; kimi zaman ciddi, kimi zaman absurt; tyson kadar "dusmanimin basina" dedirten antipatikve son derece basarisiz bir esas oglana, kai gibi ugruna tum dizinin indirildigi bir karaktere sahip; oturup tamami falan seyredilmez, hatta bir dahaki delirme donemine kadar belki yuzune bakilmaz ama arsivden de kiyilip silinemez...

    edit: beyblade web sitesine baktim simdi linkini gorup, giriste tyson'un degil de kai'nin resmini olmasi pek manidar... cidden bu animeyi seyredilir kilan bas etkendir kai hiwatari karakteri.

    edit2: icerden cikacak birazdan adam mesaj atmış, "asıl karakterin adı takao değil miydi?" diye. doğru, esas oğlanın orijinal ismi takao. ama amerikan versiyonunda ismini tyson yapmışlardı, benim de aklıma o yerleşmiş...
  • mahalle futbol takımlarının yerini alan*, uğruna mahalle futbol takımlarının dağıldığı*, ne zaman ve kim kendini beyblade sanıp dönmeye başlıyacak diye merak etmemi sağlayan oyuncağımsı şey*...

    (bkz: ben beybladeyim deyip spin atan çocuk)
  • basit bi topaç oyunu gibi görünsede gerçek hayatın ta kendisi olan über anime. family guy, south park gibi boş beleş işlerin prim yaptığı piyasada kaliteli olduğu için tutunamamıştır.
  • ankara merkez orduevi'nde bunu oynarken bi çocuğun göt çatalını görmüştüm. yıl 2003. mal mıyım neyim ya.