şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • aşağıdaki yazı sözlükte tartışılan birçok konu için çok önemli bir kaynak olacağı düşüncesiyle buraya aktarılmıştır. dogmaları kemikleşmiş, cehaletlerinden başka paylaşacak hiçbir bilgisi olmayanların bunu okumayacağı okusa da anlamayacağı ya da anlamak istemeyeceği bellidir. dilerim, kafası karışık olan, evrimle ilgili, bilimle ilgili, bilimsel düşünce ile ilgili, kafasında soru işaretleri olan veya çelişkileri olan sözlük okuyucuları bu yazıyı okusun. okurken, islam dünyasının neden geri kaldığına dair ipuçları dahi bulabilirsiniz.

    (...)

    inanç gerekli bilgi düzeyine ulaşmamış toplumlarda ve süreçlerde geçici de olsa insanı mutlu kılan unsurların başında gelir. bu mutluluk sınırlı da olsa geçici de olsa kısmi bir yarar meydana getirebilir, yeter ki bağnazlık bataklığı içerisinde boğulmasın.

    her fikre her düşünceye, başlangıçta yeterince gelişmesi için fırsat verelim ve çıkacak sonuçların güvenilir bilimsel yöntemlerle sağlanmasını sabırla bekleyelim. bilim, bir mucize değildir, sabrın, çalışmanın, emeğin ve zekanın son ürünüdür; evrenseldir, kişiye, inanca, yönetimlere göre değiştirilemez; her yerde ve her toplumda uygulandığında benzer sonuç verir (ilimden farkı!). bir kişinin ya da bir toplumun tekelinde değildir (olmamalıdır!); bir kişinin ya da toplumun malı da olmamalıdır. o, yalnız amaca yönelik ve belirli yöntemleri kullanmak suretiyle ve en önemlisi yılmadan çalışmayla geliştirilebilir.

    bilimin ve bilimsel araştırmaların sabit bir yönde yönlendirilmesi sakıncalıdır. çünkü doğadan da bildiğimiz gibi, belirli zaman aralıklarında çok başarılıymış gibi özellikler ve mekanizmalar kazanan bir çok canlının geliştirdiği tek yönlü bu mekanizmaların bir zaman sonra kendi gelişimlerini önleyici en önemli faktör olduğu, yani bir çeşit ayaklarına prangaolduğu birçok gözlemle saptanmıştır.

    örneğin; yıkıcı ışınlardan ve çevre koşullarından korunmak için dış iskeleti geliştiren birçok canlının(böcekler ve midyeler gibi) geçici bir dönem için çok başarılı olmuş, fakat evrimsel çeşitlenmeyi yitirdikleri ve çıkmaz bir sokağa girdikleri için, artık daha fazla bir gelişmeyi sağlamamış, en önemlisi evrimsel olarak gelişerek, organizasyonu yüksek beyin yapısına sahip bir canlıya dönüşememişlerdir.

    çünkü bu hayvanları çevre koşullarından koruyan dış iskelet, beynin gelişmesi için çok etkili sınırlayıcı bir yapı oluşturarak onların zeka bakımından evrimleşmesini dönüşsüz olarak önlemiştir. gerçi böceklerde birçok grup, örneğin bal arılarında olduğu gibi, bir bireyde bulunması gereken birçok özelliği ve sosyal işlevleri, birçok bireye bölüştürerek, bir miktar daha evrimleşmeyi denemiştir. nitekim bir kovanın tümü, özünde bir bireyi ifade eder; çünkü bir bireyde bulunması gereken üreme, günlük yaşamsal işlevlerin yürütülmesi, savaşma, yavru bakımı vs. birçok özellik, değişik sınıflara paylaştırılmak suretiyle yapısal olarak gerçekleştiremediği evrimsel atılımı, sosyal organizasyonla kapatmaya çalışmıştır.

    bu nedenle, düşüncenin ve bilimsel çalışmaların sadece bir yöne yoğunlaştırılması ve diğer yönlerdekilerin yasaklanması, **toplumların bir süre sonra çıkmaz bir sokağa girmesine neden olabilir**.

    bu özellikle dini inançlara dayalı dogmatik yönlendirme ile çağdaş bilim anlayışının arasındaki en önemli farklılıktır. dünya olaylarını değişmez tanrısal buyruklarla ebediyen yönlendireceklerini sananlar ve o buyruklarla idare edilmeyi deneyen toplumlar, geçmişte ve bugün olduğu gibi, gerelecekte de, durağanlığı bir çeşit çöküş olarak niteleyen evrimsel kuram gereği, yaşam savaşını yitireceklerdir.

    (...)

    çeşitlenmeyi ve her olasılığın açığa çıkmasını sağlayabilmek için milyarlarca yılın görkemli bir meyvesi olan düşünceyi sınırlamamak gerekir. gerçi düşünceyi süresiz olarak sınırlamak evreni kafes içerisine almak kadar zordur. her gerçek er ya da geç, açığa çıkmak zorundadır. kısıtlama sadece zaman olarak gecikmesine neden olur. yine de en büyük tehlike, açıklanamayan düşüncelerin bireyin kendisiyle beraber yitirilmesidir. her çağdaş toplumda olduğu gibi, bu nedenle düşünceyi her boyutta serbest bırakmak, toplumların gelişmesi için bir gerekliliktir.

    (...)

    sabit fikir ve dogmatik düşünce, 18 yaşına kadar kötü eğitilmiş, anlamsız ve yanlış inançlarla koşullandırılmış insanların beynine yerleşmiş tortudan başka birşey değildir diyen bilim adamının sözünü tekrar hatırlatarak, sonlu, sınırsız ve kararlı olmayan bir evrenin, sonsuz ve kararlı unsurlar taşıyamayacağının sevgili okurlar tarafından bir daha bilinmesini istiyorum.

    ali demirsoy / evrenin çocukları