*

şükela:  tümü | bugün
  • "insan zihninin gizemlerine doğru" alt başlığı olan kitaptır. boğaziçi üniversitesi yayınevi tarafından çıkartılmıştır. ramachandran ve blakeslee isimli yazarlara sahiptir.

    açıkçası kitabı yeni edindim. oldukça pahalı bir kitap bence. ancak değecek kadar da iyi. daha fazla okduğumda spolier'e düşmeden fikirlerimi paylaşırım.
  • okunması gereken bir kitaptır. önemlidir.
  • okunduğunda insanda nörolog olma isteği uyandıran bir kitaptır.
    kitapla ilgili yapılacak ilk çıkarım hastalıkların beynin işleyişiyle ilgili bilimsel ilerlemelere yaptığı katkıdır. beynin özel bir bölgesinde meydana gelen bir hasar sonucu ortaya çıkan davranış değişiklikleri, beynin o bölgesinin göreviyle ilgili ipuçları taşıyor. bu durum beynin her bir bölgesinin ayrı bir görevi ifa ettiğini savunan modülcülük görüşüyle, beyindeki çeşitli bölgelerin karşılıklı etkileşimini ön planda tutan bağlantıcılık veya bütüncülük(holism) görüşünün çatışmasıyla da ilgili. vilayanur s. ramachandran, modülcü veya bütüncü açıklamanın geçerli olduğu farklı vakaların olabileceğini düşüncesinde.
    hayalet uzuvlarla ilgili olarak yaptığı incelemeler, geçmişin sabit ve değişmeyen beyin anlayışını geçersiz kılacak nitelikte. yazara göre, beyindeki nöronlar yeni bağlantılar oluşturma ve bu bağlantıları yeniden organize etme özelliğine sahipler. hatta yeniden haritalandırma fenomeninde bazı sinir liflerinin işlevsiz bölgedeki sinirlerin yerini alacak şekilde büyüyüp gelişme ihtimali üzerinde duruyor. kitapta bahsedilmese de plasticity kavramıyla ilgili olan bütün bu gözlemler sinir hücrelerinin yeniden üretimini kapsayan kök hücre çalışmalarıyla da bağlantılı.
    anozognozi vakalarıyla yürüttüğü çalışmaları değerlendirirken ise klasik nörolojik ihmal sendromunun yanında freudyen açıklamalara da başvuruyor. freud'un görüşü olan ego savunma mekanizmaları'nın anozognozi hastalarında doğrudan gözlemlenebilieceğini söylüyor. bu durum nörolojinin psikolojiyle olan etkileşimine güzel bir örnek. diğer yandan , bu etkileşim, görüşleri günden güne değersizleştirilen sigmund freud'ün (ve tabi ardıllarının da) öğretilerinin yeniden tartışılmasını gerektiriyor.
    bunlarla birlikte kitapta capgras sendromu, temporal lob epilepsisiyle bağlantılı dinsel deneyimler yaşayan hastalar gibi ilginç konular da yer alıyor.
    kitap, beyinle ilgili bazı hastalıkların ve fenomenlerin disiplinlerarası bir yaklaşımla incelenmesinin gerekliliğini gösteriyor. ramachandranın bazı vakalarda freudyen psikolojiyi bazı vakalardaysa evrimsel psikolojiyi kullanarak bakış açısını genişletmeye çalışması buna güzel bir örnek. nörolojinin diğer disiplinlerle bu derece etkileşim içinde olması onu daha hareketli ve spekülasyona daha açık bir hale getiriyor. son olarak kitap, beyinle ilgili keşfedilmemiş henüz çok fazla şeyin olduğunu gösteriyor.
  • son zamanlarda okuduğum açık ara en güzel kitap. daha önce koçluk eğitimi de almış bir insan olarak düşüncelerimizin her zaman kendi düşüncelerimiz olmadığını biliyordum. ancak bunun yalnızca öğrenerek değil, beynimizin bizden bağımsız bir birey gibi bir nevi evrimsel olarak da gerçekleştiğini öğrenmek bende "bence" kelimesine çok yeni anlamlar kattı.
  • bir kitap kurdu olarak şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap buydu muhtemelen.

    "suç ve ceza" ve jose saramago'nun "körlük" kitabıyla kapışır. her şeyi inanılmaz açık bir şekilde anlatması bir yana; mizahi üslubu, güzel anekdotlar ve okuyucuyu aşırı teknik detaylarla sıkmayan örnekler ve metaforlarla nöropsikoloji gibi bir alanı herkesin sevebileceği ve fikir sahibi olabileceği bir şekle sokmuş ramachandran.