şükela:  tümü | bugün
  • uzunca bir suredir yazmayi isteyip de erteledigim bir yaziydi; ama sonunda bugun yazmaya karar verdim.

    cogumuz internette, televizyonda ya da gazetelerde gordugumuz cogu seye sorgulamadan inanmaya meyilliyiz. bunun egitim seviyesi, uzmanlik alani, bilginin bizim inanclarimizla tutarli olup olmamasi gibi birkac nedeni var.

    insanlarin egitim seviyeleri dustukce, bilgileri sorgulamadan kabul etme egilimleri artiyor. egitim seviyeleri dustukce bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma egilimleri de artiyor. sorgulamaya daha kapali oluyorlar. bilissel karmasiklik seviyeleri, yani bir olgunun neden gerceklesmis olabilecegini aciklarken farkli acilardan bakarak bircok aciklama getirme becerileri de dusuk oluyor. yani egitim seviyesi dusuk bir insan, ne bilgiye sahip oluyor, ne de ogrendiklerini sorgulama becerisine.

    isin icinde baska degiskenler de var tabii. karsilastigimiz bilgilerin bizim inanclarimizla tutarli olup olmamasi da bilgiyi dogru kabul etmemizde onemli bir yere sahip; cunku karsit gorusleri sorgulamadan reddetmeye meyilliyiz; cunku sorgulamaya bir kez baslarsak goruslerimizi curutebilecek kadar ileri gidebiliriz ki bu bazen tum yasamimizi sorgulamaya kadar gidebilir. bu, ozellikle din gibi bilinmezlik barindiran konularda gecerli.

    bilgileri kabul etmemizde etkili bir diger degiskense bilgileri aktaran kaynagin ya da kimsenin isinin uzmani guvenilir biri olmasi. aktarilan bilgiler guvenirligi olan birinden, soz gelimi bir profesorden ya da bilimsel bir kurumdan gelmisse kabul etmeye meyilli oluyoruz.

    tum bu aciklamalari yaptiktan sonra soylemek istedigim noktaya geleyim.

    burada oyle basliklar, oyle icerikler ve oyle yorumlar goruyorum ki bilgisayari kapatip gidesim geliyor. insanlar internette gordukleri her bilgiyi, ne bilginin kendisini ne de bilginin kaynagini sorgulamadan nasil inanabiliyorlar aklim almiyor. bazi bilgiler cilgincasina sacma oldugu halde, sirf "x kurumu dogruladi" cumlesi var diye ki x kurumunun dogruladigina iliskin hicbir aciklama bile yokken inanabiliyorlar. "basima su geldi" diye baslik acanlarin yazdiklarina bile kosa kosa destek vermeye gidiyorlar. sozluk kutsal bilgi kaynagi degil, safsata yuvasi. gerci artik her turlu ortam safsatayla dolu.

    herkes her konuda bilgi sahibi degil; olmak zorunda da degil; ama arastirip okumuyoruz da. okusak da okudugumuzu anlamiyoruz. bilgiyi de, bilginin kaynagini da sorgulamiyoruz. bilim ile safsatayi ayiramiyoruz. elestirel dusunceden yoksunuz. onumuze bilimsel bilgi gelse, bize aciklama yapilsa bile "yok, inanmiyorum." diyoruz. bizim icin onemli olan bilimsel bilgi degil, kendimizi iyi hissettiren safsatalar. inandigimiz bilgi dogru bilgi oluyor. dusunmuyoruz. bazen de hatta yapmis olabilecegimizi kabullenemiyoruz.

    her bilimsel bilgiye de inanin demiyorum ama, sorgulayin. bir kez olsun sorgulayin. beni de, bu yazdiklarimi da, karsiniza cikan her turlu bilgiyi ve kaynagini sorgulayin. durup dusunun boyle bir sey gercekten olasi mi diye. kendimi surekli animsattigim seylerden birisi de bu.

    bu ulkede bilgi ogretmek yerine insanlara nasil dusuneceklerini, arastirmayi, bilgiyi ve kaynagini sorgulamayi ogretmeliler once. dusunmeyen ve sorgulamayan bir akil safsata yaymaya meyilli oluyor cunku.