şükela:  tümü | bugün
  • bezm-i alem valide sultan, silahtar abdullah ağa ve abdülhamit sani mazbut vakıfları adına vakıflar genel müdürlüğünce kurulması planlanan üniversite. tıp, diş hekimliği, eczacılık, sağlık bilimleri ve eğitim fakülteleri ile sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu, sağlık bilimleri enstitüsü falan bulunacakmış.
  • `bezm-i alem valide sultan vakıf gureba eğitim hastanesi` yani bilinen adıyla vakıf gureba hastanesi ile bağlıdır..
  • anasayfalarında basında üniversitemiz bölümündeki kanalların listesi tv24, stv, tvnet, bugün tv şeklinde olan üniversite.

    (bkz: nereye gidiyor bu ülke)
  • sanırım kimilerimizin isminden dolayı nedense çok rahatsız olduğu üniversite. (ne de olsa önyargıları tavana vurmuş bir toplumuz. eğitimsizinde de, eğitimlisinde de bu durum böyle!) hatta bir yazar arkadaş da tabela üniversitesi diye yaftayı yapıştırıvermiş yukarıda. ne de olsa, "klavye elimizde, biz gideriz ormana hey" mantığı ile olanı biteni yorumlayanlarımızın sayısı az değil.

    allah bilir, şimdi bu yazdığımı kötüleyenler de çıkar. hiç kimse kusura bakmasın, yalnızca büyük bir kurtuluş savaşı kahramanının ismini taşıyor diye bir üniversitemizin adını, namını beşparalık edenlerin yaklaşımını görüyorum burada. yalnızca isminden rahatsız olup, cemaat üniversitesi olacağından da emin olup, istanbul'un göbeğindeki bir akademik kurumu henüz yeni açılmışken kötülemek, yalnızca vicdansızlık, insafsızlık değil, başka başka bir şeylerdir.

    amerika'da öyle tuhaf üniversite isimleri var ki, onların isimlerine sıra gelince, gerine gerine, miyavlaya miyavlaya söylersiniz tabii...

    gençler, siz gelin boşverin, bakmayın ne fakülteleri açılmış, neler olacakmış... istediği kadar bir tarihi hastanenin müktesebatını, bilgi birikimini devralmış olsun. biz sadece ismine bakarız, değil mi? yafta yapıştır, klavye de elinde, izi kalır ne de olsa...

    duyan da o üniversiteyle uzaktan yakından en ufak bir ilgim var zannedecek; sadece ve sadece, akıl, mantık, vicdan meselesi...

    [acılar içinde yazıyorum: bravo sözlük ahalisi... bu yazıyı da zamanının ötesine gönderdin ya, dediğim gibi gerçekten akıl, mantık ve vicdan kilitlenmesi yaşıyorsun gerçekten. yazık...]
  • akp iktidarının kendine yakın vakıf üniversitelerine denize nazır arsa, tarihi bina, tekel deposu filan vermesini kanıksadık da bu üniversite bu konuda level atlamış: personel dahil her şeyiyle anahtar teslimi bir tıp fakültesi hastanesi bu vakfa servis edilmiş.
  • türk dil kurumu'na danışılarak resmi adından "-" çıkarılan üniversites. son durumda adı "bezmialem vakıf ünversitesi" olmuştur.
  • üniversiteyi olduğu gibi zan altında bırakmak istemiyorum, ama isim vermeyeceğim bir kişi var ki bundan 2-3 ay önce çok pis karıştırdı ortalığı idari anlamda. aşağıda yazdıklarımı bundan aylar önce yazmış fakat yayınlamamıştım. tarihlere bir kaç ay ekleyerek düşünebilirsiniz.

    son bir kaç aydır, öğretmenlere karşı izledikleri politikayı hayretle izliyorum. bütün her şey entrika ve yanlış bilgilendirmeye dayalı.

    her şeyin ötesinde, sürekli olarak çalışanlar birbiriyle anlaşmasın, birbirlerini sevmesinler diye uğraşılıyor ve iki kişi yan yana dursa "grup psikolojisine kapılmayın lütfen" diye ayar veriyorlar.

    yabancı dil öğretmenlerini işe aldıklarında türk öğretmenlere verilen paranın iki katı veriliyordu, türklere söylenmemesi tembihlendi.
    sonra bu ortaya çıktı, türklere "yabancılar sizi sevmiyor", yabancılara da "türk hocalar sizi kıskanıyor aldığınız para için" dendi.
    derken yabancıları beklettiler haftalarca kontrat geldi, geliyor diye. geldiğinde "istedikleri kadar ders saati konabileceği" ve "şartlara uyulmazsa hem kovulup hem de 10.000 dolar ödemek zorunda kalacakları" ortaya çıktı.
    tabii ki bu şartname üzerine bütün hepsi bir anda işi bıraktı ve şuan yaratılan ortam şu:

    türk öğretmenlere: "bakın burun kıvırınca nası kovuldular ayağınız denk alın" mesajı veriliyor.
    yabancı öğretmenlere: "sizin için elimizden geleni yapıyoruz niye böyle yapıyorsunuz" diye uğraşıyorlar. "size bedava çay kahve imkanı sunduk" diye mail atılmasına, başka üniversitelere, gerçek olmayan durumlar üzerinden bok atarak kendilerini yüceltmeye çalışmalarına girmiyorum bile. (örn: "başka okullarda shuttle, öğretmenlere bedava öğle yemeği yok. nası yani?!)
    öğrencilere: "yabancı hocalar sizden memnun kalmadıkları için işi bıraktılar, sizi hiç sevmemişler. hem de bedava cep telefonu, araba, evlerine kadar servis istediler karşılayamadık, gittiler." diyorlar.

    yahu ne oluyor burada? ben bu olaylarla tamamen alakasız biri olarak, sadece arkadaşım yurtdışından gelip işe başlayıp pişman olduğu için şahit olmaya başladım ve haliyle insanlarla tanıştıkça farklı farklı kaynaklardan ne denli birbiriyle alakasız hikayeler anlatıldığını duyuyorum ve dehşete kapılıyorum. bir de adamları tanımasam inanacağım da, "araba cep telefonu isteyen" arkadaş demin yanımda sivas kangal kıllı koltuğumuzda horul horul uyuyordu. bu adam mı araba istiyor?

    hayatımda böylesine bir akademik usulsüzlük görmedim. umarım bütün bunlar olabilecek en iyi şekilde sonuçlanır. okulu ya da bütün bunlara sebep olan kişiyi/leri umursadığımdan değil, öğrenciler için.