şükela:  tümü | bugün
  • boğaziçi gösteri sanatları topluluğu'nun kısa yazılmış hali.
  • (bkz: gün doğuyor)
  • chomskyyi ve de 90 derece dondurulmus kitap basliklarini pek seven, turkce'ye guzel kitaplar kazandirmis bir yayinevi.

    (bkz: entelektuellerin sorumlulugu)
  • (bkz: bajar)
  • comski ve fuko atismalarini incecik ve kucuk bir kitap halinde cevirerek beni neselendirmis yayinevi. sari sari schopenhauer'lerin yaninda da ne guzel durdu be.

    sanirim comski'ye agirlik veriyorlar, postmodernizm ve rasyonalite'yi de cevirmisler zira. insallah devami gelir.
  • bogaziçi gösteri sanatları topluluğu. yalnızca tiyatro değil, dansın müziğin de yer aldığı muhalif ekip.
    dün oyunlarını 18.taksav kapsamında ankara'da izlemiş biri olarak neresinden başlayacağımı bilemeden söyleyecek çok sözüm olduğunu belirtmek isterim. yıllardır kendilerini severek izler, heyecanla takip ederim. ankara'ya her misafir olduklarında, her ne oynarlarsa oynasınlar, salt kendilerini izlemeye gittiğim nadir ekiplerden birileridir. öyle ki artık ''aa şu çocuk geçen oyunda bu roldeydiii'' lerle geçiyor oyunu izlemem. dün ''karşılaşmalar'' adlı oyunlarını oynadılar. broşürde okuduğum kadarıyla da daha önce taksav kapsamı dışında sergilememişler. öncelikle her oyunlarında olduğu gibi ellerine emeklerine sağlık. emeğin her zerresi hissediliyordu. oldukça zengin, bir tiyatro oyununu yan öğelerle ne kadar destekleyebilirseniz, o kadar desteklemişler. dans, müzik, dış ses, sinevizyon..her şey. kostümler, aksesuarlar çok özenli; sahne geçişleri, dekor değişimleri, dans esnasındaki ışık gösterimleri oldukça zekiceydi. çok gerçekçi oyunculuk-kostüm olduğu halde oyunun metnindeki fazlaca sahne değişiminden dolayı dekoru minimal kullanmayı seçip 3-5 bankla olayı çözmüşlerdi. başta bu farklılık tezat gibi dursa da oyun esnasında hiç göze batmadı, seyirci çok net mekanı algıladı. sade-mekanik hareketlerle oluşturulan kareografi ve müzik oldukça doyurucuydu.oyunculuklarda ara ara kopuşlar yaşasam da genel anlamda zaten diyecek lafım yok. gel gelelim oyuna...

    --- spoiler ---

    oyunda her şey uzun uzun anlatılmış.adeta bir dizinin ilk bölümüymüş gibi, karakterler, ilişkiler oldukça detaylı hatta biraz fazla detaylıydı. seyirci olay örgüsünü ve karakterleri, geçmişleriyle birlikte hiç çaba sarfetmeden anlayabiliyordu.ben her ne kadar bu anlatım tarzını sevmesem de anlatım görselliklerinin başarısı yani teatral başarıdan kaynaklı izlenilebilirliği yüksekti.böylesine uzun anlatılan bir oyunun finali pat diye bitiverdi. serim kısmı 1 saat düğüm kısmı 1 saat ama final 2 dakika.dediğim gibi sanki bir tv dizisinin ilk bölümü nerde biterse bu da orada bitti.selam vermeseler anlayamayacaktım bitişi.asla final gibi değildi. ne bir vuruculuğu ne de seyirciyi buna yaklaştırma, hazırlama vardı. ayrıca türkiye gerçeği oldukça cesur ele alınmışken bgst nin buna yorumunu göremedik. ya da şöyle söylemem gerekirse bgst tarafsızdı, olduğu gibi göstermişti.yani türbanlı bir kadını en başından beri eleştirmiş ama bunun yanı sıra ona ön yargıyla yaklaşan mehmet karakerini de sümeyra'nın bir sözüyle yerebilmiş.
    --- spoiler ---

    sonuç itibariyle bu denli cesur bir oyun oynadıkları için ve tiyatroyu ciddiye aldıklarını her saniyesinde görebildiğimiz bir oyunla yine yeniden izleyebildiğim ekip; ellerine kollarına sağlık...