şükela:  tümü | bugün
  • mustafa kutlu'nun hikayesi.bir bahçenin hikayesi.bir köyün, bir dervişin ve bir kayayı parçalayıp yerine bir cennet bahçesi yapan mübareğin hikayesi.
  • (bkz: beyhude)
  • bugüne kadar okuduğum en güzel son cümle, mustafa kutlu nun bu asude hikayesindedir: "öldüm ve bir bahçeye gömüldüm.."
  • bir elektrik kesintisinde bir cirpida okudugum, yetmeyip 1 hafta icinde 1 kere daha okudugum sahane kitap. mustafa kutlu'yu seven her kitabini sever. fakat teknoloji ve degisen sartlar ile koyunden, geleneginden ve daha da onemlisi kendinden uzaklasan insani kitaplarda gormeyi sevenler bu kitabi daha bir farkli sever kanimca... sanki benim hayatimi, sanki ailemi, sanki biraz koyumu ve sanki birazda icimdeki beni bana anlatiyor hissi insani delicesine mutlu eder ve bir o kadar derin hulyalara dalmasina vesile olur. kitap biter geriye soru kalir. 'acaba bir bahcede mi gomulecegim?'
  • koca bir kayayı bir ihtimal uğruna parçalayacak güç,bir bahçe oluşturmak için dayanıklılık, senelerin özlemini içinde barındırıp umut edilen,huzur için huzursuzluğun önüne dikilmek ve hepsinde öte gerçekçi yalın sonu belli bir hikayeyi yaşamayı bilmek...anlatılmış mustafa kutlu tarafından.
  • nice köylerde, nice köylünün hayatını adadığı bir toprak, bir bahçedir. kitap bu amaca hayatını adayan bir köylümüzün hayatını, beyhude hayatını anlatıyor. ama ne anlatış... mustafa kutlu'nun kendine has üslubu ve anlatıştaki ustalığı ile bir solukta biten ve son dönem şehire ve şehirli insana kayan edebiyatımızda kökümüze dönen bir kitap.
    kutlu -bu kelimeyi kullanmak ne kadar doğru bilmiyorum ama- edebiyat severler için müthiş bir alternatiftir.
  • "öyle, bir tahta sıra üstüne oturup derdime yanıyorum. erkek adam eşinden önce gitmeli. yaşlı bir erkek eşini kaybedince yetim çocuğa dönüyor; eli iş tutmaz, kendine bakamaz. oysa kadınlar daha metin ve yalnızlığa dayanıklı." 199.
  • yanılmıyorsam mevlana mesnevisinde bir yerlerde bu kitabı kastederek "bitirdikten sonra bir bardak su içenler(şüphesiz üç yudumda) ölümsüzlüğün sırrını keşfedeceklerdir" demiştir ya da demeye getirmiştir.
  • son sayfayı okuyup, kitabın kapağını yavaşça kapatıp, rafına koyduktan sonra boğazınıza kocaman bir gemici düğümü atıldığını fark ettirir. ve o düğüm bir süre orada kalır.
  • köyün yavaş yavaş boşalmasını iyiden iyiye hisseder, yüreğinizin bir yerlerinde bir hüzün bulursunuz. o kalabalık düğünleri, bir avuç toprak için edilen kavgaları, köydeki canlılığı bir anda durgun bir göle dönmüş bulursunuz. terk edilip gidilmiş biri gibi gelir köy size. kim bilir şehirlerin canlı olduğuna inanıyorsunuz belki siz de.

    kitabı mustafa kutlu bir son cümlede özetliyor bir de şu cümlede:
    "insan bu dünyaya niçin gelir? herhalde bir bahçe kurmaya..."