şükela:  tümü | bugün
  • yıllar önce yanlışlıkla ümraniye sapığı olarak teşhis edilen ve haksız yere 28 gün hapis yatan, yetmiyormuş gibi çevresinden ve işinden olan inşaat işçisi. suçsuzluğu ispatlandıktan sonra açtığı yaklaşık 1 milyon liralık dava sonucunda 140 liralık manevi tazminat alabilmiştir. zamanında nedense karnıma ağrılar girene kadar güldürmüştür beni.
  • tipten kaybetmek şanssızlığının vücut bulmuş hali.

    http://alkislarlayasiyorum.com/…l-akyildizin-isyani
  • durup dururken aklıma gelen
    , birkaç kez otobüste gördüğüm şanssız insan. o dönemde işinden olmuş, nişanlısı terketmis, hatta yeni bir hayat kurmak için gittiği yunan adalarında polis tanıyıp sınır dışı etmişti. zaten hayata 3-0 yenik baslayanlardandi. geçirdiği bir kaza sebebiyle yüzünün bir kısmı ve saçları yanikti. zar zor geçiniyordu zaten. bu olaydan aklandiktan sonra dahi sokakta insanlar kaçıyor, tiksinerek bakıyordu ona. çünkü insanlara göre o tipten kaybediyordu. gerçek sapığın yakalanması insanları ikna etmiyordu. ya o da sapiksa diye kaciyorlardi ondan.

    bir kaç senedir görmüyorum kendisini. umarım güzel bir hayatı vardır ve başına gelen bu musibeti unutamasa bile etkisinden kurtulabilmistir.
  • dahil edildiği olayın yıldönümünde iadei itibar yapılası gereken şahıstır. bunu gerçekleştirilmesi kültürümüze yerleşen bu linç alışkanlığının önüne geçmemize yardım edebilir. medya da kendi mahvettiğini geç de olsa düzeltme imkanı bulur.
  • 17 kasım hayatının mahvettiğimiz bu adamın tutuklanmasının yıl dönümüdür.

    kendisi haksız yere cümle aleme ifşa edilirken bile eminim ki kendi aklanması için değil, başkalarının canı yanmasın diye gerçek suçlunun bulunması için yalvarmıştır.

    gerçeğin ortaya çıkmasından sonra vatan gazetesine verdiği röportajı;

    * en sondan başlayalım. gerçek sapığın yakalandığını nasıl duydunuz ve neler hissettiniz?
    --gardiyanlardan biri "gözünaydın bilal" diyerek yanıma geldi ve gerçek sapığın yakalandığını ve suçunu itiraf ettiğini söyledi. birden kanımın çekildiğini hissettim. dakikalarca ağladım. o ana kadar bana hakaretler ve tehditler savuran cezaevi personeli ve diğer mahkumlar sırayla özür yarışına girdiler.

    * yakalanman nasıl olmuştu?
    --bakkaldan birşey alıyordum. birkaç kişi geldi ve ne olduğunu anlamadan arkamdan üzerime çullanarak yere yatırdılar. sonra da bir araca koyup şamandıra jandarma karakolu'na götürdüler. neden gözaltına alındığımı belki bin kez sordum ama cevap vermediler.

    * karakolda neler yaşadınız?
    --karakolda sürekli olarak soyunup giyinmemi istediler. soyunup giyinip farklı montlar ve giysilerle karakol bahçesinde 2 gün boyunca dolaştırıldım. hiçbirşey söylenmediği için meraktan ve korkudan çıldırmak üzereyim. karakolda tutulduğum 3. gün bir asker "sapık" diye küfretti bana. o anda anladım ve olduğum yerde yığıldım kaldım. telaşla ayağa kaldırıyorlar ama ben gene yığılıyordum. aileme ulaşmak istedim izin vermediler.

    * neden ben diye düşündünüz mü?
    --ümraniye sapığı ile ilgili robot resim ve bazı fiziksel özelliklerin benimle uyuştuğunu düşünmüşler. özellikle yüzümdeki yara ve kafamdaki peruk sanırım.

    * kim?
    --komşumuz olduğunu öğrendiğim iki şahıs, isimlerini vermek istemiyorum ama beni mahvettiler. zaten benim masum olduğum ortaya çıkınca mahalleyi terkettiler.

    * emin olmadan nasıl yaptılar bunu?
    --onlar da bizim gibi çok fakir ve ödül başlarını döndürdü.

    * savcı size avukat isteyip istemediğinizi sormadı mı?
    --hayır. ne savcı ne de jandarma hicbirşey sormadı. zaten ben yakalandığım gece tüm türkiye'ye "sapık yakalandı" diye ilan edilmişim meğer, sonradan öğrendim. bunu nasıl yaparlar anlamıyorum.

    * sonra?
    --savcı tutuklanmama karar verdi ve beni kartal cezaevi'ne gönderdi. tam bir kâbus. cezaevine giderken yolda, girdikten sonra tüm cezaevi personel ve tutuklu ve mahkumların ağır hakaret ve tehditlerine uğradım. oysa ben masumdum, çaresizdim, ürkektim, zavallıydım, kimsem yoktu sanki.

    * neler yaşadın cezaevinde? yüz kızartıcı suç işlemiş zanlılara neler yapıldığını biliyor muydun?
    --evet biliyordum. cezaevinde kaldığım 28 gün boyunca her gün kan kustum. ama revire bile götürmediler beni çünkü "sapık"tım. her gece tek kişilik hücremde ayaklarımı kapıya doğru yaslayarak yattım. beni linç etmeye geldiklerinde uyanık kalmak istiyordum.

    * şu anda ne tür duygular içindesin?
    --ruhsal bir çöküntü içindeyim. beraat etmeme rağmen sokağa çıkamıyorum. devletin üretip medyaya pazarlattığı bir sapık olarak tekrar normal hayata dönebilir miyim bilmiyorum. hiçbir umudum kalmadı. yeğenlerimin başını okşamaktan korkar oldum.

    * bundan sonra ne yapacaksın?
    --çok kırgınım devlete... baba sevgisi yaşamadım ben ve hep devleti "baba" diye bildim. ama o beni "sapık" diye linç edilmem için ortada bıraktı. hakkımı arayacağım.

    av. mehmet yavuz;
    -yargısız infaz, aihm'e gideceğiz.
    kimse müvekkilime avukat isteyip istemediğini sormamış, yargılanmadan infaz edilmiş. güvenlik güçleri, kamuoyu baskısıyla hayali bir sapık yaratıp kendilerini kurtarmaya çalışmış bu arada genç bir insanı ruhen ve bedenen darmadağın etmiştir. avrupa insan hakları mahkemesi'ne kadar gideceğiz.

    ağabeyi sezgin;
    -şerefimizi iki paralık ettiler!
    kardeşimin götürüldüğünü duyunca hemen karakola koştuk. 'bizde yok'dediler. jandarmaya gittim, onlar da aynı şeyi söyledi. akşam televizyonlarda zavallı kardeşimin "ümraniye sapığı" olduğunu öğrendik dünya başımıza yıkıldı, annem kısmi felç geçirdi. zaten çok yoksuluz.