şükela:  tümü | bugün
  • makalenin bilim için yazılmış olanı. bu tür makalelerde sıkça karşılaşılan bir durum, yapılan çalışmanın illaki faydalı bir sonuç çıkarma endişesidir. yazar bunun için sürekli "yine de şöyle olmuştur, böyle bitmiştir" gibi ibareler kullanıp işe yaramayacak bir sonuç içeren çalışmayı işe yarar bir hale getirmeye çalışır. olayın tadı tuzu kaçar.
  • hakemli dergilerde, en az iki hakemin onay vermesi sonucunda yayınlanan, akademik yükseltme puanlarının toplanmasında önemli rolü olan çalışma.
  • standart formati olan, bilimsel herhangi bir calismayi o bilimle ilgilenen insanlara bildirmeyi amaclayan yazi turu.
    formati genellikle: ozet (50-500 kelime arasinda makalenin genel ozeti), giris (konu hakkinda neden makale yazildigi, daha once konu ile ilgili nelerin yapildigi ile ilgili bilgileri barindiran bolum- literatur arastirmasi), metod ve uygulama (arastirma yapilirken ne gibi metodlarin uygulandigi. deneysel calismaysa, deney duzeneginin detaylarinin anlatildigi, teorik calismaysa, teorinin onemli bolumlerinin aciklandigi bolum), sonuclar (calismadan elde edilen sonuclarin, grafik ve tablolarla bildirildigi bolum), cikarimlar (elde edilen sonuclardan nelerin cikarilabilecegi hakkindaki bolum. bu bolum genelde sallama bolumudur. akla yatkin olarak sallayabildigini sallarsin, tutarsa unlu olursun, tutmazsa, makalen binlerce siradan makale arasinda kaybolur gider), tesekkur bolumu (arastirmaya yardimci olan, yazarlar disindaki insan ve kuruluslara teskkur edilen bolum), kaynakca (makalenin yazimi sirasinda faydalanilan kaynaklarin siralandigi bolum. her derginin, kaynaklari bildirme seklinde kendine has bir formati vardir, yazilan dergiye gore bu format ayarlanir), ender olarak da yapilan hesaplamalarin veya baska yan islemlerin detaylarinin bulundugu bir "ekler" bolumu eklenebilir, makalenin sonuna... makale daha sonra derginin editorune yollanir, editor de konuda guvendigi 2,3,4 bazen de 5 kisiye (ender olarak bu sayi artabilir) makalenizi yollar... bu insanlar makalenizi okur, bir takim yorumlarla birlikte bir not verirler.. notlama genelde "yetersiz", "yeterli", "iyi", "cok iyi" ve "mukemmel" seklinde yapilir ve genellikle "cok iyi" ve "mukemmel" notlandirmasi bol olan makaleler dergide yayinlanma hakkina sahip olurlar. yayinlanmadan once butun hakemlerin yaptiklari yorumlar dogrultusunda makalede degisiklikler yapilir ve tekrar derginin editorune gonderilir. sayet yapilan degisiklikler yerindeyse makale, derginin bir sonraki sayisinda (sayet yer varsa) yayinlanir. bu degerlendirme donemi 2-3 aydan 1 yila kadar surebilir (hatta bazen daha uzun). derginin sayginligina gore, degerlendirmenin sikiligi degisir. sayet cok saygin bir dergiyse, yayinlanmasi icin, cok iyi hazirlanmis ve icerigi cok saglam bir makale olmasi gerekir.
  • okunurken kimilerinin insanda ben bu işi yaparım izlenimi bıraktığı, hatta çok başarılı bir makaleyse, vay canına, vay anasını heyecanıyla okunan, insanların hayatlarını kökten değiştirebilecek şeylerin de nasıl bir aşamadan sonra varolduğunu gösterebilen, insanın bir yerlerinde de bunu ben de yapmalıyım yahu, ben de insanlığa faydalı bir şeyler yapabilirim, bilgisayarım var makalem var neyim eksik hissi uyandıran makale türü.

    hele hele aklınızda olan bir fikri ispatlayan, dahası genel görüşün aksini ispatlayan bir makaleye denk gelirseniz, bir orgazm çayı içmek farzdır bunun üstüne.

    not: ben çay içmeye gidiyorum.
  • kimisi de insanı inanılmaz yetersiz hissettiren makaleler bütünüdür. misal biz daha cumhuriyet'in 25. yılında yeni yeni ayağa kalkıyorkene adamlar protein denen bugünün mikroskoplarıyla dahi detayları görülemeyen, yapısını bulmak için milyar dolarlık teçhizat gerektiren nesnenin yapısı hakkında ~%90 netlikte tahminde bulunuyorlarmış. (bkz: ikincil yapı)

    bu yıl 1951'e denk geldiğinden, ve bu entry'yi yazan yazar makaleyi okuduğunda 2005 yılında olduğundan, ve bu adamların o zaman yaptıkları işi elindeki o imkanlarla nasıl olup da başardıklarını hayal bile edemediğinden kendini yetersiz hissetmiştir yazar..
  • basili, hakem denetiminden gecmis masturbasyon.

    bilimsel makale prestij icin yazilir. amerikada tenurealmak, kadrolu hale gelmek icin yazilir. insanin ogrenme acligiyla alakasi yoktur, insani bilime yonelten merak duygusuyla alakasi yoktur. bilim insani olmanin angaryasidir.

    ote yandan bilim adamini tartmak icin kullanilabilen hemen hemen tek terazi oldugu icin vazgecilmezdir. bilim insanliginin organik ve entegre bir parcasi olsa da aslinda ozu itibariyle cenderedir. ayrica cogu zaman hakemli dergilerde yayinlanmak uzere yolladiginiz makalenin o konuda daha once yazip cizmis birisine gidecegini bildiginiz icin bilimsel gelismenin ve yaraticiligin onunde engeldir. cunku hakemlik eden akademisyenler bizzat kendi yazdiklariyla o alanin durumunda akademik cikari olan insanlardir. acikca kabullenmek zorunda kalmadiklari yenilikleri basilmasi icin onermezler. o yuzden pek cok alanda (ozellikle sosyal bilimlerde) cigir acan makaleler cigir actigi alanin en prestijli dergilerinde yayinlanmamislardir. ya baska bir alanda yayinlanmistir ya da ikinci ucuncu derece bir dergide yayinlanip sonradan meshur olmustur.

    kisacasi bilimsel makale hakemlik kurumu dolayisiyla muhafazakar bir muessesedir. ayiya dayi diyerek yazmak ama bilimsel merakini ve bilimsel yaraticiligini bilimsel yayin ugruna kurban etmemek icab eder.
  • bilimsel makaledeki minicik bir tablo kimi zaman yıllar süren bir çalışmanın eseri olabilir. yüzlerce farenin hayatına malolmuş, uğrunda binlerce dolar harcanmış olabilir. acayip bir alemdir bu bilimsel makale alemi.
  • bilimsel makale -hadi diyelim ki gercekten bilim yapan insanlarin, bulduklari ya da bulamadiklari ispatladiklari ya da yanlisladiklari olaganustu etkileyicilikte veya degil- yapilan bilimsel calismalari duyurmak icin vardir. tabi akademik dunyada bu gerekli bir jeton oldugundan dolayi (un yapmak, puan toplamak, yukselmek, para kazanmak, vs.) herkes sira sira beklemektedir bilimsel makale basan bilimsel dergilerin kapisinda sira sira. bu bilimsel lafi da bi tuhafima gidiyor, ama dur neyse. yazarciklar -ya da bilim insanlari, ya da akademisyenler (hele ki genc olanlari, comez olanlari) "tek makalem kabul olsun da..." diye inlemekte, dualar etmektedirler. sonra bu dergi, makalenizi basmak karsiliginda telif hakki olarak size belki accik bir miktar oder, belki de odemez, cogunlukla. yaptiginiz "bilim" yapitasi, yani calismaniz, basilmistir. sonra o dergilere ve yayinlara ulasmak, ve bunlari surekli kilmak icin bilim yaptiginiz yer olan okulunuzda, diger bilim insanlarinin satmadan gonullu olarak literature verdigi makaleleri kutuphaneniz tonlarca para odeyerek geri alir. bu ne yaman bir sistemdir.
  • yükseklisansta hocaların sorulara cevap yerine verdiği şeydir:

    - hocam, hani şöyle bişey demiştiniz ya, o neden öyle oluyo?
    - bi sn, (kağıtlar karıştırılır hışır hışır) işte bu iki (ya da üç, beş, on) makalede anlatıyo, umarım işine yarar.

    peki...

    ps: en can alıcı yerini söylemeyi unutmuşuz

    --- spoiler ---

    sorunuzun cevabının o makalelerin hiçbirinde yer almadığını yüzlerce sayfa okuduktan sonra anlayacaksınız.

    --- spoiler ---