şükela:  tümü | bugün
  • şurada bahsedilmiş olan, 8 mayıs itibariyle satışa çıkacak mirgün cabas-can kozanoğlu ortak kitabı. can yayınları'nın son dönemdeki kapak tasarımlarına uygun bir kapak yapılmış, ama onların da çoğu gibi berbat olmuş. böyle bir kitaba daha sade bir kapak, daha doğru olabilirdi. gençlik romanı değil sonuçta bu.
  • kitap hakkında bugün medyascope'ta ruşen çakır'la yaptıkları sohbet şuradan izlenebilir.
  • güzel insan can kozanoğlu ve mirgün cabas'ın yeni kitabı. bu sefer can kozanoğlu kitabı kendi yazmamış; mirgün cabas, can kozanoğlu ile yaptığı röportajlardan sonra kaleme almış kitabı.

    şu yoğunluğumun arasına ne yapıp edip sıkıştıracağım kitap olacak.
  • birçoğunun aksine yerinde, kararında bir türkiye medya analizi; kırmadan, dökmeden. türkiye’nin ve bu atmosferde kendinin de içinde bulunduğu devinim ve değişimi ayakları yere basan anektodlarla kaydetmiş. sanata, edebiyata, sinemaya, medyaya ve hayata dair. ramazan ayında güzel oldu, iftarın nasıl geldiğini anlamadım hoşsohbet içinde. konuşana, konuşturana teşekkürler.
  • medyascope'taki söyleşiden sonra okumaya karar vermiştim.
    nihayet dün başladım. ilk iki bölümde can kozanoğlu kendini, türkiye'nin 80 sonrası entelektüel çevrelerinin ve medyanın gelişimi içerisinde yaptığı işleri anlatmış.
    şimdi üçüncü bölümdeyim ve işler ısınmaya başladı " anap'lı yıllar, sosyal demokratlar ve asabi liberaller". çocukluğuma denk gelen, az buçuk hatırladığım dönemler.
    80'lerden başlayıp günümüze kadar türkiye'nin kültürel, siyasi değişimini, bugünlere nerelerden nasıl geldiğimizi, dünyanın aynı dönemlerde geçirdiği değişimle paralel şekiklde, mirgün cabas'la tatlı tatlı söyleşerek anlatmış. sanki ikisi sohbet ediyor, siz de üçüncü kişi olarak dinliyorsunuz. okuması çok keyifli, tavsiye ederim.
  • havaalanında can kozanoğlu'nun adını görünce aldım kitabı. az önce bitirdim; uzun zamandır verdiğim en doğru kararmış.

    can kozanoğlu bana sorarsanız sosyolog olarak doğmuş, okumayla ilgili yüksek kondisyonunu ve bu konulardaki şans faktörünü kendisi kitapta anlatıyor. yalnız sadece kahvesini yudumlayıp pencereden dışarı bakıp not alan adam değil, fenerbahçe'nin deplasmanda maçına giden (bkz: gençler deplase olunuz), gülhane'de müslüm gürses konserini izleyen, doğuştan sosyolog olduğu kadar kendi tabiriyle doğuştan muhabir bir adam.

    muhabirlikle sosyologluk arasında önemli bir kesişim kümesi var. nesnellik veya nesnel olma çabasının zorunluluğu, gerekliliği. bu zamanda taraf olmadan olay ve olguları incelemek, katmanlara bölüp tarihsel gelişmelerin içinde anlamlandırmak, hem de bunu kendi deyimiyle 'liberal' bakış açısıyla avantaja çevirebilecek anlam yüklemelerle yapmamak, her babayiğidin harcı değil. kitabı okudukça en çok saygı duyduğum unsur buydu.

    diğer yandan son 15 yılı açıklarken kavramlar ve katmanları (arabesk, 12 eylül, kırdan kente göç, vb) ele alış biçimi o kadar onikiden vuruyor ki bazen okurken sesli güldüğüm ve eşimin merakından ona okuduğum sayfalar, pasajlar oldu.

    can kozanoğlu'nu bizden sakınmayan, biraz zorla (!) da olsa kitabı yazdıran can yayınlarına, mirgün cabas'a ve emeği geçenlere teşekkürler...