şükela:  tümü | bugün
  • örneğin yeni bir uygulamanın (bkz: app) çıktığını duydunuz, bu uygulama matematiği iyi olan çocuklarla matematiği kötü olan çocukların arasındaki farkları araştırarak (bir yandan da “eğlenerek öğrenelim” tadı veriyor ki, çocuklar gelsin de uygulamayı kullansın) ikisinin kavramları nasıl ele aldıklarını ve başarılı olanların algılayış biçimiyle, başarısız olanların algılayış biçimi arasındaki farkları inceliyor. ardından, elde ettiği verilere dayanarak, başarısız olanların başarılarını arttırmaya yönelik bir başka uygulama sunuyor ya da sunulan uygulamayı geliştiriyor. işte makinelerle beynin işleyiş şeklini birleştirip, inceleyerek, insanların ihtiyaçlarına daha iyi hizmet sunacak programlar sunan, araştırmalar yapan kişiler “bilişsel bilimciler.” daha kötü bir ad seçilemezdi o ayrı konu…

    genelde alt dalları eğitimini gören bireyin gideceği yönü belirler. bu yüzden bölümden birçok bilgisayar programcısı da çıkar (%75), nörobilimci de, psikolog da. değişmeyen tek şey, kavrama ve zihin ile bağ her zaman olacaktır yaptıkları işte.

    sadece türkiye’de değil, yurtdışında da çok yaygın olduğu söylenemez. özellikle türkiye’de daha fazla bölümünün açılması zordur çünkü mezunlarına araştırma yapabilecekleri imkanları sunmazsanız, ortada kalmış, her şeyi bilen ama hiçbir alanda tam da “uzman” sayılmayan kişiler olarak görülebilirler. bundan kurtulmanın yolu lisans döneminde seçilen alanda yüksek lisans yapmaktır bence. örneğin (bkz: uc berkeley) cognitive science alt dalları (kişinin uzmanlığını seçebileceği alanlar) : cognitive neuroscience, cognitive psychology, computer modeling, philosophy ve linguistics. eğer ki cognitive neuroscience konsantrasyon olarak seçildiyse, nörobilim alanında yüksek lisans, computer modeling konsantrasyon olarak seçildiyse bilgisayar bilimleri alanında bir yüksek lisans bence işi kolaylaştıracaktır. ya da çift ana dal ya da en azından o alanlardan birinde yan dal…

    güzeldir, seviniz, sevdiriniz. zaman ilerledikçe, daha çok işe yarayacaklar bence.
  • bilgisayar mühendisliğinde okuyup doktora hayalleri kuran ama sosyal dersleri de çok seven beni çok heyecanlandırmış alan. şu anki (bir günlük) araştırmalarıma göre psikoloji ağırlıklı bir alan gibi duruyor. bilgisayarın ağırlığı nedir, benim 4 yıl bilgisayar okumam ne kadar işe yarar merak etmekteyim. bu bölümü okuyan veya hakkında bilgi sahibi olanlar yeşillendirirse sevinirim.

    edit: bölümün psikoloji değil bilgisayar ağırlıklı olduğunu söyleyenler de var. aslında sanırım tercih edilecek tracklere (cognitive science - bilgisayarcının yolu, psikolojicinin yolu vs.) bağlı ne ağırlıklı olacağı.
  • anlamı idrak bilimi olan ingilizce cognitive science kavramının türkçeleştirilmiş terim karşılığı.

    yazarın yorumu: bilişsel sözcüğü türkçe kökten türediği için yabancı kökenli sözcüklerden kurtulmak adına, evet kabul edilebilir. ancak, dilde türkçe kökenli sözcük karşılığı bulunurken, öz, var ve bil köklerinden başka kök yok mu diye de sormak boynumuzun borcudur. bilişsel sözcüğü cognitive yerine kesinlikle kullanılamaz. biliş- karşılıklılık anlamı içerir ki hem görüngüsel hem de nesnel süreçler açısından beynimizin bir şeyi nasıl bildiği ile ilgili bulgularla çelişir. beynimiz bilmeyi etki ile yapar, etkileşim ya da bilişimle değil. bu bakımdan idrak bilimi daha doğru bir anlam karşılığıdır. ancak, idrak köken itibariyle türkçe olmadığı için üzerine düşemiyoruz, boynumuz türkçe kökenli sözcüklere karşı kıldan ince.. mi? olmamalı. yanlış da olsa türkçe olsun demek, yanlışı onaylamak adına olmamalı. doğru türkçe kökenli sözcük ne olabilir o halde? sanırım buna türkçe karşılık bulabilecek uzman, hem idrak bilimi, hem kant bilen bir felsefeci olabilir. kendilerini sahneye davet ediyoruz. azcık kant, azcık da cognitive science yalamış birisi ve aynı zamanda türkçe sözcük bağımlısı biri olarak ben daha iyisi bulunana kadar idrak bilimi demeyi sürdüreceğim.
  • yeditepe üniversitesi master programında henüz birinci dönemi bitirmiş biri olarak gayet tatmin edicidir efenim tavsiye edilir gelin görün bekleriz.
  • kabul edilmek için, bin takla attığım ve hala daha çabalamaya devam ettiğim yüksek lisans programı. kendimi başka bir alanda hayal edemiyorum dediğim bilim alanı. bu programa başlayabilmek uğruna sağ kolumu dahi feda edebilirim.
  • türkiye'de sadece boğaziçi, odtü ve yeditepe'de yüksek lisans programı olan dal.

    ayrıca bahçeşehir'in nöropsikoloji ve bilişsel psikoloji adında bir yüksek lisans programı vardır.
  • türkiye'de henüz kotarılamamış yüksek lisans bölümleri ile varlığını sürdürmeye çalışan alan.

    elbette ki öğrenci profilinin önemi çok büyük bu kotarılamamışlıkta. yoksa odtü ve boğaziçi'nin bilişsel bilim yüksek lisans programlarındaki hocalar literatüre yenilik getirebilecek yayınlar yap(a)masalar da en azından uzmanlaştıkları alanlar hakkında bilgileri olan ve akademinin işleyişi hakkında öğrenciye bir şeyler katabilen kadrolardır. boğaziçi'ndeki program yeterli interdisipliner kafaya sahip hoca eksikliği yaşasa da odtü ve yeditepe'ye oranla daha kaliteli işler yapan akademisyenlere sahiptir. fakat bilişsel bilim'in olayı da tam olarak budur. interdisiplinerlik. zira biliş'i incelemeye bilgisayar bilimi de, dilbilim de, psikoloji de, biyoloji de yetmemektedir. bu noktada bütün bu alanlardaki uzmanların bütün bu diğer alanlar hakkında da üst düzey bir anlayışa sahip olması bilişsel bilim için şarttır.

    dünyanın en ileri gelen bilişsel bilimcilerinden jerry fodor, bütün bu interdisiplinerliği sonuna kadar içselleştirmeye çabalaması sayesinde bu denli önemli bir figür haline gelebilmiştir. her ne kadar son döneminde* daha çok bir felsefeci haline dönüşmüş olsa da, bilişsel bilimci kimliğindeki ağırlığını korumaktadır. çünkü fodor bilgi işlemden anlar, insan beyninden anlar, matematik modellerden anlar, bilgisayar biliminden anlar ve bunları kendi analitik düşünce sistemi içerisine alabildiğine yedirmeye çalışır. ortaya çıkan iş doğru ya da yanlış denebilecek bir iş değildir. ki zaten bilişsel bilim'in belli başlı yönlerinde böyle sonuçlar beklenmemelidir. ama bilişsel bilim yapabilmenin ön koşulu, her şeyden azar azar değil, her şeyden pek çok bilmektir. ve bir de üzerine fodor'da olduğu gibi analiz yapabilme yetisine sahip olmaktır.

    bu yüzden bilişsel bilim programları farklı disiplinlerden uzmanların birbirlerine katabildikleri ölçüde daha başarılı olurlar. bu konuda da türkiye için konuşursak odtü boğaziçi'nden daha başarılıdır. bu noktada odtü'nün daha kompakt ve iletişimi bol bir bölüm olmasının etkisi büyük. bu da aslında boğaziçi'nin bilişsel bilimi bir program, odtü'nün ise enformatik enstitüsüne bağlı bir ana bilim dalı olarak yürürlüğe sokması ile ilgili olarak ortaya çıkan bir nokta. fakat konu niteliğe gelince birkaç hoca dışında önemli iş yapan, yapacak potansiyele sahip hoca sayısı pek yok odtü'de.

    bütün bunlar tabi ki benim bilişsel bilim'den şahsi beklentilerim ışığında yazılmıştır. yoksa tabi ki çok spesifik olarak önemli işler yapan hocalarımız mevcuttur türkiye'de de. mesela, odtü'de görsellik çalışan ve bu konuda hakikaten uzman olan cengiz hoca vs. var. ama bu noktada önemli olan deneyimin görsellik dahil pek çok unsuru hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak, üzerine bilişin deneyim dışındaki diğer unsurlarının mevcut ve potansiyel unsurları hakkında da mümkün olduğu kadar bilgi sahibi olmak; bütün bunları eleştirel ve analitik bir süzgeçten geçirip, yapılandırmak suretiyle bilişsel bilim'in nihai emeline yönelik çalışmalar yapabilmek.

    en azından bir zihin felsefecisi olarak benim, kendimden ve bilişsel bilim'in en derin ve keskin mensuplarından beklentim bu.

    bu da türkiye'de kimi seminerler vb. ile son yıllarda biraz daha iletişim içine girmeye çalışan zihin çalışmalarına rağmen, henüz mevcut olmayan ve yakın zamanda da mevcut olacağa benzemeyen bir beklenti.

    son olarak, bahsettiğim bu işi yapabilmek için illa ki yoğun bir felsefi arka plana sahip olmak gerekmiyor. noam chomsky ve steven pinker bunu en az fodor kadar başarabilmiş dilbilimciler. david kirsh ve mesela alan turing bu işin altından kalkabilmiş bilgisayar bilimciler. vilayanur ramachandran bu işi mükemmellikle sergilemiş bir sinirbilimci. hans eysenck psikolog. vesaire.

    bilişsel bilim, bu nihai amacı göz önüne alındığında, bana kalırsa bir deliliktir. ama en nihayetinde nitelikli çalışmalar göz önünde bulundurularak yapılacak sağlam bir literatür taramasına sebep verdiği, veriyor olduğu için zihin ve biliş çalışan araştırmacılar için büyük velinimettir.

    sonun sonu olarak, yüksek lisansını bu alanda sürdürme konusunda niyetli arkadaşlara amme hizmeti.

    çalışınız efendiler.
  • şöyle bir şarkısı da olan interdisipliner bilim dalı:
    the cognitive science song