şükela:  tümü | bugün
  • üç yıl sonra mıydı bilmiyorum
    ama ekimin onbeşiydi biliyorum
    ekimin onbeşiydi ama
    ekimin onbeşinde ne oldu bilmiyorum
    herkesin sular gibi dağıldığı ama herkesin
    bir sur önünde miydik bir yolda mı
    semtini bilmediğim bir karakolda mı
    sonra topluca bir bahçede durduk

    bıktım böyle sayrılıklardan
    ateşim çıksa neyse ne
    neyi bıraksam aklımdan bir suya karışıyor
    bir büyük savaşda kıbrıs kıyılarında
    vurulan ve ölen bir askerin
    çelik miğferi gibi
    dipde ışıltısını görüyorum yalnız
    elimi eteğimi çekiyorum bahçeden
    sazlıklara vuruyorum belleğimi

    zalim bir ilk yazdı ama yaşadığımız
    işte bunu unutmamalı unutmamalı
    bir ölüm nefes alırken bir dudakta
    öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı
    miğferin paslandığını usul usul
    bir yangının söndüğünü
    ve suların pırıl pırıl kaldığını
    bir otobüs mersin'den mardin'e giderken
    o zaman aşkınla dol kalbim
    nerden ne kadar derlediysen o kadar
    senin kendine seçtiğin alamet-i farika
    uzun bir gece görünümünde geçerli hala

    (bkz: turgut uyar)
  • "zalim bir ilk yazdı ama yaşadığımız
    işte bunu unutmamalı unutmamalı
    bir ölüm nefes alırken bir dudakta
    öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı"

    anlattigi bizim hikayemizmis.

    agustos'un bilmemkacindaydi ama
    agustos'un bilmekacinda ne olmustu hatirlamiyorum.