şükela:  tümü | bugün
  • 19. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar osmanlı imparatorluğunda eğitim ve öğretim, devletin görev alanının dışındadır. eğitim ve öğretim, sadece bir hayır işi, bir dini görev olarak kabul edilmiştir. onun içindir ki, bunlar, diğer sosyal yardımlar gibi, imar va belediye işleri gibi, sadece hayırsever kişilerin kurdukları vakıflarla yürütülmüştür.
  • amerika kıtası

    amerika kıtası bulunduğunda, bilindiği üzere yerliler vardı. yerliler arasında en meşhurları ; kızılderililer, nazcalar, aztekler ve mayalar geliyor.

    bizim insanlığın,uzun süre başa bir kıta olduğundan habersiz uzun süre yaşaması çok garip gelir bana.

    daha da ilginci, biz o kıtaya ayak basmadan önce oranın nüfusunun 50 ve 100 milyon arasında olduğu söyleniyor. bir çok kaynaktan baktım, verilen rakamlar hep farklı fakat bu iki rakam arasında geziyor. o zamanki dünya nüfusunun yaklaşık beşte birine denk geliyor. artı, konuşulan dil sayısı da 300'den fazla imiş. başka bir gezegendeki medeniyet gibi adeta. bu marsta insan bulmamız gibi.

    iki kıta,milyonlarca insan, binlerce yıl birbirinden habersiz bir şekilde yaşamış. belki haberleri vardı birbirlerinden. bizim taraf şüphelenmiş varlığından. hatta zamanında vikinglerin gittiği söyleniyor. benzer şekilde ibni sina'nın da notları arasında çıkıyor bu kıta. o kitabın yerlilerinin bizden haberi olup olmadığı konusunda ise bir bilgi yok.

    mesela domates,çikolata gibi hayatımızda önemli yer etmiş daha bir çok yiyeceği ve otu oranın keşfiyle tanıyoruz. tarihtekibir çok popüler lider onları tadamadan göçüp gitmişler.

    kıtayı bulan christoph colomb'un durumu da ilginç. oraya beş kere gitmesine rağmen,oranın yeni bir kıta olduğunu anlayamadan ölüp gidiyor.

    kızılderililer ile alakalı bir çok araştırma yapılıyor,oraya nasıl gittiklerine dair. bir çok teori mevcut ama asya'dan geldikleri dna testleriyle kesinleşiyor. gitme şekillerine dair en güçlü kanıt bering boğazının buzul çağında donması ve üzerinde yürünebilir hale gelmesiyle mamutların peşine takılıp onlarla göç etmeleri.

    artı, yapılan kazılarda ; kızılderililerin oraya vardıkları tarihten daha önce de orada insanların yaşadığı ortaya çıkıyor bulunan kemiklerle.

    maya ve nazca gibi daha gizemli medeniyetler zaten apayrı araştırma konuları.
  • leonardo da vincinin 1509da istanbulda kücük kıyametin yasanmasından sonra köprü yapımı icin istanbula gelmek istemesi ancak dönemin padisahı ikinci bayezid tarafından mektuba ret cevabı verilmesi
  • bildiğim "en şaşırtıcı" tarih bilgim olmasa da anlatmak istediğim bir anekdot var.

    1415 şubatı'nda macar ordusu, bosna'ya girdi. böylelikle ishak bey emrindeki osmanlı ordusu, grandük hrvoje hrvatiniç emrindeki bosna ordusuyla birleşti. lasva'da gerçekleşen savaş bosna-osmanlı zaferiyle bitti.

    birçok macar-hırvat soylusu esir alındı. bu esirlerin arasında pavao cupor adlı bir asil vardı. hrvoje'nin iri yapısı ve sesinin kalınlığı sebebiyle daha önce macar sarayında boğa sesi yaparak dalga geçmişti.

    hrvoje, pavao'nun derisinin üzerine bir boğa derisi diktirdi ve ona şöyle dedi: "insan şeklindeyken boğa gibi böğürmüştün. şimdi öküz gibi böğürmek için gereken bedene sahipsin." daha sonra derisine boğa derisi diktirilmiş pavao nehre atıldı.

    şurada emir durmişeviç tarafından çizilen bir betimleme var.
  • dalton kardeşler(joe, william, jack ve avarel), herkes bu ismi ünlü bir çizgi film olan red kit'te bir kez olsun duymuş ve izlemişlerdir ve çoğu insan bu haydut grubunun çizgi filme has hayali karakterler olduğunu sanmıştır.

    halbuki hikayedeki isimleri bire bir tutmasa da çizgi film için ilham kaynağı olmuşlardır. gerçek dalton kardeşler 1890-1892 döneminde amerika birleşik devletlerindeki oklahoma eyaletini terörize etmişlerdir.

    şimdi hikayenin başına dönelim; daltonlar aslında büyük bir aile idiler. babaları lewis dalton anneleri ise adeline lee younger'dı ve 12 kardeşten oluşuyorlardı. isimleri sırasıyla charles benjamin "ben" dalton -henry coleman "cole" dalton - littleton "lit" lee dalton -franklin "frank" dalton-gratton hanley "grat" dalton -william marion "bill" dalton -eva may dalton -robert rennick "bob" dalton -emmett dalton -leona randolph dalton -nancy may dalton -simon noel "si" dalton 'dur.

    dalton çetesini oluşturan grup ise bob , gratton, emmett ve bill dalton ayrıca bu kardeşlerden ayrı dört kişiyde çetedeydi ve toplamda dalton çetesi 8 kişiden oluşuyordu. çetede 4 kardeş olduğundan ve liderleri ise bob olduğundan halk arasında dalton kardeşler olarak tanındılar.

    bu kardeşlerden bob , gratton, emmett ilk önceleri fort smith, arkansas'ta federal mahkemede ve daha sonra osage nation'da avukat olarak çalıştılar. daha sonraları aç gözlülük ve fazla para gözlerini kör edince ilk önceleri at çalıp satmaya başladılar. sonrasında bölgede isimleri hırsız diye anılmaya başladığında bölgeden kaçtılar. bu olaylar onları cesaretlendirdi, sonrasında bir çete kurmaya karar verdiler ve bankaları, posta arabalarını ve trenleri soymaya başladılar.

    kardeşlerde bill yapılan soygunlardan hiç birine katılmadı sadece çeteye akıl veriyor ve casusluk, gözcülük, muhbirlik yapıyordu.(daha sonraları kendide başka bir çete kuracaktı tabi)

    bu kadar soygundan sonra bob dalton iyice cesaretlenmiş ve jesse james*'in yaptığı ünü al aşağı edecek hatta aynı gün içerisinde iki bankayı soyacağını iddia etmişti. taki coffeyville banka soygununa kadar.

    bob kendinden o kadar emindi ki bütün her şeyi planlamıştı ve 5 ekim 1892'de yola koyuldular. amaçları, 1 cm condon & company'nin bankasını ve birinci ulusal bankasını aynı anda soymaktı. plan şöyleydi ancak emmett bu durumdan pek hoşnut değildi sebebi ise bankaların çevresinde çok tanıdığı vardı ve çıkabilecek bir çatışmada ölmelerini istemiyordu. tekrar plana dönecek olursak bob ve emmett'in birinci ulusal bankası'nı soyacak, grat, broadwell ve powers ise condon bank'ı soyacaktı.

    soygun sabahı bob, çetenin atlarını condon bank'ın arkasındaki bir yere bağlamayı planlamıştı çünkü orada tuğla duvarlarla çevrili bir alan bulunmaktaydı fakat uzun zaman şehre gelmedikleri için bu yapının hala var olduğunu sandılar, sonuç plan bir anda beklenmedik şekilde değişmişti ve hızlı düşünceyle atları bankadan batıya doğru, şehir hapishanesinin yakınındaki dar bir sokakta bağlamaya karar verdi.

    daha sonra çete sokaktan coffeyville plazasına doğru çıktı. kaldırımı süpüren birisi bob, emmett ve sahte bıyık takmış grat'ı fark etti ve orada bulunan bir mağazanın içinde doğru koştu. hareketlilik orada sokakta çalışan işçileri de etkilemişti ve işçilerden biri "daltons bankayı soyuyor!" diye bağırmaya başladı.

    oluşan bu curcuna bir anda bütün kasabaya yayıldı ve halkında katıldığı arbede bir çatışmaya dönüştü. çatışma sırasında grat ve bob dalton, dick broadwell ve bill powers öldürüldü. emmett dalton ise yaralandıve hayatta kaldı.* sonrasında ise daltonlar dağıldı ve 1951 yılında çizerlerden morris tarafından çizilen red kit macerasında tekrar hayata dönmüş oldular.
  • -osmanlı'da kalpazanlık #109616294
  • en şaşırtıcı olmasa da okuduğum da etkilenmiştim:

    dünyanın bir azot dengesi mevcuttur. havada bulunan azot miktarı %78'dir. ama bu azot toprağa doğrudan geçemez. aynı şekilde hayvanlar ve bitkiler bu azotu havadan alamaz.

    bitkiler azot ihtiyacını topraktan alır. hayvanlarda bitkileri veya hayvanları yiyerek azot ihtiyacını karşılar. toprağa azot bağlanmaz ise tüm ekosistem çöker diyebiliriz.

    toprağa azotu bağlayan da birkaç etken vardır. bunlardan birisi hayvan dışkıları, diğeri azot bağlayıcı bakterilerdir.

    azot bağlayıcı bakteriler yanardağ çevrelerinde bol bulunur. bu nedenle yanardağ çevrelerindeki topraklar azotça zengindir ki buda verimli tarım alanlarının önünü açar. aynı şekilde hayvan dışkıları da azotça zengindir ve toprağın azot ihtiyacını önemli oranda arttırır.

    şimdi gelelim olayın tarihsel sürecine..
    latin amerika toprakları dünyanın en zengin azotlu topraklarına sahiptir. özellikle latin amerikanın pasifik kıyılarında yaşayan guano isimli kuşun dışkısı dünya çapında bir üne sahiptir..
    bu kuş şili ile peru açıklarında bir adaya yıllarca sıçmış. * koca koca tepeler oluşturmuş ve bu tepeler gübre açısından çok zengin. bunu ise ünlü gezgin ve maceraperest alexander von humboldt 1800'lerin başında keşfeder ve bu kuşun yaşadığı adalardaki toprakların zenginliğini avrupaya bildirir. (bkz: alexander von humboldt)

    e tabi latin amerika devletleri, ispanyollar ve ingilizler boş durmaz. bu adalarda ki gübreyi çıkartıp dünyaya ihrac ederek zenginleşmeye ve dünya gübre üretiminin büyük bir kısmını karşılamaya başlarlar. bir çeşit petrol bulmuş amerikalı hikayesinin farklı bir versiyonu gibi bir durum oluşur.. ve şili, peru toprakları bir anda emperyalizmin kucağına düşer..

    düşünsenize, bir kuşun dışkısı azotça zengin ve bir adaya sürekli sıçmış* diye durduk yere dünya ekonomisinde söz sahibi oluyorsunuz..

    e tabi bi yerde zenginlik varsa, paylaşamama da başlar.. bu ada içinde hemen savaşlar başlamış.. (bkz: chincha adaları savaşı)

    bir yandan zenginlik artarken bir yandan iç çekişmeler ve yokedişte birbirini takip etmiş.

    1921 yılına kadar bu bölge ekonomisi ve azot sirkülasyonunda ki yeri devam eder. bu süreçte bu bölgeyi kontrol altına alan herkes zenginleşir. ünlü bosch şirketinin sahibi ve kurucusu olan robert bosch'un amcaoğlu olan carl bosch ve ünlü kimyager fritz haber almanya'da bir araya gelerek havadaki azotu sıvıya dönüştürmenin*yöntemini araştırırlar. ve yaptıkları çalışmalar sonucu yüksek basınç ve sıcaklıkta havadaki azotu sıvıya dönüştürmeyi ve bundan yapay gübre elde etmeyi başararak bunun patentini alırlar. (bkz: haber-bosch yöntemi)

    bunun sonucu olarak yapay gübre şirketleri açılır, bosch ve haber bu yöntem patenti ile zenginleşir ve latin amerikanın azot zengini toprakları değerini yitirir.

    sonuç mu? sonuç olarak bilim kazanır. yıllarca azottan ekonomik zenginlik kazanan latin amerikalılar almanyada ki 2 bilim insanının başarılı yöntemi sonucu bir anda ekonomik darlığa düşer. şirketler yapay gübreyi yaygınlaştırır ve dünya gübre ekonomisinde ki yapay gübrenin payı %98 olur.. yani artık toprak ve dışkı kullanımı neredeyse bitme noktasına gelir.
    buna ek olarak nüfus patlamasının da önü açılır. yapay gübre sayesinde gübrenin fiyatı düşer, her ülkenin gübreye erişimi kolaylaşır ve tarım arazilerinin sayısı hızla artar.

    benim için şaşırtıcı kısım ise budur zaten. 2 insan.. bir coğrafyanın ekonomisini bitirip tüm dünyanın gıda ihtiyacının kaderini değiştirmeyi başararak nüfus patlamasının önünü açar.. neden mi akıl ve bilim? işte bu yüzden.

    kaynak:
    1
    2
    3
    4
    5
    6
  • ünlü sovyet diktatör josef stalin (gürcüdür aslında) ile ilgili olanlar en şaşırtıcı olmasa da zamanında bana "yok artık bunu da mı yaptın" dedirtmiştir.

    -2.dünya savaşı sırasında oğlu yakov nazilere esir düşer.naziler bunu ,bir fidye anlaşması yaparak stalin'in elini zayıflatmak için kullanmak ister.fakat stalin bu teklifi "bir onbaşı ancak bir onbaşıyla takas edilir" diyerek reddeder.ve oğlu nazilerin elinde can verir.

    -asıl mesleği papazlıktır.fakat iktidara gelince on binlerce papazı öldürttüğü söylenir.

    -iktidara gelir gelmez muhalifleri ortadan kaldırmak için "büyük temizlik" adında paranoyak bir operasyona girişir.hatta parti konuşmalarında ,kendini içten alkışlamayan delegeleri bile idam ettirdiği söylenir.

    -yine iktidara gelir gelmez ,ülkeyi sanayileştirmek maksadıyla tarımı tamamen yok eder.bu da ülkede felaket derecede bir kıtlığa sebep olur.bu olay sebebiyle sadece ukrayna'da on milyon insan ölmüştür.

    -insan -maymun kırması yeni bir tür oluşturmayı istediği söylenir.hatta maymunlar cehennemi filminde,insanlardan nefret eden maymun "koba" nın isim babası stalindir.çünkü stalin'in gençlik yıllarında lakabı "koba"dır.

    -en büyük fantezisi hitler' i bir kafese koyup tüm avrupayı dolaştırmaktır.fakat hitler ,ona bu zevki yaşatmamış,sovyet orduları berline girer girmez eşiyle birlikte intihar etmiştir.

    -soyadı olan stalin "çeliğin oğlu "demektir.

    -lakabı kasaptır. makyavelizmi çok sıkı biçimde benimsemiş, yirmi milyonun üzerinde insanın ölümüne sebep olmuştur.

    -uçak korkusu olduğunu söyleyerek ,savaşın kaderini belirleyen konferanslardan biri olan yalta konferansının sovyet topraklarında yapılmasını sağlar.bundaki amaç ise şudur: roosevelt ve churchill ,konferansın yapılacağı yere getirilirken,savaşta harabeye dönmüş sovyet topraklarından geçirilir.hatta stalin özellikle yolun uzatılıp bu manzaranın iki büyük lidere daha fazla gösterilmesini ister ki konferans masasında sovyetlerin kaybını öne sürerek daha fazla kazanç elde edebilsin.

    -"bir insanın ölümü dramatik , on insanınki trajiktir.bir milyonun ölümü ise sadece istatistiktir" diyerek canilikte 3. vlad ın tahtını sallamıştır.
  • 1. dünya savaşı sırasında ingiltere tahttında bulunan v. george'un, baş düşmanı olan alman kaiseri wilhelm ile birinci dereceden kuzen olması.
  • türkler islamiyeti kanlı katliamlar sonucunda kabul etmiş gibi görünüp bir türlü ısınamamıştır.asıl kabul abbasiler tarafından doğru tanıtılan islam sayesinde severek benimseyerek olmuştur.
hesabın var mı? giriş yap