şükela:  tümü | bugün
  • rte'nin yeni takilacagi, padisahlara layik mekan.

    http://www.gazete2023.com/…-yeni-ofisini-secti.html
  • reis'in yeni mekân. kambur çapulcular domabahçe'nin oralarda türediklerinden sık sık duvarına işiyorlarmış ''biüraa'' içip. kokudan geçilmiyormuş.
  • beykoz mecidiye kasrı, istanbul'un beykoz ilçesinde yer alan tarihi bir kasırdır. yalıköy semtinde hünkâr iskelesi olarak anılan alanın güneyinde yer alır. denizden başlayarak teraslar halinde yükselen bir peyzajın tepe noktasında ağaçlar arasında yer alan kasır, batılılaşma dönemi mimarlığının bir örneğidir. kasrın yapımı 1845 yılında mısır valisi mehmed ali paşa tarafından başlatılmış; paşanın ölümü üzerine, 1854'te oğlu tarafından tamamlatılmış ve dönemin padişahı sultan abdülmecid'e (1839-61) armağan edilmiştir. iki katlı ve simetrik yapılı olan binada orta sofalı şema tercih edilmiştir. yapının bahçesinde iç duvarları istiridye kabukları ile bezenmiş “dağ hamamı” olarak anılan küçük bir dinlenme köşkü mevcuttur. osmanlı geleneğinde bulunan serdap köşklerinin 19. yüzyıldaki bir uygulaması olarak görülen köşk, sıcak yaz günlerinde serin bir ortam sunmaktadır. kasır, ilk yıllarında, sultan tarafından bir biniş kasrı olarak günlük konaklamalarda; sonraki dönemlerde yabancı devlet erkânı ve elçi kabulünde kullanılmıştır. bir saltanat yapısı olmakla birlikte kentin dışında ve temiz havalı bir yerde bulunduğu için, daha osmanlı döneminde kamu hizmetine tahsis edilmiş ve dârü'l-eytâm (yetimler yurdu) haline getirilmiştir. cumhuriyet yıllarından hastane ve prevantoryum olarak kullanılmış olan binanın iç yapısı, bu dönemde değişikliklere uğramıştır. beykoz kasrı, 1997 yılında milli saraylar daire başkanlığı'na tahsis edilmiş ve 1999'da boş olarak teslim alınmıştır. kasrın sultan 2. abdülhamid (1876-1909) döneminde çekilmiş fotoğraflarında ise, binanın ağır altın varaklı mobilya takımları, hereke kumaşlarından döşemelik ve perdeleri, baccarat vazoları, büyük kristal avize ve şamdanlarıyla gayet zengin bir şekilde döşenmiş olduğu görülmektedir. beykoz kasrı, 2005'te milli saraylar daire başkanlığı tarafından yüksek mimar i. umut kukaracı'nın şantiye sorumluluğunda, tecrübeli sanatkârlarla, kapsamlı bir restorasyon çalışmasına alınmış ve 2011'de bu çalışma tamamlanmıştır. setlerden oluşan 70 dönümlük bahçesinin set duvarlarında onarımlar devam etmektedir.

    kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/beykoz_kasrı

    müze olarak açılmıştır. ilgili haber için; http://www.ntv.com.tr/…-acti,jxxnqnyihuy5b59akgtmsg e şamda
  • namı diğer mecidiye kasrı
    topkapı sarayındaki ilk evdir. 19.yüzyıl da sultan abdülmecitd tarafından yaptırılır. deryayı seyretmeye doyamayan bir padişahın zarif eserlerinden biridir aynı zamanda. padişah hazretleri ben ölünce buraya gömün diye vasiyet etmiştir.
  • yeni keşfettiğim beykoz’un hakim bir tepesinde büyük bir bahçe içine kurulu içi geç dönem osmanlı süslemeleriyle bezenmiş nefis bir kasırdır. abdülmecit bu kasrı pek kullanmazmış daha çok abdülaziz kullanırmış . sesli rehber ile gezebilirsiniz . pazartesi kapalıdır .bahçesi çok güzeldir .
  • inşaatına 1845'te başlanıp 1848 yılında bitirilen, boğaziçi'nin ilk kagir binasıdır.
  • beykoz mecidiye kasrı bugün sevdicekle hem eğlenceli hem öğrenceli vakit geçirdiğimiz harika müthüş kasır olarak iki kişilik tarihimizde kendisine yer buldu.

    önceki entrylerde kopyala yapıştır ile tarihçesi anlatılmış o kısmı geçiyorum. ancak coğrafi konumu o kadar güzel ki, sahilden başlayarak taraçalar halinde yükselen eğime ve topografyaya uygun olarak tepeye oturtulan kasır, bağaza ve beykoz'un yeşilliğine hakim harika bir konumda bulunuyor.

    bahçesinde ise istanbul'da görebileceğimiz her ağaçtan nerdeyse ikişer adet mevcut. ve bizi bugün mest eden ise budanmış çınarların dallarında ötüşleriyle sefa süren yemyeşil papağanlar oldu. istanbul'da doğaya salınmış birçok papağan olduğunu biliyordum ama burada sayıları o kadar fazla ki görünce durup yarım saat onları izledik. ayrıca sahile yakın çamların ve dişbudakların üzerinde sürü halinde karabatakların incecik vücutlarıyla uçuşlarını ve suya dalışlarındaki estetiği görünce de mest olduk. biraz sessizce yürüyüşün ardından ardıç ağacının minik kırmızı meyvelerini yiyen sincap görmek, uzun uzun onu izlemek gözlerimize ve ruhumuza o kadar iyi geldi ki... bugünü yazıya dökmeden bitirmeyeyim istedim.

    ve son olarak kasrın bakımlı çimenlerinin üzerinde bütün insanlığa inat yeşeren yabani menekşelere selam ediyorum buradan.
  • (bkz: türk-alman üniversitesi) öğrencileri beykoz'u tanıyor.
  • oldukça büyük ve ihtişamlı olduğu halde diğer kasırlardan daha az bilinen tarihi yapı.

    mısır valisi kavalalı mehmet ali paşa tarafından yaptırılıp osmanlı padişahına hediye edilmistir.

    ayrıca adı mecidiye kasrı olarak bilinir. bugün gittiğimizde tabelasında da öyle yazıyordu sanırım. ekşide ise bu başlığa yönlendirmişler.

    bahçesinde kafeterya da var. hem ayak bastı ücreti hem de kasrın içine girmek için ayrı ayrı ücret alınıyor. bu da kalabalığı önlemiş. rahat rahat gezdik.
hesabın var mı? giriş yap