şükela:  tümü | bugün
  • dunyayı 3 boyutlu bir perspektiftle algılıyoruz, o yuzden bahsedecegim calısmanın sonuclarını anlamak biraz zor olabilir fakat oyle taze oyle cicegi burnunda ve oyle devrim niteliginde bir calısma ki, insan beyninde neler olup bittigine dair daha once bilmedigimiz bir anlayıs sunuyor, gelecekteki arastırmalara da yon verecektir diye dusunuyorum.

    the blue brain project isimli bir proje var isvicre merkezli ve mit ile ortak yurutuluyor sanırım. projenin amacı beynin biyolojik yapısının ve baglantılarının dijital modellemesini cıkarabilmek; projeye detaylı bakmak isteyenler burdan buyursunlar. bahsedecegim calısmanın makalesi open-access ve surdan ulasabilirsiniz fakat fazlasıyla jargon dolu bir makale. daha sade bir haberini de burdan okuyabilirsiniz.

    insan beyninin yaklasık 86 milyar norona sahip oldugu ve bu noronların her birinin, her yonde birden fazla baglantıya sahip oldugu dusunulurse olasılıkları, kombinasyonları ve karmasayı cozmek oldukca zorlasıyor. bu derece karmasık baglantılı bir hucresel agın nasıl calıstıgını anlamamamız pek de sasırtıcı degil aslında. fakat blue brain project, elde edilen datayı anlamak icin algebraic topology gibi bir matematiksel cerceve kullanıyor. bu yontem, hem tek bir noronu yakın planda gorebilmeyi hem noron aglarının detaylarını hem de beynin yapısının bir butun olarak daha genis olcekte ayırt edilebilmesini saglıyor. yani hem mikroskop oluyor, hem teleskop. buyuk resmi esas onlar gormus asdfghjkl.

    mikro duzeyde noron aglarını (clique) ve makro duzeyde aralarındaki bos alanı (cavity/space) birlestirince, beynin cok boyutlu yapısı gozunu hepimize kırpmıs boylece. daha once hicbir yapay ya da biyolojik sinir agında gozlemlenmemis bir sey bu. beynin minicik bir bolumunde bile bu clique adı verilen noron aglarından on milyonlarca var ve bu clique'lerin varlıkları zaten biliniyordu. beyne bir uyaran sunuldugunda, noronlar ateslenir ve bu o kadar hızlı ve kompleks bir halde gerceklesir ki karmasık ve dagınık gozukur. daha spesifik bir ornek olması icin, 55 farklı noron cesidi ve 36 milyon sinaps toplu igne ucuna denk gelecek buyuklukte bir alanda ateslenebilir. algebraic topology hem bu karmasanın icindeki duzeni ortaya cıkarmıs hem de olayın cok acayip bir hale gelmesine sebep olacak sanırım. uyarana tepki veren noronlar birbirlerini atesleyip duruken, ateslenen noronların arasındaki bosluklar (cavity/space) gozlemlenmeye baslıyor. tek bir noron bir cubuk halindeyken (1d bosluk), atesledigi noronlarla beraber 2d bosluk, onların atesledigi ile 3 boyutlu, onların atesledigi ile 4 boyutlu, onların atesledigi ile 5 boyutlu... geometrik bosluklar olusuyor. noron agı icinde daha fazla sayıda noron ateslendikce daha yuksek boyutlu bosluklar ortaya cıkıyor aralarında. yani aslında inanılmaz bir organizasyon ile calısıyorlar. cok basit bir temsili goruntu icin buradan buyrun
    beyin kutsal geometri'yi kullanıyor galiba dedim ben resme bakınca. tek bir uyaranı (bilgiyi) bile aslında dusundugumuzden cok ama cok daha organize bir sekilde isliyor beyin. uyaranın bilgisi islenirken noral agların olusturdugu boslukların boyutları yukseliyor yukseliyor yukseliyor ve bir anda cokuyor.

    3 boyutlu olan bir seklin bir boyu, bir eni, ve bir derinligi var elbette ve bu 3d gundelik gercekligimizi olusturuyor zaten. calısmada kesfedilen cok boyutlu geometrik boslukları 3'ten fazla bir boyutta algılayamıyoruz elbette ancak bu baglantılar arasındaki boslukları tariflemek icin kullanılan matematiksel yontem buna imkan veriyor. bizim "gercek" dedigimiz 3d bu boyutlarda islemiyor dolayısıyla neler oldugunu hayal etmemiz bile zor ama kullanılan matematik bu boyutları tanımlayabiliyor. fizik dısında karmasık verileri ve sistemlerin kosullarını tanımlamak icin de bu yontem kullanılır, uzaydaki dinamik sistem gibi. su resmi de cogumuz biliriz, ironiktir.

    tamam da bu ne demek, ben de henuz bilmiyorum. sonuclar insanı inanılmaz heyecanlandıran cinsten, yeni bir sey icat edilmedi aslında. yeni bir teknik denendi noral datanın uzerinde ve bu teknik bir bilinmeyeni aydınlatmıs oldu. hafıza buralarda bir yerlerde mi gibisinden sorular donuyor simdi projedekilerin kafasında. boslukta, hiclikte saklanan bir seylerin olması benim tuylerimi urpertiyor. ben ufak ufak, sindire sindire anlayayım diye daha basit sorular sormayı tercih ediyorum. makalede detaylı anlatılmamıs, cok boyutlu boslukların olusma suresi ne kadar, bir boyuttan digerine gecme suresi ne gibi. bu konuda daha kapsamlı acıklamalar yapabilirlerdi. ve neden sonunda cokuyorlar acaba?

    daha deli sorular da uyandı benim kafamda. "hafıza nerde"den daha cok ilgimi ceken sorular... beyin bize anlamlı gelen simgesel duzeyden farklı bir duzeyde calısıyor. yani kelime/dil vb gibi sembolik ve boyut gibi kavramsal temsilleri dogrudan gozlemleme imkanı yok. bes duyudan gelen veriye islem yapıyor. dusunsenize, kulak bir titresimi alıyor ve beyinde noron agları cok boyutlu bosluklarını olusturarak bu titresimi isliyor ve coktugunde buna "ses" diyoruz. bir noktaya bakıyoruz ya da, goz ısıgın bilgisini alıyor ve beyinde noron agları pespese ateslenerek cok boyutlu bosluklar olusturuyor ve bir anda coktugunde buna goruntu diyoruz. butun bu islemlerin sadece "ses" ve "goruntu" kısmını algılıyoruz ve bunu her an yapıyoruz. beyindeki aglar daha yuksek boyutlu yapılar olusturabiliyorsa eger, bizim neden daha yuksek boyutlu bir algımız olmuyor? olması mumkun mudur? eger mumkun olsaydı, kavramsal ve sembolik duzeyde "gercek" dedigimizi nasıl yorumlardık?

    edit: robert lanza bilinci tanımlarken beyne degindigi nokta ilgincti, onu hatırladım su an ve bir daha urperdim. ben urperdiysem hepiniz urperin, banane! o yuzden bunu da not duseyim.

    "beyin kablolu yayın kutusunun uydu sinyallerini aldıgı sekilde bilinci alıyorsa, o zaman bedenin olumuyle bilinc sona ermez. bilinc zamanın ve mekanın sınırlarının dısında var olur yani kuantum nesnelerinin mekansız oldugu gibi bilinc de mekansızdır. beyin kuantum objelerini cokerten bir yapı olabilir"
  • belki de yaşam denen format bir yanılsamadır, her insanın kendini bu kadar biricik hissetmesinin bir nedeni de beden denen forma sıkışmış hayatı yaşamak zorunda kalmamız olabilir.
  • tam tersine boyutu yoktur.

    zaman kavrami/algisi ruyalarda hepten gariplesir.

    zamanda ileri ve/veya geriye dogru anlayis /kavrayis gerceklestirebilir.

    canlandirma gibi bi yetenegi vardir ki ''o''nu essiz yapan sey budur.