şükela:  tümü | bugün
  • kanaatimce en güzel tercümesi "hem de nasıl" olan deyişdir.
  • cok kullanimi olan bir sozcuktur ve asirilik ya da asiriliga yonelik onay verme anlatir. ben bunu anlam olarak degil ama kullanim olarak en cok bizdeki aman'a benzetiyorum. "aman hic sorma" ve "aman nasil tatli bir bebek" cumlelerinde "aman" nasil ki cumle icinde anlamini bulan bir kelimeyse, big time da oyle.

    misal,
    - he is totally offensive
    - oh yes, big time
    burada, ne demezsin, aynen dedigin gibi anlaminda.

    bunun olumlusu da mumkun
    - i love this music
    - oh this is a great band, big time.
    aynen dedigin gibi, sahaneler. ama siz bir sey dememis olsaniz da, sadece "this is a great band, big time" diye kullanilabilir, illa ki bir cevap cumlesi kullaniminda degildir.

    - he is a big time snowboarder.
    yani snowboard icin oluyor, deliriyor, her firsatta snowboarda kosuyor gibi bi anlam. burada sifat olarak kullaniliyor

    - i will fuck them big time
    belirtec olarak kullanildigindaysa, ozellikle olumsuz anlamdaysa, analarindan emdikleri sutu burunlarindan en hafif versiyonu aciklamalarin. bu anlam perisan edicemle baslayip sulale serisine uzanir.

    edit: sahaneyim. o degil de, insan olup bi amerikaliya soramadim, kardes, big time deyip duruyosunuz, ben de parcadan butunu anliyorum tabii tabii sanrisiyla kiprasiyorum burda, allah rizasi icin ne bu big time neeeeee diye. bu snowboarder ornegi "snowboarda duskun, her firsatta gidiyor"un disinda "acayip iyi snowboardcidir" manasina da gelebiliyormus. relic'e tesekkur ediyorum. bu ilk acikladigim anlamin da hala gecerli olduguna inanmak istiyorum, aksi taktirde bugune kadar soylenen "i will fuck them big time" bir ovunme cumlesiydiyse intihar ederim.
  • güzel bir peter gabriel şarkısı. sözlerini de yazayım tam olsun;

    i'm on my way i'm making it, huh!
    i've got to make it show yeah, hey!
    so much larger than life
    i'm gonna watch it growing
    hey hey hey heyyyyyyy

    the place where i come from is a small town
    they think so small, they use small words
    but not me, i'm smarter than that,
    i worked it out
    i'll be stretching my mouth to let those big words come right out
    i've had enough, i'm getting out
    to the city, the big big city
    i'll be a big noise with all the big boys, so much stuff i will own
    and i will pray to a big god, as i kneel in the big church

    big time, i'm on my way i'm making it, big time, oh yes
    big time, i've got to make it show yeah, big time
    big time, so much larger than life
    big time, i'm gonna watch it growing, big time
    ho ohh ohh, oh oh, ho ohh ohh, oh ohhh

    my parties have all the big names and i greet them with the whitest smile
    tell them how my life is one big adventure and always they're amazed when i show them 'round my house to my bed
    i had it made like a mountain rage with a snow white pillow for my big fat head
    and my heaven will be a big heaven,
    and i will walk through the front door

    big time, i'm on my way i'm making it, big time, huh!
    big time, i've got to make it show yeah, big time
    big time, so much larger than life
    big time, i'm gonna watch it growing, big time
    big time, my car is getting bigger big time, my house is getting bigger
    big time, my eyes are getting bigger
    and my mouuuth
    big time, my dinner's getting bigger
    big time, and my bank account
    big time, look at my circumstance
    big time, and the bulge in my big big big big big big big big big big big big big big big, hi there
  • ing. hem de ne.
  • (bkz: o biçim)
  • bir baska anlami da; ozellikle eglence endustrisinde, bir eserin yapabilecegi en ust noktadir.
  • sanırım yaşlanıyorum ve yaşlandıkça da akşamları show haber seyredip ağlayan anneme benziyorum. mesela ne alaka şimdi dani siciliano'nun gayet eğlenceli yeni albümü slappers'dan "big time" isimli şarkıyı dinleyip de hüzünlenmek??? bir kere şarkı öyle insanı hüzünlendirecek cinsten değil, hatta son derece de dım tıs tak başlıyor. ama tam şarkının yarısına geliyoruz ve birden bir şey oluyor, böyle melodi değişiyor, arkadan yeni bir müzik peydahlanıyor ve birden öne çıkıyor, şarkıya hakim oluyor. ve sonra dani, o muhteşem sesiyle başlıyor söylemeye:

    could it be she’s taking me away to sea
    a kiss of leave
    a small wave to me

    could it be she’s taking me to depths and leagues
    return to me
    not easy to fathom

    could it be explaining where i need to be
    adrift from thee
    escaping these moorings

    could it be explaining what i need to breath
    a chance to feel the rocking of mourning...

    işte o an ne oluyorsa oluyor. bir şeylere üzülüyorum ama neye üzüldüğümü bilmiyorum. bir tuhaf hüzün, melankoli hali. sanki benden bağmsız birilerinin bir şeylerine üzülüyorum, tıpkı show haber'de seyrettiği, 16 yaşında kocaya kaçıp, kötü yola düşmüş ve 8 sene sonra anasına babasına kavuşmuş fadime'nin dramına gözyaşı döken annem gibi işte, ama yok, ben gözyaşı dökmüyorum, sadece üzülüyorum bu 3. kişilerin hikayesine. aslında üzüldüğüm hikayenin de ne olduğunu bilmiyorum ama neyse işte, dedim ya, of sanırım yaşlanıyorum.
  • tom waits'in parodilerle bezenmiş konser videosu...bir insan traş makinası ile televizyonu nasıl kumanda eder, konser aralarında anlattığı hikayelerle sizi nasıl kendinizden geçirir -öğrenmek istiyorsanız bu taraftan buyurun....
  • (bkz: hadi ya)
  • (bkz: rules)