şükela:  tümü | bugün
  • kanımca ingilizceden türkçeye geçmiş en iğrenç ektir* normalde "yapabilirlik edebilirlik" gibi bir türkçe kavram dururken ingilizceye özenen yurdum insanı fiiillerin sonuna bu eki getirerek bir halt yediğini sanır*.
    hatta
    (bkz: ability yi ebilite yapip turkceye kazandirmak)
    (bkz: fiillerin sonuna bilite eklenimi)
  • türkçe'deki "bilmek" yardımcı fiilinin yerine geçer.
    mesela yapabilite yerine yapılabilirlik, durabilite yerine sürebilme gibi, sustainability yerine sürdürülebilirlik gibi.
  • konuşabilitesi yokken ingilizce'deki ability sözcüğünden esinlenebilitesi olan yurdum insanınca benimsebilitesi yüksek ve günlük konuşma diline sokulabilitesi maalesef söz konusu olan milenyum eki, önlenemez generation x eylemlerinin bir yenisi. basarabilitelerinin düşük olmasını diliyoruz.

    (bkz: turkilizce)
  • kendini zorlayip da ingilizce sozcuk sokusturamayan insan tipinin basvurdugu son care.
  • türkcede olmayan bir eki türkce sözcüge eklemek.

    bunu yapan

    - anadilini ya bilmez ya da ona saygisi yoktur
    - özenti fetisistidir
    - hava atmak ister (ingilizce biliyoom)
    - tembeldir, isin kolayina kacar
    - dikkat cekmek ister
    - muhtemelen ergenlik cagini aşamamistir
  • tanıdığım tüm gereksiz insanların çekinmeden zevkle kullandıkları, kullanınca da "ne süperim değil mi" bakışlarıyla gözlerimin içine boş boş battıkları ek.
  • 1971 götümistan geometri(güzeldir geometri) öss sorusu;

    ''herkesi ''herkez'' diye yazan insanlar'' ve ''bilite ekini kullananlar'' bir tiksinçlik terazisine konulsa hangisi daha ağır basardı?

    a)herkesi ''herkez'' diye yazan insanlar
    b)bilite ekini kullananlar
    c)bence her boku eleştiren türkçe pezevengi tip daha tiksinç
    d)ya şarja şarz diyenlere ne diyeceksin saygıdeğer romalı?

    dışına taşırmayın.
  • yok artık sessiz kalamayacağım. o kadar yapay, o kadar yabancı ve bir o kadar da kötü gözüküyor ki göze, kulağa ve daha birçok bilumum organıma, hala nasıl kullanabilenler var, bunu anlamak mümkün değil.

    dün bir hatun kişiyle oturup konuşurken "benim şimdi sorabilitem yok, sen sor da öğrenelim hadi" dedi. durdum durdum, yüzüne karşı diyemedim bir şey, burada diyeyim bari;

    sevgili bilitesi düşesice,
    sorma kabiliyetini kaybetmiş olabilirsin, bir şey diyemem. sormak istemezsin, çekinmişsindir ona hiçbir şey demem. türkçeden zerre kadar haberin olmaz ama o dili konuşmaya çalışırsın, o kendi sorunun beni ilgilendirmez. ingilizce sana çok "cool" gözükebilir ve duyduğun her boku kendi cümlelerine yansıtmaya çalışırsın, bu da bir yere kadar beni ırgalamaz.

    ama aramızda şu gayriciddi ve saçma konuşma geçtikten sonra artık senin sorunun, benim de sorunum. hatta direkt olarak seni sorun edindim şu an kendime. sadece şirin olmak için kullandığın, kelimelerin kıçına taktığın ekler dolayısıyla sana olan tüm iyi niyet çabalarım ve samimiyetim kaybolacak anlayabiliyor musun beni? evet şu anda çok büyük hayal kırıklıkları var kafamın içinde. 'sorabilitem yok' ne allah aşkına? akbil mi lan bu!

    öptüm, kib, bye.
  • bu eki turkce kelimeler icerisinde kullananlarin kafasina kurekle vurulabilite.