şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bilimsel tartışma iki şekilde anlaşılabilir.

    birincisi bilimsel bir araştırmanın bulgularının yorumlandığı ve implikasyonlarının değerlendirildiği araştırma bölümüdür. tartışma kısmında araştırmacının hipotezlerinin desteklenip desteklenmediği, her iki durumda da bulguların nasıl yorumlanabileceği, bilimsel desteği arkaplana alarak; ilgili alana özgü veya uygulamaya yönelik öneriler değerlendirilir.

    bir diğer anlamı ise bilimle uğraşan kişiler arasında belli bir bilimsel olguyla, teoriyle veya araştırma sonucuyla ilgili yapılan tartışmadır. bu tartışmalar bilimsel argümanlara dayanır. bilimsel bir veriyi bilim dışı bakış açısıyla tartışmak, bilimsel tartışma değildir.

    ancak şöyle bir gerçek var ki, bilimsel bir konuda başlayan tartışma, ya tarafların olayı kişiselleştirmesinden, ya bilim insanı olarak yeterliklerine dokundurulmasından, ya siyasete veya dine değindirilmesinden veya buna benzer pek çok "insani" karıştırıcı değişken nedeniyle sonuca ulaşamaz.

    taraflar birbirine küfür eder, hakaret eder bu yemiyorsa birbirine gönderme yapmaya yönelik araştırmalar(!) üretirler, ki bunlar bilimle nasıl ilişkilidir bilinmez.

    tüm bu durumlar ülkemizdeki ve dünyadaki bilimsel tartışma adı altında yapılan çirkeflikleri gözler önüne serer. akademinin en çok ayak kaydırılan mecralardan biri olmasıyla birlikte bunun yansımalarını görmek mümkündür.

    ve bir gün genç bir araştırmacı artık dayanamayıp şunları söyler: ağzımızın tadıyla bilimsel tartışma yapalım istiyorum. çok mu şey istiyorum. *

    evrim ağacı yazarı çağrı mert bakırcı'nın bilimsel tartışma nedir yazısı bu konudaki düşüncelerime oldukça tercüman olmuş. alıntı yapmak gerekirse:

    "argümanlarınızın başarısı karşınızdaki kişinin açık fikirliliğine bağlı bir durum olsa da, argümanlarınızı bilimsel verilerle ve mantıkla desteklemek, sürdürülen tartışmayı daha da etkili ve işe yarar kılacaktır. elbette her fikir eşit ve/veya eşit değerde değildir, hatta bazı fikirler sadece öznel olarak değil, nesnel olarak bile “saçmalık” denecek kadar abartılı olabilir. böylesine uç durumların tartışıldığı konularda çıkmaza girildiğinde, "bana saygı duy!” gibi savunmalar da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. halbuki hiç kimse, kişiye saygı duymak için o kişilerin fikirlerine saygı duymak zorunda değildir."

    yazının tamamı için bkz.