şükela:  tümü | bugün soru sor
  • özet olarak üst edit: beyin varlığını sürdürmek için vücudumuza yapışmış bir parazit ve asıl varlığını sürdürmek için bizi uyutuyor, bizden ya da bedenimizden faydalanıyor. ya da varlığını sürdürmek için bedenimizi evrimsel sürecin en başında kendi oluşturdu.

    böyle bir hipotezim var ve iddalarım var arkadaşlar.

    beyin sağlam bulduğu omurgamıza merkezi sinir sistemiyle kök salarak, bizi kendi varlığını sürdürmek için kullanan bir parazittir.

    tabi evrimsel süreçte milyonlarca yıl içinde gelişerek bu donanıma ulaşmıştır. soracaksınız ki beynin evrimini detaylı bir şekilde araştırdın mı, diyeceğim ki hayır. sadece ‘beyin’ fırtınası yapıyorum ve benim aklıma çok yattı bu fikir.

    öncelikle beyin diğer organlarımız gibi değil. beynimiz ölse de biz canlılığımızı devam ettirebiliyoruz (işlevini kaybetmiş organlar hariç tabi). beyin konum olarak öyle bir yer ayarlamış ki kendine, ve merkezi sinir sistemimizi sarmaşık gibi güçlü omurgamıza sararak her zerremize iletmiş, bu kadar önemli ama öldüğü zaman canlılığımız devam edebiliyor. bu bence bedenimizden bağımsız olduğunu gösteriyor.

    her parazit kendi yaşamını sürdürmek için bağlı olduğu canlıyı yaşama yönünde zorlayacaktır en azından gücü yettiğince. ayağınıza ağırlık bağlayın, suya atın kendinizi. yani yapmayın öyle bir şey hayat güzel ama örnek olarak yapsanız, ve ölümden çok emin olsanız bile beyniniz bir süreden sonra kontrolü kendi eline alıyor ve deli gibi çırpınmaya başlıyorsunuz. aklınıza gelebilecek her türlü intihar olayında bu gerçekleşiyor öleceğini anlayan beyin kontrolü bir anda eline alıyor. çünkü bağrımıza bastığımız, baş tacı ettiğimiz beynimiz aslında vücudumuzu umursamıyor, kendi yaşamını sürdürmek için bize tutunuyor.

    gece 3:30 ve benim aklıma böyle bir fikir geldi sadece bilgim çok kısıtlı ama çok abes bir yanlış yapmadığımın farkına varacak kadar bilinçliyim. ya bir düşünün canlılık dediğimiz şey aslında beyin denilen organizmanın yaşantısını daha rahat sürdürmek için oluşturduğu bir şey olamaz mı? biz biyolojik olarak yaşama amacımızın yaşamak ve üremek olduğunu biliyoruz artık, tüm bu amacı sağlayan beyin. salgıladığı hormonlarla bize bunu dayatıyor aslında salgıladığı hormonlarla bize hükmediyor. insanlarda beyin beynin bile karşı koyamadığı bir biçimde gelişti (nedenini hala bilemiyoruz) ve biz artık hayata farklı düşünce biçimleriyle falan bakıyoruz ama en nihayetinde salgıladığı hormonlarla kendi isteğini gerçekleştiren ve bize hükmeden o.

    bakın beyin bir canlı, canlılığı oluşturuyor ve milyonlarca yıl içerisinde kendi yaşamını sürdürebilmek için optimum canlıyı kendi elleriyle yaratıyor. burada belki darwin’in doğal seçilimine karşı bir şey söylüyorum ama olabilir belki evrim doğal seçilimle değil ama kendi varlığını sürdürmek için optimum canlıyı oluşturmaya çalışan beynin uğraşları sayesinde gerçekleşti? belki insan beyni diğer canlılara ve onların beyinlerine üstün gelebilmek için kendini geliştirdi ama bu işe hakim olamadı ve en üstün canlıyı yaratsa bile bu sefer insanı doğal dürtülerinden kopardı? aranızda bilgili insanlar vardır muhakkak, şunu sormak istiyorum insanlarda salgılanan hormonlar, diğer canlılara göre orantısal olarak daha mı yüksek? eğer yüksekse, ben kesinlikle bu hipotezime inanacağım çünkü gelişmiş beynimiz bizi dizginlemeye çabalıyor.

    telefondayım o yüzden pek yazamıyorum ama aşağı yukarı ne düşündüğümü anladınız, bilgilendirici mesajlarınızı bekliyorum söylediğim şeylerin bilimsel hiçbir tarafı yok sadece düşüncemi dile getirdim. ama inanıyorum ben.

    edit: ‘beyin kendisi için en iyisini yapmaya çabalıyorsa anksiyete bozukluğu gibi hastalıklar neden var?’ gibi bir soru soruldu tam olarak yazamamış olabilirim kusura bakmayın, yani mevzubahis olan beynin yaşantısını devam ettirebilmesi bence. beyin yaşıyorsa ve yaşantısını bir sonraki nesle aktarabiliyorsa sorun yok demektir. psikolojik rahatsızlıklar bu temel dürtüyü etkilemiyor.

    bakın o da aklıma geldi mesela kalıtsal olarak atalarımızın beyninden bolca şey alıyoruz. sevdikleri kokulardan tattıkları yemeklere kadar beynimizin içinde gizli bunlar. aynı şekilde ne kadar zeki olabileceğimizi de büyük oranda etkiliyor yani bilinçaltımızda aslında beyin aynı beyin, ama yaşam koşullarına baktığınızda farklı düşünen iki insan ortaya çıkıyor olabilir. hepimiz temelde aynı beynin mitozuna sahip olabiliriz sonuçta beyin yaşadığı sürece yaşar dediğim gibi bu parazit, bizim zeka seviyemiz değişse bile bakın en temelde beyin yaşıyor. aynı beyin yaşıyor ama farklı insanlarda farklı şekilde. neyse geç oldu aslında yatsam iyi olur.

    edit 2: herhangi bir kaynaktan esinlenmedim ama benzer fikirleri dile getiren kaynaklar illa ki vardır, bana mesaj atarsanız onları da eklerim.

    edit 3: reddit’te daha önceden dile getirilmiş deniyor, patent almışlar mı acaba ben gidip kontrol edeyim.

    edit 4: beyin ölünce vücut yaşamıyormuş, bitkisel hayat ile beyin ölümü iki farklı kavrammış. o konuya biyoloji bilgim yetmedi.

    edit 5: yazdığım şeyler bilimsel değil, konu hakkında bilgi sahibi değilim kimseye de bu yazdıklarım hakikattir demiyorum, zaten bu yazdıklarımı bilimsel gerçek kabul edecek aptal yok, haliyle bolca hatam ve boşluğum var düşüncemde. ama temelini kavradığınız zaman olay farklı yerlere de gidebiliyor. beyin jimnastiği yapıyoruz abartmayın yani.

    edit 6: parazit kelimesi daha çok halk arasında kullanılan anlamıyla yakıştırılmış bir kelime. biyolojik olarak iki tarafın da birbirine fayda sağladığı durumlarda parazitlik olmuyormuş, ‘simbiyoz’ deniliyormuş bu duruma. ama dediğim gibi parazit derken halk arasında parazit yani asalak demeye çalıştım.

    edit 8: arkadaşlar aptallık yapmayın. herkes ‘parazit öyle olmaz’ falan diye yazıyor hala bana ahkam kesmeye çalışıyor tekrar söylüyorum bu parazit yakıştırması parazit kelimesinin halk arasında kullanımından yola çıkılarak yapılan bir yakıştırma. burası ekşi sözlük, burada bilimsel makaleler yayınlamıyoruz ben böyle bir başlık açtım fikirlerimi dile getirdim bilimsel bir iddam tabi ki yok iyi misiniz?

    edit 9: quora.com’da bu konu iki sene önce yazılmış linkini merak ediyorsanız değerli yazar kardeşimiz linki bana atıp ‘burada işlenmiş bu’ demedi, eğer başka bir yerde yazılıyorsa gönderin entry’e ekliyim dememe rağmen ‘kardeş okuyup okuyup ne çalıyon’ temalı bir entry ile başlığa koydu arayın bulun.

    edit 10: quora'da dile getirilmiş
  • uzun zamandır gördüğüm en rasyonel ve mantıklı teorem. gerçekten güzel bir başlık; yazan arkadaşın eline sağlık.

    cevabı olmayan bir konu aslında çünkü bilinç nedir tam olarak bilemiyoruz. mesela “iç ses” dediğimiz şey belki de dediğiniz gibi aslında beyin harici organların bize yaşama şekli hakkındaki yönlendirmeleri olsa da; beyin kontrol eden olarak hepsini dizginleyen “bilinç” ya da “dış ses” oluyor olabilir.

    tek katılamadığım şey parazit konusudur; parazitlerin yapısı ile beyin pek uyuşmuyor fakat uzaylı dediğimiz şey belki de kafamızda olan ve adlandıramadığımız şeydir. adına ne dersek diyelim mavi-yeşil algler’e benzeyen bir yapıda yaşıyor olabiliriz.

    diğer yandan da deniz analarını düşünmek gerekiyor. bir çok deniz canlısı ile hemen hemen aynı şeyi yaptıkları halde beyin ve kalpleri bulunmamakta. baktığımızda bu canlıların yaşam süreleri ve uyumları beyni olan bir çok canlıya göre daha iyi. üreme konusunda da daha başarılılar. bu durumda beyin yaşam döngüsü kalitesi yerine hakimiyeti tercih etmiş şekilde evrimleşen bir biyo-organizma olabilir.

    bu teoriye sadece beyin olarakta bakmamak lazım; şu anki bilgilerimiz ile beyin kontrolde gibi gözükse de belki de sinir sistemi aynı işi yapıyor da olabilir. beyin ise sadece bilgi dediğimiz olguyu sentezleyen bölümdür. nasıl ki akciğer havayı alıp işliyor ise aynı şeyi beyin de yapıyor olabilir; tüm süreci ise tüm vücudu saran sinir sistemi kontrol ve yönlendirme ile idare edebilir.

    teori gerçekten güzel; yaşam kaynağımız dediğimiz havanın aslında bizi yavaşça öldüren bir kimyasal olabilme ihtimali gibi cevabını muhtemelen bu mesajı yazan/okuyanların göremeyeceği bir zamanda öğreneceğiniz.
  • güzel bir teori fakat yazar arkadaşa şöyle bir soru yöneltmek gerekir, eğer beyin kendi için en ideal koşulları oluşturuyorsa anksiyete bozukluğu gibi beynin kendi kendine zarar verdiği rahatsızlıklar neden var ?
  • en güzel örneği için ;
    (bkz: ninja kaplumbağalar'daki beyin)
    (bkz: krang)
  • çok beğendiğimi ifade ediyim. eğer bir kaynaktan esinlenerek yazildiysa kaynağını bilmek ve incelemek isterim. ya da bu konuyu ele alan başka kaynaklar varsa onları da incelemek isterim.
  • bardağın yalnızca boş tarafından bakan bir hipotez. oysa ki bardağın sadece yarısı dolu.
  • ilginç bir hipotez, çok iyi tebrik ediyorum. yazara kısmen hak veriyorum ve hipotez nereye varacak diye çok merak ediyorum. özellikle beynin farklı bir vücuta nakli teknolojisi için uğraşılan çabayı araştırınca insan için benlik tanımının ve bilinç kaynağının aslında beyin olduğu izlenimi de benim şüphemi artırımıyor değil.

    beyni farklı bir vücuda aktarılsa ama eski vücut gömülüp çürüse insan yaşıyorum diyecek. bu durumda siz aynada farklı bir vücuta bakarak ben yaşıyorum der misiniz?
  • tam olarak doğru değildir.

    ilkel dürtülerinizin varlığınızı devam ettirebilmek için her şeyi yapabileceğini richard amca(bkz: richard dawkins) gen bencildir kitabında çok güzel anlatıyor.
    dediğine göre belli bir organ değil, o organları oluşturan genetik kodumuz, yani genlerimiz kendisini hayatta tutmak ve kendi devamlılığını sağlamak ve sonraki nesillere aktarmak için ne gerekiyorsa yapıyor.
  • (bkz: alzheimer)