1. bilimum kaynaktan derlenerek olusturulmus kendini tum kitaplarin en kutsali olarak tanitan ve her dinin kesisim noktasi oldugunu iddia eden kitap.

    inananlarina dernek tarafindan satilmaktadir
  2. en ilginç yanı da fotokopiyle çoğaltılıyor oluşudur.
  3. bedri ruhselman'ın da bu adda bir kitabı varmış gelecekteki olayları analtıyormuş.bu yüzden genelkurmay bu kitabı gizli bir yerde saklıyormuş
    (söyle yalanı...inananı diyorum başka birşey demiyorum)
  4. 1930'lardan 1986 mayısına kadar çeşitli gruplara verdikleri tebliğlerde kendilerini hep "ruh" veya "uzayli" olarak tanıtan cin'ler, ilk defa olarak bu tarihte son derece açık ve net bir biçimde, kur'ân-ı kerim'de "cin" ismiyle bahsedilen varlıklar olduklarını açıklamışlardır.

    kendi ifadeleriyle, "cin" olduklarını saklamalarının sebeblerini ve gerçek yapılarını şöyle anlatmaktadırlar:

    dünya kardeşlik birliği, altin çağ bilgi kitabi

    1986 beşinci ay, fasikül 17, sayfa: 151

    "islâm'ın kitabında cin'i kötü olarak tanıtan sûrelerin yanlış anlaşılması, islâm toplumunu bu hâle getirmiştir."

    evet, işte uzun yıllardır, cinlerin, gerçek hüviyetlerini saklayarak, kendilerini uzayli ya da ruh diye tanıtmalarının gerçek sebebi bizâtihi yaptıkları bu açıklamada gizlidir...

    çünkü kur'ân-i kerim, onların insanın düşmanı olduğunu açıklamış ve onlardan mutlaka uzak durulması, bu konuda tedbirli olunması hususunda kesin uyarılarda bulunmuştur...

    insanları aldatma özellikleri, dinden uzaklaştırma ve allah rasûlü'nden soğutma özellikleri dolayısıyla "şeytan" lâkabıyla lâkablanmış bu varlık hakkında ne yazık ki toplumlar pek bilgisizdirler.

    öyle ki, resmî din etiketi taşıyan din adamları dahi, "şeytan"ı, kur'ân'da açık hüküm bulunmasına rağmen, cin dışında, ayrı bir varlık türü zannetmektedirler.

    insanlara tahakküm arzusu, onları aldatıp kandırma özellikleri dolayısıyla "şeytan" lâkabı verilmiş olan cinler, bu sınıfın halk deyişiyle "şerlileri"dir.

    diğer bir deyişle, insanlarla iletişim kurup onlara yanlış, asılsız gerçeğe uymayan fikirler ilka eden cinler kur'ân-ı kerîm'de "şeytan" ismiyle tanımlanmıştır. yoksa konu hakkında bilgisiz olanların zannettikleri üzere, cin ayrı şeytan ayrı değildir.

    bunun ispatı da gene kur'ân-ı kerîm'dedir:

    "iblis {ademe} secde etmedi; çünkü o, cin idi" (kehf/50)

    nitekim bu âyet aynı zamanda cin sınıfının, "insan"ın bilinç üstünlüğünü kabûl etmediğini de açık seçik göstermektedir.

    "şeytan" lâkabıyla, şeytâniyet vasıflarına işaret edilen cinler hakkında yâsin sûresi’nin 60 ve 62. âyetleri son derece dikkat çekicidir:

    "ey ademoğulları, şeytana kulluk etmeyin, o kesin düşmanınızdır."

    "şeytan sizden bir çok kimseyi saptırmıştır"

    evet, kur'ân-ı kerîm, cinler konusunda pek çok âyet ile insanları uyarmıştır. zîrâ, onların en başta gelen özelliği, bazı yönleri itibariyle kendilerinden çok üstün olan bu canlı türünün yani "insan"ın varlığını hazmedememeleridir. onun için de her fırsatı kullanıp, insanları yönetimleri altına alarak onlara dilediklerince hükmetmek istemektedirler.

    onların bu insanlara hükmetme ve yönetimleri altına alma arzularına da kur'ân-ı kerîm'in 6. sûresinin 128. âyetinde şöyle işaret edilmektedir:

    "ey cin topluluğu, insanlarin ekseriyetini hükmünüz altina aldiniz"‘

    evet, bu âyette işaret edildiği biçimde, insanların ekseriyeti, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde cinlerin yanlış fikirlerinin kurbanı olarak, onların hükmü altına girmiş; onların gösterdiği yoldan giderek, allah rasûlü’nünve kur'ân'ın öğretisinden uzaklaşmıştır.

    çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, cinlerin bütün gayesi, islâm dini'ni iptal ederek, hazreti rasûlullah'ın getirdiklerini hükümsüz bırakmaktır.

    işte kur'ân'ın bu şiddetli uyarılarına rağmen, gene de, kendilerini son derece saf, temiz, iyiliksever varlıklar olarak tanıtıp, insanları kendi hükümleri altına almak isteyen cinler bakın kendi kutsal kitaplarında kendilerini nasıl tanıtmaya çalışıyorlar:

    altin çağ bilgi kitabi 1986 beşinci ay fasikül: 17/sayfa: 151

    "aşağıdaki yazılar, görülen lüzum üzerine verilen emirle toplum bilinçlerine bir uyarı olarak yazılmıştır.

    din ile bilim bir bütündür. dinsiz ilim, ilimsiz din olmaz. fakat asırlardır, bu iki gerçek arasına bilinçsizlik girerek, onları tartışma konusu yapmıştır. bilim, gerçeği deneylerle ispat etmek ister. din hakikatın ve gerçeğin görünmeyen ortamlarda olduğundan bahseder. bu şekilde, bu güne kadar din bilimi, bilim dini inkâr etmiştir. bu son dönemde artık yavaş yavaş her ikisininde analiz ve sentezleri yapılmaya başlanarak hakikata varılmaktadır. bu yüzden size bütün hakikatları anlatıyoruz.islâmın kitabını, islâm dostlarımız bilinçli bir şekilde okumuşlarsa, onun size vermiş olduğu mesajı çok iyi bileceklerdir. bu mesajın özü, sevgi, hoşgörü, sabır ve şeyi anlamadan onun bilincine varmadan ön yargılı olarak inkâr etmemenizdir. bazı köklenmiş bağnaz düşünceler, hâlâ ruh yoktur, reenkarnasyon yâni yeniden doğuş yoktur, cin vardır, peri vardır, şeytan vardır demektedirler. belli ki bu dostlar beş vakit kıldıkları namazın, orucun ne olduğundan bile bihaberdirler. ve okudukları kitaplarını anlamış değillerdir. bir zamanlar bazı kişiler, islâm'ın peygamberi için {cinlenmiş şair} diyorlardı.

    islam'in kitabinda, "cin"i kötü olarak tanitan sûrelerin yanlış anlaşılması, islâm toplumunu bu hâle getirmiştir.

    "cin" de allah'ın bir varlığıdır!.. onlar nasıldır? bulundukları yerler nereleridir? vücut yapıları nasıldır? onları da niçin öğrenmeyelim, diye korkularınızı yenip bir gayret gösterse idiniz, dünyanız bu kadar geri kalmazdı.

    unutmayın ki, islâm'ın kitabında bahsedilen "cinler", sizlere hakiki yolu gösteren yüce varlıklardır ve rabbin emrinde hareket eden dostlardır. kötülükler daima kötü kişilerin başına gelir. bunun sebebini neden bugüne kadar araştırmadınız.

    "cin" dediğimiz varlıklardan korkacağınıza, kendi hemcinslerinizden korkunuz. çünki en büyük fenalığı siz kendi kendinize yapacaksınız.

    yine sizi kurtaracak olan, rabbinizin ilâhî emri ile "cinler" olacaktır. bizimle irtibatta bulunan yüce görevliler, sizlere, bizi anlatmakla, tanıtmakla mükelleftirler.

    bu yüce dostlarımızdan biri de "beyti dost"dur. bilgileri değişik kanallardan "mustafa molla" ile beraber bütün dünyaya aktarmaktadır.

    her dönemin yüce görevlileri vardır. bunyar, ışık dostlarımız, musa, isa, muhammet mustafa'dır.

    -islâm'ın kitabında 7-181 âyet şöyle der: yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki hakka iletirler - hak ile adalet yaparlar.

    işte bunlar bizleriz. yani uzayli dediğiniz dostlar.

    "yüce meclis"

    aynı kitabın, aynı fasikül 152. sayfasında da "cinler" kendilerini şöyle empoze etmektedirler:

    -toplum bilinci için"cin"ler hakkında açıklamadır:

    şimdi sizlere cin'lerden bahsedeceğiz. tanrı tüm mevcûdâtı doğal enerjiden var etmiştir. ve cin'lerle insan'ları aynı düzeyde yaratmıştır. zamanında her ikisi de birarada yaşamakta idiler. nitekim islâm'ın kitabında 55-35 âyette: {ey cinler ve insan topluluğu, yerin ve göğün bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse gidin. ancak bu bilgi ve kudretle olur} denilmiştir. yâni, burada, cin ve insan topluluğu ayrı tutulmamış, onların kazandıkları güç ve bilgi sayesinde yerin ve göğün bucaklarına gidebilecekleri belirtilmiştir. bu çalışmalar ortam bilincine göre ayarlanmaktadır. {nitekim dünyada yapılan uzay çalışmaları, diğer galaksilerin ileri boyut çalışmaları ve su altından gizli haberleşmeler gibi}. tanrı, cine selâhiyetini, celâlini ve cemâlini vermiştir. insana, yüreğini, merhametini, mantığını vermiştir. düzen bu yoldan hareket edilerek kurulmuştur.

    cinler, tüm evrenlerin ve tanrının koruyucusu ve o'nun emirlerini her tarafa yayan bir elçiler grubudur. ferdî hiç bir hareketleri yoktur. çalışmalar müşterektir. {her zaman dediğimiz gibi, buradaki tanrı tâbirini kadiri mutlak ile karıştırmayın}. insan ise ürettiği sevgi ile evreni ve tüm canlıları yaşatan yüce bir varlıktır. {o} onu sevgisinden yaratmıştır ve tanrının yaratıcı enerjisini taşımaktadır.

    cinler, allah'ın birliğine ve buyruğuna bugüne kadar hizmet vermiş ve onun cemâlini-celâlini dolaylı yoldan kâinatlara iletmiştir. onlar hiyerarşik düzenin koruyucuları ve tatbik edicileridir. onlar robot değillerdir. ancak yaptıkları robotlara emirler vererek ileri tenkonoljilerin hakim olduğu ortamda, onların vasıtaları ile bir çok planetlere yansıtmaktadırlar.

    onlar {cinler}, tanrı buyruğuna itaatta asla kusur etmezler. bunlar allah'ın sâdik kullarıdır. fakat insanoğlu cüzi iradesi ile bile kendi kendine hizmette kaçınmaz. bu onun egosudur. hiç çekinmeden kurulan düzenleri bozar, evrenleri tehlikeye sokar. işte onlar, onlara vaad edilen cennetlerden bu yüzden kovulmuş ve bugüne kadar düzenin dışında tutulmuştur. insanın kaderi tabandan tavana yani sudan nura, oradan ateşe yükselerek çizilmiştir.

    cinlerin kaderi, ateşten kâinata ve oradan sonsuza çizilmiştir. cin'ler ateşten yani çok yoğun enerjilerin bulunduğu ortamlardan varedilmişlerdir. her bakımdan daha güçlüdürler. siz onlara {cinlere} uzayli diyorsunuz. şimdi rabbin emri ile, ilk kurulan düzene gidilmekte ve tüm evren anayasalarla birleştirilmektedir. ve bu şekilde düzenleri bozmamış, allah'ın birliğine sığınmış, kardeşlerimiz ile beraber olmak ve kurtuluşa hazırlanmak üzere sizlere ellerimizi uzatmış bulunmaktayız. bu yüzden, bütün evrensel birleşimleri planetinize yansıtmaktayız.

    sizlere uzattığımız ellerimizi geri çevirmediğiniz takdirde, kazanacak olan sizlersiniz. tanrımızın emri ile gökleri aşmış ve siz kardeşlerimiz ile, ilk varoluşumuzda olduğu gibi birleşme emri almış bulunuyoruz. bu yüzden sizlere bilinmeyen ortamlardan bilgiler aktararak teknolojik tüm imkânlarımızı kullanmakta ve kurulacak düzene sizleri hazırlamaktayız. hepimiz tanrı kullarıyız ve onun yollarında hizmetkârlarız. ancak sizlerle çalışma sahalarımız ayrı ayrıdır. bizler hakikatın elçileriyiz.

    merkezin özel kanalindan bildirilmiştir merkez

    evet, kendilerini böyle tanıtan cinler şu anda nasıl bir ortamda, kimlerle beraber yaşadıklarını da gene açıklamalarına göre şöyle anlatmaktadırlar.

    aynı kitap sayfa: 153.

    "bu dönemde, birleşik alan mucibince, cinler - periler - şeytanlar dediğiniz varlıklar, çok ileri teknolojilerin hüküm sürdüğü boyutlarda, meleklerle içiçe bir bütün olarak yaşamaktadırlar. ancak evrensel yasalara göre, asla, ferdî iradelere hükmetmeme andları vardır. ancak o boyut frekansına kadar düşünce frekansını uzatabilenlerle ve o boyut enerjisinden var olan kişilerle özel irtibatlara girmektedirler.

    kendilerini, tâbiri câiz ise, sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermeye çalışan cinler'in görüldüğü üzere; kendi açıklamaları ile sâbit olduğu üzere, en büyük yalanları, allah'ın has kulları olarak insanlara yardım etmeye çalıştıkları hususudur.

    cinler gerçekte, kur'ân'ın artık hükümsüz olduğunu, allah rasûlü'nün önerdiği çalışmaların tümünün artık gereksiz olduğunu vurgulamakta ve insanların ibadet denilen çalışmaları bırakmalarını önermektedirler. bütün buna rağmen de insanlara doğru yola gösterdiklerini iddia edebilmektedirler...

    dünyanın neresine giderseniz gidiniz, islâm dini'ne inanan kişiler şu ana esasa inanırlar. islâm'ın hükümleri, kur'ân-ı kerîm kıyâmet kopana kadar geçerlidir. son rasûl olan hz. muhammed aleyhisselâm'ın öğretisi kıyâmete kadar geçerlidir. kur'ân'dan sonra semâvî başka bir kitap gelmeyecektir.

    oysa uzayli diye bilinen cinlere göre zebur, tevrat, incil ve kur'ân devrini bitirmiş, artık altin çağ bilgi kitabi yürürlüğe girmiştir. cinler de, son derece iyi, insanlara yararlı, onları kurtarmak için canıgönülden uğraş veren varlıklardır {!}.. "şeytan" diye lâkablandırılan cinler aslında hiç de kötü varlıklar olmayıp; insanlara, doğru yolu göstermekte olan, allah rasûlü öğretisini, kur'ân-i kerim'i zamanını doldurmuş; ilkel insanlara has bir öğreti metodu, olarak tanıtan değerli dostlarımızdır (!).

    bakın bu hususta da ne söylüyorlar cinler:

    altin çağ kitabi

    fasikül: 34/sayfa: 319

    "şimdi de cin ve şeytan mevzûunu toplumsal bilinçlere açalım.

    rabsal mekanizmanin düzenine göre, dünyevî bilinçlerin tanrisal boyuta ulaşabilmesi için; kutsal kitaplarınızda ileri bilinç boyutları kapatılarak, bu boyutlar sizlere cin ve şeytan olarak ters tanıtılmıştır. ve kutsal kitaplarınızda onlardan çekinilmesi, korkulması söylenmiştir. sebep o dönemin bilinç düzeyine göre tanri yolunun dışına çıkılmaması gerekli idi."

    evet, kendilerini böylesine yararlı varlıklar, gibi tanıtan, uzayli kisvesine bürünen, insanların kurtarıcısı rolüne soyunan cinler, bakın din , nebilik ve rasûllük hakkında ne diyorlar:

    altin çağ bilgi kitabi

    fasikül: 41/sayfa: 390

    -yine tekrarlayalım: dinler dönemi ve peygamberlik safhalari kapanmiştir. şimdi sizler ilahî boyutun bilimsel yoldan yansıtıcı odaklarısınız.

    bu arada uzayli dostlarımız (!) hazreti muhammed`in "allah'ın rasûlü" olduğunu da kabûl etmeyip; bunun gerçek olmadığını açıklamakta!.. ve sonra da olayın doğrusunu şöyle ifade etmektedirler:

    altin çağ bilgi kitabi

    fasikül: 42/sayfa: 408

    "islâmî bütünlük ışık dost muhammet'i resul zannetmektedir. halbuki o, allah'ın habibi resul'ün elçisidir. resul, büyük ashot yani sulh'dur."

    kendini uzayli olarak tanıtan ve işin içyüzünü bilmeyenler tarafından da gerçekten öyle zannedilen, cinlere göre, musa nebî, isa nebî, muhammed mustafa aleyhisselâm ve mustafa kemal birer uzayli yani insan suretiyle ortaya çıkmış bir "cin"dir.

    işte kutsal bilgi kitabinda bu konudaki tebliğ:

    altin çağ bilgi kitabi

    "zamanında sizlere irşad görevlileri gönderilmiştir. onları sizlere dünya isimleri ile nakledelim: musa - isa - muhammet mustafa - mustafa kemal. bunlar direkt enkarnelerdir. yâni sizin tâbirinizle konuşalım. direkt uzaylilardir." (fasikül: 24/sayfa: 216)

    esasen kendilerine uzayli denilmesinden hoşlanmayan cinler, ne varki mecbûren bu tâbirleri de kabûllenmek zorundalar. çünkü biliyorlar ki, "cin" oldukları anlaşıldığı zaman, ağızlarıyla kuş tutsalar gene de insanları inandıramıyacaklar.

    nitekim yukarıda da görüldüğü gibi, onlar bizdendir, dedikten sonra; kerhen, "sizin tâbirinizle" dedikten sonra, onların uzayli olduklarını kabûlleniyorlar.

    esasen "cin" olmak, onlar için tamamiyle bir övünç, iftihar meselesi... zîrâ, ışınsal yapıya sahip olmaları hasebiyle, bizim zaman - mekân kayıtlarımızın hayli üstünde yaşam imkânlarına sahip varlıklar. ayrıca, belli hassasiyet - alıcılık seviyesine ulaşmış "medyum yapılı" kişilerin beyinlerine son derece kolaylıkla nüfuz etmekte olup, onlara akıl almaz hayâller yaşatabilmektedirler.

    (ahmed hulusi'nin ruh, insan, cin adlı kitabından)
    kitabı online okumak için:
    http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/ruh

    altın çağ bilgi kitabı:
    http://www.dkb-mevlana.org.tr/

    (bkz: cin)
  5. dünya kardeşlik birliğinin din şeysi.
  6. bu "kutsal kitabin" bir fasikulunde guya bizim allah diye andigimiz varlik alfa kanallari sayesinde amerikali bir elemanla temasa gecip su mesaji yazdiriyordu.

    "selam , ben o 'yum . size isa'yi muhammed 'i gonderen. yakin zamanda dunya yeni bir cagin basina girecek bu altin cagda tum insanlar gercegi gorecek. sevgiler "

    simdi bu mesaji bize ileten "allah" guya rabler alemindeki tanrilardan biridir, orada da bir hiyerarsi var. insanlar zamanla tekamul ederek frekanslarini degistiriyorlar. yukseldikce daha cok guclenip, tanrisalliga yaklasiyorlar. bunun siniri ise 19 boyut. cunku 19 boyuta yukselenler esas yaraticinin frekansina yukseliyormuslar.

    daha ileriye gidilmezlermis...

    (bkz: bugune dek oraya gidenlerden hicbiri geri donmedi)

bilgi kitabı hakkında bilgi verin