şükela:  tümü | bugün
  • bilime duyulan aşk. iyidir.
  • öğrencilik bittikten sonra yavaş yavaş uzaklaşarak gözden kaybolandır.
  • benim için yaklaşık olarak 2014 yılında başlayan ve hâlâ devam eden hissiyattır.

    bilinmeyene doğru açılan kapı her zaman heyecan veriyor bana. tarif edilemez bir duygu. sürekli yeni şeyler öğrenme isteğiniz oluyor ve bir de önünüzde cevaplanmayı bekleyen koskoca evren olduğunu hatırlayınca mutlu oluyorsunuz. gece gökyüzünde yıldızlara bakarken içinizi bir huzur kaplıyor. keşke o yıldızın yakınlarında olabilsem diye düşünürken, aslında o yıldızın geçmişini gördüğünüzü hatırladığınızda yaşadığınız o mutluluk...

    sadece uzay da değil, bilimin hangi dalına merakınız varsa da bu duygular yeşeriyor. mesela benim merakım olan biyoloji. evrimsel biyoloji. canlılara baktığımda her bir özelliğinin(deri rengi, saç tipi, gözü, burnu vs.) aslında milyonlarca yıllık evrimin ürünü olduğunu, her birinin, canlıların iki amacı olan hayatta kalmak ve üremek için o şekilde evrildiğini düşündüğümde yaşadığım o keyif verici şeyin tarifi yok.

    tabii bazı insanlar bu tür şeylerden haz almıyorlar. hatta bazıları daha da ileri gidip, bilim hiçbir şey bilemiyor sürekli çürütüyorlar teorileri hangisinin doğru olduğunu bilemezsin diyorlar. onlara richard feynman'ın bir sözüyle cevap vermek istiyorum; "sorgulanamayan cevaplardansa, cevaplanamayan soruları tercih ederim."
  • "bilgin, yani hocası, deney defterinin bir köşesine, bir iki not daha düşüyordu, çekinerek, ne olur ne olmaz diye, yakında sunacağı tavşan boku gibi bir bilimsel tebliğde kullanmak amacıyla, ıvır zıvır ama hocanın enstitü'deki varlığını ve bunun içerdiği cüzi avantalara sahip olmasına gerekçe teşkil edecek nitelikte bu tebliğ, çok da vakit geçirmeden, kesinlikle yansız ve bilim aşkıyla dolu herhangi bir akademi'nin karşısına çıkıp er geç kanıtlanması vereken bir angaryaydı." louis-ferdinand celine - voyage au bout de la nuit