şükela:  tümü | bugün
  • küçük ve güzel ilçe. 4 günlük konya-beyşehir gezimin ilk 1.5 gününü buraya ayırdım. öncelikle konya kısmı için, (bkz: konya/@goldencrab)

    arabasız olarak ilçe merkezini ve civarını 1-1.5 günde gezebilirsiniz. öncelikle kalacak yer olarak tıpkı konya'daki gibi öğretmenevini öneriyorum. göl manzaralı ve ilçe merkezine yürüyerek 10-15 dakika uzaklıkta bulunuyor. fiyatları gayet uygun ve personeli güler yüzlü.

    ilk gün merkezdeki eşrefoğlu camii'ni mutlaka görün. gördüğüm en eski ve güzel camilerden birisiydi. imamı insanlara caminin içini gezdirerek tanıtıyor. muhafazakar olmasına rağmen çok espiritüel birisiydi. sonrasında civarındaki kapalı halde bulunan bedesten, hamam ve medreseyi dıştan görün. biraz aşağıda da beyşehir'in kale kapısı bulunuyor. restorasyonda oduğu için çok detaylı inceleyemiyorsunuz ama koskoca kaleden dimdik arda kalan bu kapı görülmeye değer.

    daha sonra merkezden kalkan teknelerle gölün üstünde 1 saatlik tur yapabilirsiniz. normalde gölün üzerinde 33 tane ada var ve bunların bir kısmı beyşehir merkezine yakınlar. ancak 1 saatlik turda hiçbir adaya çıkmadan sadece göl üzerinde gezinip geliyorsunuz. 2 saatlik turlarda en yakındaki yılanlı adaya çıkılıyormuş ama bu tur neredeyse hiç yapılmıyormuş. eğer çok kalabalık bir grup olarak giderseniz teknelerden birini günlük tutup istediğiniz yere gidebiliyosunuz, o zaman adaların bir kısmını görme şansınız olur.

    merkezdeki taş köprüyü ve arkasındaki sulama kanalını mutlaka görün. buranın kenarında bir çay bahçesi var, orada oturup suyu izleyebilirsiniz. buradan sonra çarşısını gezebilirsiniz. çarşısında çok olağandışı bir şey yok.

    yemek için merkezden öğretmenevine giden sahilde atik restoran veya emin restoranı tercih edin. merkezdeki yerleri gözüm pek tutmadı. balık seviyorsanız mevsimine ve gününe göre bu restoranlarda gölden çıkan sazan balığından yiyebilirsiniz. benim gibi balık sevmiyorsanız et yemeği çeşitleri de var. fiyatları da oldukça uygun. günün kalan kısmında yine sahili gezmenizi öneriyorum. bizim şanssızlığımıza hava kapalıydı ama güneşli bir günde gölün diğer tarafındaki anamas dağı'nda gün batımını izlemenin çok güzel olduğunu okumuştum.

    kalan yarım günde öğretmenevindeki personelle veya bir taksiyle anlaşıp 5 km ötedeki yakamanastırı bölgesine gidin. burası ormanlık ve gölü tepeden gören güzel bir alan. burada tepeye doğru 1-1.5 saatlik yürüyüş yapabilir, çam kokularıyla kendinizden geçebilirsiniz. aslında burada 100 yıllık bir kavak ağacı varmış ama biz rastlamadık. yürüyüşten sonra göl manzaralı restoranında yemek yiyebilir ya da bir şeyler içebilirsiniz. biz 40 tl'ye anlaştık ve öğretmenevinde görevli adam biz gezerken bizi orada bekledi ve sonuçta otogara da bırakması koşuluyla 40 tl verdik. unutmayın ki, konya'da ve beyşehir'de taksi ücretleri çok pahalı. o yüzden pazarlık yapabiliyorsanız yapın.

    göl çok güzel olmakla beraber sazlıklar kıyısını oldukça kaplamış. öğrendiğimize göre milli park alanı olduğu için sazlık alanlar daraltılamıyormuş. korumamız gereken yerleri korumayıp her türlü talanı yaparken, gölün yüzeyinin gittikçe sazlıklarla kaplanacak olmasını seyretmek ayrı bir ironi olsa gerek.

    eğer arabanız varsa gezinizi biraz uzatıp beyşehir'in köylerindeki hitit kalıntılarını görebilirsiniz. fasıllar anıtı'nı ve eflatun pınarı'nı görmeyi çok istiyordum fakat arabasız taksiyle gitmek çok pahalı olacağı için ve konya'daki vakitten yememek için gidemedim. bunun dışında beyşehir'de birçok mağara var merkezin dışında. mağaracılıkla ilgiliyseniz burası sizi cezbedebilir.
  • sırf bu ilçeyi görmek adına ordudan kalkıp gittiğim ilçedir. gittiğime de fazlasıyla değmiştir. öncelikle konya-selçuklu'dan 1.5 saat süren yol sonrasında (ki o yolda göletler, barajlar ve hemen yolculuk başındaki konya manzarası harika) beyşehir göze çarpar. eşrefoğlu camii betonarme yapılara medan okurcasına canlılığını korumaktadır bu ilçede. aslında konya selçuklu döneminde daha etkin olduğundan selçuklu eserleri daha fazla bulunmakta. ilçe gerçekten insanların ve gölün samimiyeti ile dolup taşmıştır. taş köprü göl suyunu ilçenin iç taraflarına ulaştırmak amacı için güzel olmuş. ilçenin içinde her şey iç içe. yani araçsız tüm işler halledilebilir. fakat göl kenarında eviniz varsa eşrefoğlu'na veya çarşı içine araçsız gitmek biraz zor gibi :). vuslat parkı göl kenarındadır ve göl festivalleri, eğlenceler için yeterli alan ayrılmış. ayrıca burada selçuk üniversitesinin bir de meslek yüksekokulu var. ali akkanat myo. aracınız olmadan eflatun pınarı veya gölün etrafını dolaşmanız biraz zor. tabi göl üstünde tur atmak isterseniz 1 saatlik tekne turu var. akşama doğru ilçedeki gün batımı harikadır. gölün ufkunda batan güneş göl üstünde bütün renkleri açığa çıkarır fakat çıplak gözle görmek için açık bir havanın olduğu günde gitmek gerek. benim gibi bulutlu bir günde giderseniz sadece karşı tarafı gölün sularını izlersiniz. kısacası ufak bir huzur arıyorsanız boş verin bodrum'u antalya'yı.. beyşehir her anlamda güzel günler yaşatır.
    not: balkondan el salladığın her zaman tekrar gelmek dileği ile..
    (bkz: beyşehir gölü) (bkz: konya) (bkz: huzur)
  • güneşe yolculuk.

    "selçuklu sultanı alaeddin keykubat, beyşehir için “cennet ya burasıdır ya buranın altındadır.” diyor. gölü, milli parkı, tarihî ve kültürel zenginliğiyle görülmeye değer bir yer beyşehir.

    kızıl deniz ve sarı ay

    beyşehir gölü: tadına doyum olmaz bir manzaraya sahip, özellikle gün batımında... güneş dağın ardında titrek bir mum ışığı gibi ışık salarken, deniz kestane gibi kızarıyor. sandallarla denize açılanlar, balığa çıkanlar, dudağına ıslık takıp manzarayı seyre dalanlar… tam kartpostallık. gölde gün içinde saat başı tekne turları düzenleniyor. en çok rağbet göreni tahmin edileceği gibi akşam vakitleri, güneşin anamas dağı'nın arkasına gizlenmeye hazırlandığı saatler. şehirli, aileleriyle semaverlerini yakıp gölün etrafında seyre dalıyor veyahut misafirleriyle tatlı suya yelken açıyor. göl, fotoğraflarda görünenden çok daha büyük. kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzunluğu 50 kilometre, buna dik doğrultudaki genişliği yaklaşık 20 kilometre. geniş ama derin değil. en derin yeri en fazla 10 metre. hasbelkader, “pi'nin yaşamı” filmindeki gibi gölün orta yerinde bir başına kalan biri hiç panik yapmadan çıkış yolu bulabilir. kuluçkaya yatmak için gölü mesken edinen göçmen kuşlar yol arkadaşlığı eder, bir balıkçı imdadına yetişir tez vakit. en kötü ihtimalle kendini bir adaya atar. bunu da çok aramasına gerek yok. zira göl, 33 irili ufaklı adaya sahip. bazıları minik bir kulübenin sığamayacağı kadar küçük. bazen suyun seviyesi azalınca yeni adalar ortaya çıkıyor, o kadar yani. ada bir kulübeye az gelebilir ama bir insan için fazla.

    göçmen kuşların cenneti

    beyşehir milli parkı: gölü çevreleyen türkiye'nin en büyük milli parkı kabul ediliyor. 22 yıl önce bakanlar kurulu kararıyla ilan edilmiş ‘milli' kimliği. ormanı, suyu, canlılarıyla yaşıyor, yaşatılmaya çalışılıyor. yeşille mavinin iç içe geçen manzarası en az göl kadar etkileyici. park, renkli popülasyonlara ev sahipliği yapıyor. göçmen kuşların uğrak mekânı burası. doğal güzelliğin yanı sıra gölün su sporlarına uygun olması, selçuklu mimarîsine ait eserlerin bolluğu ve tabii ki henüz tam keşfedilmemiş, pahalı sayılmayacak turistik yöre olması parka olan ilgiyi artırıyor. gölün çevresinde sazlıklar, çalılıklar var. doğal ortam olduğu için hiç müdahale edilmiyor. adaların bazılarına insanlar koyun bırakıyormuş birkaç ay kendi kendine beslensin diye.

    çınar ağacı gibi kökü derinlerde

    eşrefoğlu camii: konya'nın en eski ibadethanelerinden. 700. yaşını çoktan deviren cami, sıra dışı bir mimarîye sahip. şöyle anlatalım: cami 46 ahşap sütun üzerinde yükseliyor. sütunlar meşe odunundan. tabanı gibi tavanı da ahşap. sütunlar dikilmeden önce altı ay suda bekletilmiş, dayanıklılığı test edildikten sonra kullanılmış. kök boyalı motifler, çini mozaikler, bitkisel bezemeler, kalem işi süslemeler… çehresiyle, ruhuyla hakikaten sıra dışı. caminin ilginç bir de yönü var. şöyle: orta tarafında kocaman bir kuyu var. kuyunun üstüne denk gelen çatı açık. yağan karın, yağmurun boşluktan süzülerek ortadaki havuza akması istenmiş. amaç, ortamı nemlendirip yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engellemek. o gün bugündür sütunlar kökü toprağa kelepçelenmiş çınar ağacı gibi ayakta duruyor. sütunlar bugünlerde biraz kurumaya başlamış. neden derseniz, ibadethane içindeki nem dolaşımını sağlayan çatının üstü kapalı. 50 yıl önce içerisi soğuk oluyor diye çok değerli büyüklerimiz inanılmaz bir ileri görüşlülükle (!) kuyunun suyunu kesmiş. doğal denge bozulduğu için tarih, tarihe karışabilir. not: caminin çevresindeki bedestan, taş medrese, demirli mescidi görülmesi gereken diğer yerler.

    hititlerden miras…

    hitit çeşmesi (eflatunpınar anıtı): beyşehir'e 22 kilometre mesafedeki sadıkhacı köyü sınırında bulunan hititler'den miras tarihi bir çeşme. (m.ö 1300-1200). 14 taş bloktan oluşan bir su kaynağı. anıtın blok taşları üzerindeki figürler; üstte güneş kursu, ortada tanrıça ve tanrı diye kabul edilen figürlerin arasında, yanlarındaki ve en alttaki figürler ellerini yukarıya doğru kaldırıp tanrı ve tanrıçayı selamlamakta. çeşmedeki kabartmalar biraz hasar görmüş ama allah'tan restorasyon yapılmıyor. yeni bir aspendos faciasını kim kaldırabilir!

    osmanlı'nın ilk sulama projesi

    fasıllar anıtı: fasıllar, şehrin 18 kilometre doğusunda küçük şirin bir köy. bizans dönemine ait birçok eseri barındıran mistia kenti harabeleri burada. rivayete göre bölge ıv.tudhalya dönemine ait. bereket anıtı, çift süvariler kabartması, gavur meşedi, yerebatan çeşmesi ve kaya lahitler gibi birçok kalıntı ziyaretçilerini bekliyor.

    kurt beşiği anıtı:fasıllar köyünün 15 metre batısındaki örenler konağı bayırında sırt üstü yatan dünyanın en büyük kaya anıtlarından biri. ankara anadolu medeniyetler müzesi'nde bir örneğini görmek mümkün.

    taş köprü: ilçenin sembolü, 101 yaşında. konya ovasını sulamak amacıyla osmanlı'nın inşa ettirdiği ilk sulama projesi. 15 göze sahip köprü, 1997'den beri trafiğe kapalı. özellikle akşamları farklı ışıklandırmalarla göz alıcı bir güzelliğe kavuşuyor.

    nerede ne yenir?

    konya sınırlarında olduğunuz için tabii ki ilk akla gelen etli ekmek. şehir içinde damak tadınıza uygun ekmekler yapan restoranlar bulabilirsiniz. şehrin etli ekmeği kadar balığı da meşhur. özellikle sazan. tolca köyünde çok güzel restoranlar var. taze taze pişirilip servis ediliyor. sadece balık yemek için arabaya atlayıp köye gidenlerin sayısı hayli fazla. bu arada ekleyelim: gölün üzerinde yüzen bir kafe var. özgün bir konsepte sahip. açılışına belediye reisinden milletvekillerine şehrin ileri gelenleri katılınca insanın beklentisi ister istemez artıyor. kafe, gölün kıyısında küçük mütevazı bir yer. hatta küçük değil, küçücük. terk edilmiş bir sandal gibi duruyor öylece. kapalı. kafeyi toprağa bağlayan köprü kopsa, kaybolup gitse kimsenin ruhu duymaz."
  • taş köprüye paralel olarak 2 ya da 3 km ötesindeki ince köprüye yöre halkının "goste" dediği yerleşim birimi. bir de şu sinekleri olmasa..
  • hitit dönemine ait harika bir yer olan eflatun pınarı buradadır.
  • sanıldığının aksine o kadar da küçük olmayan bir konya ilçesi. şehir merkezi kendi adını alan gölün kenarına kurulmuştur ve göl o bölgede mükemmel bir turistik hava yaratır. konya'nın bir ilçesinde olduğunuzu unutursunuz. insanları da oldukça hoşgörülüdür. sanırım genel olarak göl/deniz kenarına kurulu olan yerleşkelerin genel olarak hoşgörülü insanları oluyor. bu ilçede gezerken konya sınırları içerisinde olduğumu unuttuğum dakikalar oldu. ve elbette şehir merkezinde bulunan pidecilerden kesinlikle etli ekmek tadılmalıdır.
  • sedir ağacı kokusunun en iyi hissedilebildiği mekânlardan birisi olan eşrefoğlu camii'ne ev sahipliği yapan, küçük, şirin ilçe.
  • beyşehir gölünün hakkını veremeyen bir halka sahip olan şehir.
  • gölü* biraz kurumuş olsa da hala idare eder. bu halini sevenler 15-20 yıl önce görselerdi nasıl bayılırlardı kim bilir!