şükela:  tümü | bugün
  • bir yaşam deneyiminin tahminidir "bilirsin". bilmesi istenir, bildiği düşünülür. bilirsin, bir bağlama sözcüğüdür. güven tazeleme molasıdır, imf'nin iyi niyet mektupları gibidir, güzel bir duraktır, bilirsin, biliriz...
  • amerikalilarin yaygin olarak kullandigi you know lafinin turkcesi. ama dublajlarda hic guzel olmuyor bence. anlasana diye cevirmek daha guzel olabilir (belki).
  • bilirsin, hayat herseye ragmen guzeldir..bilirsin...
  • bilmelisin demektir aslında. bilsin istenir bilirsin derken, ya da bilmiyorsa da öğrensin.

    bilirsin, çok kaygılı bir adamım ben. içten kaygılı bir hayat yaşamaya alışmışım, kötü birisi değilim, bilirsin.
    bilirsin değil mi?

    üzülmene kıyamam, ağlamana hele.
    dizi izlerken gözleri dolan adamlardanım, hele de behzat ç.

    bilirsin, en çok gitmelerden korkarım, ayrılık içimde hep eksi bakiye.
  • hikayeler tutarsa devamı çekilir, bilirsin. asla daha güzel olmaz serinin ikinci filmi.
    çünkü biz yaşayacaklarımızı daha ne kadar erteleyebilirdik, değil mi?

    bilirsin, ben sinemada en arkaya oturmayı severim, makaranın sesini duyardık eskiden, şimdilerde daha modern cihazlarla oynatılıyor yalnızlığım beyaz perdede.

    her şey değişti, perde değişmedi diyordun ya, perdeleri astığımda kendimi ne kadar güçlü hissederdim, bilirsin.

    bu bizim hikayemiz, sonunun ne olacağını elbette sen bilirsin.
  • senin için kelebek derdim bilirsin. hani ellerimin arasında, bıraksam uçacak, sıksam ölecek bir kelebek.
    kelebek tozu başlı başına hüzündür, değil mi?

    şimdi başkalarının baharlarında açıyor yeşil. akıyor yeşil diyordu sanki şair.
    "taşa baksa, akik biter, bakışların ki" diyordu hani.

    bilirsin, insan kırılan bir şeydir. sen beni bırakıp öylece gittiğinde, dudağı sarkık bir çocuk gibi kalakaldım kapı önlerinde. yaşamamız için para gerekiyordu, babam işe gidiyordu, ben işe gidiyorum.
    kaç kere üst üste kırılır bir insanın kalbi, sen iyi bilirsin.

    sen gitme diye, bütün kapıların zillerini çalıp kaçıyorum, kalakal diye öyle, kapı önlerinde.
  • aslında bildiğin çoğu şey beş para etmez. bilirsin ama kabullenmek zordur ya hani. bilirsin. bilmezden gelirsin.
  • bilirsin mandalinayı çok severim, ıhlamuru barışcıl bulurum ben.
    ıhlamur muydum, hasta olana kadar akla gelmeyen. böyle şeyleri düşünmeyi severim, bilirsin.

    ağacın dalından ıhlamur toplamak şenlikli bir şeydi, sen, ben, diğer çocuklar ve annem. salon masasının üstünde kuruyan bir şeydi ıhlamur, zaman geçtikçe kokusu sinerdi salona, kıyafetlerimize, tümüyle çocukluğumuza.

    şimdi her köşe başında, sokak tabelalarının yanında, tek başına kalmış bir ıhlamur ağacı gördüğümde, o günleri anımsadığımı bilirsin. mevsim hep yazdı, yazdım azalmadı, çoğaldı.

    sen şimdi dünyanın bambaşka bir yerinde, ıhlamur görme ihtimalinin olmadığı bir yerdesin.
    bilirsin ben, hasta olmasam da , ıhlamur içmeyi çok severim.
  • yarısını öldüm bu hayatın, biliyor musun diye sormuştum hani. bilirsin elbette. her seferinde yeniden koşup sana gelmelerim, sana kanıp gelmelerim.

    küllerinden doğan anka kuşuna annesi üstünü başını temizle demiş derdim, gülerdin.
    seni güldürmeyi çok sevdiğimi bilirsin çünkü.

    ben hep bir şeyler anlatayım, birileri gülsün isterim. bunun muhakkak psikolojide bir adı olmalı. belki pepe bilir, belki de sen bilirsin. sessizlik olmasın isterim, küsünce bile konuşmadan duramam.

    seni çok sevdim, bunu ne iyi bilirsin. en yerine ne yazmayı mesela.

    bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü. bir müddet susacağım, sonsuza.
    üzülebilirsin...
  • susma, bilirsin en çok susmandan korkarım ben.
    sen susunca, tüm ezan sesleri, tüm çan sesleri kiliselerin.
    sabaha karşı köpek ulumaları - annem yine birisi öldü derdi-

    sen susunca, birisi ölüyor içimde. bilirsin.

    ben ölümleri sevmem hiç. ölüm iyi bir şey değilmiş çünkü.

    sen susunca, susuyor içimdeki çocuk, sırtı terli.
    değeri düşüyor her gün haber bültenlerinin.

    işaret dilini öğrenmeyi ne çok istediğimi bilirsin.
    böyle ellerimle anlatabilmek seni ne çok.

    susma, sen susunca ben ölebilirim.