şükela:  tümü | bugün
  • journey şarkısı. 2005 yılında çıkan generations albümünün son şarkısı.

    sözler:
    so long ago, has it been that long
    since we felt the sun
    where has it gone to
    has it hid from the world
    have we lost our way

    i can remember it filling the sky
    and it'd warm my face
    the summers were endless
    but they're over now
    that was yesterday

    i know we'll find love again
    if we all pray a little
    the heart will break free

    beyond the clouds
    that's where my soul waits
    she's waiting now
    beyond the clouds

    sorrow seems endless
    now there's only so much
    that a man can bear
    hold on so tender
    to a glimmer of faith
    gets me half way there
    i know it will shine again
    with some prayer and some patience
    we'll find our way home

    beyond the clouds
    that's where my soul waits
    she's waiting now
    just beyond

    beyond anything you've ever known
    oh, so beautiful
    like a summer sky
    oh, you know it won't be long
    if we find the strength i know
    there beyond the clouds
    we'll find the sun

    beyond the clouds
    that's where my soul waits, oh yeah
    she's waiting now
    beyond

    beyond the clouds
    that's where my love waits
    she's waiting now
    beyond the clouds

    yeah, that's it now, ooh
    oh, that's it now, baby, ooh
    beyond everything you've ever known
    oh, if i could find the strength, i know
    we'll find the sun
  • macid macidi’nin hindistan’da çektiği son filmi. merhamet üzerine önemli söylemleri olan bu film hindistan’da, hindistan’lı aktörlerle hintçe çekilse de macidi sineması’nın klasikleşen kodlarını taşıyor. bu akşam boğaziçi film festivali kapsamında türkiye galası macid macidi ve film ekibiyle gerçekleşen bu filmin türkiye’de bir dağıtımcı bulup ülkemizde gösterim almasını gönülden diliyorum.
  • majidi sinemasının tepe noktası "serçelerin şarkısı" filmidir benim için. insanı olabilecek en doğal haliyle resmederken bu işi, izleyicinin ruhunu boğazlamadan yapabilmek, üstelik bunaltmak bir yana neredeyse her sahnesi ile izleyicinin ilgisini diri tutabilmek, güçlü bir gözlem yeteneğine sahip olmayı gerektirir.

    natüralist bakış açısıyla olayları aktarma konusunda mahir olan majidi, bu filminde ne yazık ki aynı duyguyu yakalayamış. bunun yanında hint coğrafyasının çok renkliliğini estetik açıdan gayet iyi bir şekilde göz önüne sermeyi başarmış. özellikle bazı sahneler görsel kaygının ne kadar dikkate alınarak hazırlandığının göstergesi niteliğindeydi.

    bir seçim yapma şansına sahip olsam majidinin diğer filmlerindeki pejmürde ama hikaye derinliğini, karakterlerdeki salaş samimiyeti; ciddi bir emek verilerek hazırlanmış göze güzel gelen sahnelere rahatlıkla tercih ederdim.

    --- spoiler ---

    olaylar neden sonuç ilişkisi ile birbirine ustaca örülmüş. ancak bu yapılırken ana karakterlere keskin dönüşler yaptırılmış, bundan hoşlanmadım. o kadar ki bu dönüşlerden yan karakterler bile nasibini alıyor. esas oğlanı yakalatan eleman dahi dayak esnasında dayanamayıp u dönüşü yapıyor.

    filmin sonu açık bırakılmış, olay bir cinayet mi yoksa adam kendi kendine mi öldü, cinayetse büyükanne mi öldürdü? bu soruların cevabını nispeten izleyiciye bırakmış olması güzel, keşke yaşlı kadına o itirafnameyi de yazdırmasaydı diyorum.

    filmdeki romantizm, duyguları aktarmada sanki abartıya kaçılığı havasını yarattı. son sahnesinde; aha süper bir görüntü dedim. duvarın düşmüş sıvaları, dökülen yağmur taneleri ve yağmurda ıslanan iki el. görsel açıdan çok iyi dizayn edilmiş, hele az dur da resim izler gibi bakalım şu görüntüye ama yok hemen sonra görüntüye yakınlaşmaya başladı. hani tüm filmi çok beğensem bile o sahnenin böyle bir hareketle bozulmasını yine görmezden gelemezdim. nuri bilge ceylan filmi izlemenin bir deformasyonu mu bu hissiyatım tabii ki değil, filmleri unutulmaz hale getiren bazı karakteristik sahneler vardır o sahneler de bence fazladan birkaç kareyi hak ediyordur.

    çamur sahnesi de estetik açıdan yine çok iyi düşünülmüş ancak onda da baştan salma bir çekim açısı belirlenmiş. sanki görüntü yönetmeni filmi sabote etmeye çalışıp durmuş. neden tepeden çekilmedi ki o çamurda debelenen insanlar. -aman çekim ekibinin ayakları çamurlanmasın-

    bir de festival sahiplerinin acemiliği vardı sahnede, filmin sonunda. yönetmeni ve oyuncuları davet ediyorsunuz ne güzel, söyleşi yapıyorsunuz ne hoş da hemen sonraki seansa film koymak nedir? ya söyleşi yapmayın ya da yapıyorsanız ekibe saygı gösterin, apar topar salonu boşaltmayın değil mi?

    --- spoiler ---

    film sonunda ekip ve izleyiciler selamlaştı, bir seyirciye takıldı gözüm. kadın oyuncu ile bir selfie çekindi daha sonra ordan uzaklaştı. telefonun ekrana baktı sonra yeniden oyuncunun yanına gidip bir selfie daha çekindi. sanırım yüzüne gölge düştü beğenmedi ilkini. majidi filmlerini anımsatan böyle samimi görüntüler de vardı salonda.