şükela:  tümü | bugün
  • kisaca bilsem diye gecen, ustun zekali cocuklara ait merkezlere verilen isim. buraya ozel yetenek (resim, muzik) ve iq sinaviyla alinan cocuklar, hafta da bes saat burada ozel egitilen ogretmenler esliginde egitime tabi tutulurlar. ilk onceleri pilot bolgelerde faliyete gecmeye basladi. simdilerde sanirim cogu yerde bu merkezleri gormek mumkun.

    (bkz: bilsem)
  • bir ogame binası. atlanan her level sonrasında kruvazörlerde sanatsal değişiklikler meydana geliyor. casus sondaları casusluk verileri topladıkları gezegenlere birer gül bırakıyorlar dönerken. muhripler savaş sonrasında ganimeti yoksul çocuklara dağıtıyor. savaş sonrasında etrafa saçılan mineralleri toplayan geri dönüşümcüler, savaş anısına uzaya anıtlar dikiyorlar.

    nakliye gemilerinde kaçak ressamlar için özel odalar bulunuyor, hafif avcılar komşu gezegenlerden çaldıkları elmalarla natürmort çalışmanıza yardımcı oluyorlar. ayrıca gezegeninizde sadece bina geliştirmekle kalmıyor, şehir planlamada peyzaja başvurabiliyorsunuz. benim gezegenin merkez kenti papatya şeklinde mesela.

    (bkz: hayatı ogame olmak)
  • merkezin adında sanat kelimesi geçer. ancak tanılamada sanatsal herhangi bir argüman kullanıldı mı diye sorarsanız kimse size evet diyemez. çünkü hiç bir tanılama komisyonu içinde müzik ya da resimle alakalı bir öğretmen ya da eğitimci yoktur. varsa yoksa iq testi. 130'u geçti mi tamam üstün yetenekli oluverir öğrenci. müzikle bir alakası olmasa da vakit geçsin elinde bir de enstrüman olsun diye müzik öğretmeninin önüne atılır. iyi de çocuğun müzik yeteneği ya yok ya da az, ilgi desen müzik sınıfına dalıp piyanoya, orff çalglarına saçma sapan parmak atmaktan ibaret. bu ortamı bilmeden "oh be sonunda istediğim etkinlikleri yapabileceğim öğrencilerim olacak" diye buraları tercih eden müzik öğretmeni ilk dönemin sonu gelmeden "buradan nasıl kurtulurum?" demeye başlar. dönem başında çocukların üzerine özveriyle eğilen öğretmen zamanla anlar ki müzik, resim gibi dersler bu "üstün yetenekli" öğrenciler için iyi vakit geçirme araçlarıdır. aileler için "oğlum-kızım onu çalıyor bunu da çalıyor" tandanslı tatmin cümlelerinin tümlecidir. kurum idaresi ise öğretmenden küçük mozartlar yaratmasını bekler. öğretmen de sonunda anlar ki sırf iq'su 130 üzerinde diye müzikle alakası olmayan, kafasında ne ritimsel ne ezgisel faaliyet geliştirmeyen egosu şişik çocuklara özel ilgi göstermektedir. o yüzden sene sonu etkinliklerinde onca öğrenciye rağmen tesadüfen müziğe ucundan yetenekli ve çalışkan bir kaç öğrencinin iq'su normal öğrencilerin de rahatlıkla çalabileceği seviyelerde basit şarkılar çalarak yaptığı dinleticikler dışında müziksel pek bir faaliyet olmaz.

    üstelik dünyanın en saçma evrak yüküne maruz kalmıştır. her öğrenciye özel yıllık ve günlük planlar hazırlamak zorundadır. üstüne işlediği dersi ve yoklamayı ders defterleri haricinde internetten e-bilsem denen sisteme işlemek zorundadır.

    eğer bu kurumlarda mutlu mesut çalışan işini severek yapan müzik-resim öğretmenleri olsun isteniyorsa tanılama esnasında mutlaka müzik ya da resim alanında uzman kişilerce sadece müzik ya da resim üzerine yeteneği olan, iq tesiyle alakasız gerçekten müziğe ilgili ve yetenekli öğrenciler değerlendirilmelidir. yoksa %25 fazla ek ders için bir ton evrak yükü çekilmez. üstelik meslek lisesinde çalışan bir müzik öğretmeni olarak öğrencilerime haksızlık ettiğimi anladım. ben ders anlatırken biri bi haylazlık yaptığında arkadaşlarının önünde bir ton laf edip itin götüne sokuyorum, uzatırsa disipline veriyorum yani kalbini kırıyorum ama bilsemdeki öğrenciye sırf iq'su 130'un üzerinde diye mozart muamelesi çekiyorum. üstelik dersi birebir işlediğim halde ilgisi bende değil, piyanoya gitara paramak atıp duruyor. çünkü çocuğun müzikle alakası yok!
  • küçük yaşta büyük egolar yaratmanın merkezi. burada eğitim almaya başladığınız da öncelikle öğretmenler arkadaşlarınıza karşı hava atmak gibi bir yanlışa girmemenizi bol bol öğütlerler fakat böyle bir şey gerçekten çok zor. hele ki o yaşta ki çocuklara.

    bana göre güzel yanları çoktu. okulda bulamayacağın müzik aletleri, gerçekten emek verilen çizim çalışmaları yada zeka oyunları. lise de bulamayacağınız kadar çok laboratuvar tecrübeleri. tiyatro ve oratoryo çalışmaları. bunlar gerçekten ülke şartlarında o yaştaki çoğu çocuğun* bulamayacağı etkinlikler.

    fakat işte yıllardır can sıkan eğitim sistemimizin yine etkili vuruşlarından birini yaptığı kurumlardır aynı zamanda. ilk başlarda her şey iyi gitse de son sene sınav olması -sınav sayısı artınca durum daha da fena- işleri tersine çeviriyor. kaliteli bir lise kazanma kaygısı özellikle aileler olmak üzere çevreyi sarıyor. sonra bir bakıyorsun bilim adamı temelli eğitimden inek ezberi dershanecilik sistemindesin. gerçi son zamanlarda bu duruma çözüm olarak çok daha küçük yaşlarda öğrenciler alınmaya başlamış sanırım ama net bir bilgim yok.

    zamanında bize şöyle bir anekdot aktarmışlardı:

    bilsem'lerin ilk açıldığı zamanlar süleyman demirel'e sormuşlar: bu öğrencilerin hedeflenen eğitimi daha rahat almaları için liselere giriş sınavında* kolaylık sağlanacak mı?

    süleyman demirel'in cevabı şaşırtmamış: onlar nereyi kazanacaklarını bilirler.
  • öğretmenlerinin hayli donanımlı oldukları kesindir de bu donanımlarını çocuklarla paylaşmak için ne kadar hevesli oldukları tartışılır. bilsem i genelde kariyerlerinde basamak atlamak için kullanan meslektaşlarım kişisel çalışmalarından başını kaldırıp çocuklara bakmaya fırsat bulamamaktadır. yine de bireye açtığı yaşam görüş pencerelerinin kalitesi yadsınamaz, harcanan zamana , verilen emeğe değer. çocuklar ciddi kazanımlar elde ederler.
  • üstün zekalı olduklarını dusunduklerine ekstra program sunan merkezlerdir. içine biraz girip incelediğimizde hele de eğitim-öğretim faaliyetlerinin ortasında kendinizi bulduğunuzda bambaşka bir şey çıkmaktadır. öngörüldüğü gibi "dahi" dediğimiz çocukları barindirmaz hatta o kadar çok şey beklersiniz ki çocuklara "gerizekali" diye adlandirabilirsiniz. çünkü bu çocuklar ana olarak bir nevi iq testi olan viskar testine tutulurlar. bu test ise sayısal ağırlıklı bir değerlendirme yaptığından dolayı aldığınız çocukları matematik zekası ustun olanları seçersiniz. bundan dolayı da sözel-dilsel zekalari ne seviyede olduğunu bile bile türkçe, sosyal bilgiler, yabancı dil ve sosyal temalı proje derslerinde üretken değil aksine danışman öğretmenlerin gözüne bakan bir güruh oluşuyor. bu da onların zekalarını gelistirmiyor ve urettiremiyorsunuz aksine çocuk tüketmeye öyle bir alışıyor ki en ufak şeyi bile öğretmenden bekliyor. bu arada ne oldum delisi olup ben ozelim havasına girip ortada şişen bir çocuk buluyorsunuz. çocukların çoğu burayı ilim ve sanatsal etkinlerin olduğu yer degil, oyun oynanan ve egitmenlerin daha ılımlı ve toleranslı olduklarını düşündükleri bir yer oluyor. her türlü terbiyesizliği ve etik dışı hareketleri yapmaktan çekinmiyor. bu kurumların acilen revize edilmesi gerekiyor yoksa devletin atıl duran kurumlarına eklenmeleri an meselesi. bir ton para harcamaları da cabası.
  • bugün sınavından çıkan kızım, soru kitapçığını uzatıp -anne, cevaplarımı kontrol etsene diye tepemde dikilince, şöyle bi göz gezdirdim.

    bir eğitim kurumundan mezun olabilmem kesinlikle mucize!

    edit: ya da çocuk benden değil
  • daha önce yapılan alımlarda buradaki sisteme ayak uyduracak düzeyde olan öğrenciler öğretmenleri tarafından bildiriliyor ve sadece bu öğrenciler sınava tabi tutuluyordu. ancak dünkü sınavda neredeyse tüm öğrencileri sınava soktular ve ilk defa bu sınava ikinci sınıf öğrencileri de girdi.

    muhtemelen bir kaç gün içinde sorular yayınlanacak ve eminim buralar acayip şenlenecek. sorular neredeyse ales düzeyinde ve bir çoğu herkesin farklı yorumlayabileceği türden sorular. bakın sadece çocuklar için değil herkes için diyorum. bir çoğu ezberci eğitim sistemi sayesinde sınıflarında ve ailelerinin gözünde bir numara olan çocukların dünkü sınavdan sonra ne hale geldiklerini görmeniz lazımdı. gözetmen olan birçok arkadaşım da sınavdan çocukların ağlaya ağlaya çıktığını söyledi.

    aslında düzgün ilerleyen bir sistemin daha bu hükümet eliyle nasıl laçkalaştıgının göstergesi oldu bu sınav. üstün zekalı olmasa da belirli bir seviyenin üzerinde yetenekleri olan öğrencileri yine bu doğrultuda yetişmiş öğretmenler eliyle ezberci sistemden uzak bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflerken yandaş ögretmenleri buraya yerleştirip bir de saçma sapan sınav sistemi getirip sonunda da her zaman olduğu gibi sübjektif bir mülakat koyup hem büyüme çağındaki çocukların psikolojisini mahvettiler hem de gerçekten ihtiyacı olan çocukların önünü kestiler.
  • valla agalar bu milli eğitim varken hiç bulaşmayın, matematikte fizikte kimyada ingilizcede dünya sıralamasının en sonlarında kendine yer bulan eğitim sistemimiz, son şurada sadece ve sadece "çocuklara daha fazla nasıl din a.k.a sünnilik yükleriz?"den başka bir şey tartışmadı. o yüzden bu merkezlere gelecek çocuklara da şeriat propagandasından başka bir şey yapacaklarını sanmıyorum. yazık etmeyin çocuklara.
  • hırsımı hala alamadım. yahu şimdiye kadar bu sözümona üstün zekalı öğrencilerden memlekete ne fayda geldi allah aşkına? saçma sapan anne babaların ego mastürbasyonundan başka ne işe yaradı? yanlış mı biliyorum emin değilim ama bir tuluyhan uğurlu çıktı, o da işte (bkz: tuluyhan uğurlu). olmasa da olur. hatta belki daha iyi olur.