şükela:  tümü | bugün
  • askin nur yenginin ask kazasi isimli albumunden...

    seni uzaktan sevmeyi,
    sana bakmadan gormeyi,
    dokunmadan sevismeyi,
    ogrenmem gerek biliyorum
    seni duymadan dinlemeyi,
    göz yaslarimla gulmeyi,
    kavusmak icin sabretmeyi,
    ogrenmem gerek biliyorum
    niye gordum, neden sevdim,
    nasil oldu, nereye gittin,
    simdi pismanliklarim bosuna,
    yakinamam ne kendime ne sana,
    dayanamam gonlum duser yollara
  • fethi giray'in bir siiri...

    biliyorum
    bir gün bu şehirden gideceksin,
    pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda,
    elinde ufacık valizin,
    ne yapalım hayat bu,
    yaşamak biraz böyle diyeceksin...

    içinde hür maviliklerin özlemi,
    küçücük odanı, kitaplarını
    ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni,
    biliyorum,
    bir gün bu şehirden gideceksin.
  • seni seviyorum cumlesine verilebilecek okuz karsiliklardan.. ornek olarak; seven'da gwyneth paltrow brad pitt'e soyler..
  • buyukada nin zirvesinde hosgeldin bahar zirvesinde geçen garsonla dialog gibi çok iyi bir örnekleme yapılabilir kullanımına ayrı bir boyut katar

    kaamos - herkes sipariş verdi mi nedir siparişin (kan ter içinde organizatorlük görevini yerine getirmektedir)
    garson - biras çabuk olalım
    shirakahn - siz gidin tamamlayınca biz size veririz sipariş listesini
    garson - biliyorum
    güruh - ????!!!!????
  • ben bilirim isimli garsonun alternatif adı.
  • (bkz: bok biliyosun)
  • vücut dili ile ifade edilmek istendiği zaman sadece hafif bir gülümseme, başın ufak bir öne eğilmesi ile verilebilecek cevap...
  • söz ve müziği harun kolçak a ait bir aşkın nur yengi şarkısı.
  • insanların esasında ne kadar da birbirinin aynı ve kraliçe’nin* de dediği gibi "ne kadar kendilerine yenik" olduğunu pırıl pırıl görmemi sağlayan bir hikayenin sonunda sarfettiğim ilk cümledir..farkındalığımın hoşgeldin’idir. ve çok çaresizdir bazen, “biliyorum”. özellikle elinin kolunun bağlı olduğu durumlarda.

    biliyorum

    çünkü ben de yaşadım, ben de hissettim aynı şeyleri..bugün bir arkadaşımın, daha 15 gün evvel bir başka dostumun yaşadığının aynısı.. belirtiler, akıldan geçenler bile aynı...çünkü dışarıdan ne kadar farklıysak, o kadar aynıyız en içeride. zira aynı kalibrasyonda aptal, kör ve "açız".

    yüzünde aynı acı dolu ifade, aynı boş bakışlar..dalıp da bir türlü çıkamayan gözler.. destek olmak için daha da kalabalıklaşmış bir dost çevresinin içinde aslında ne kadar yapayalnız. eskiden çok ilgilendiğin ama artık umurunda olmayan bir sürü mevzu ve konuşmalar.

    biliyorum..çünkü aynı ben..

    - göğsümün tam ortasında koskoca bir yumruk ve bir acı var, pacii..
    diyorsun bana gözlerinin etrafında akmamak için inat eden bir parça gözyaşı ile
    - biliyorum.

    çünkü evde duramayışının sebebi ve “soluk alırım” diye çıktığın sokakları da dar eden hep aynı ağrı.

    yüreğini taşıyamayacak kadar ağırsın, büyüyorsun..ve aynı anda unufak oluyorsun istanbul’un göbeğinde..küçülüyorsun..

    biliyorum.

    konu hep aynı olsun..sürekli “ondan” konuşulsun..hep bir umut var içinde..dostlarının her sözünü sıkıp, süzüp umutlar biriktiriyorsun..ama ne kadar boş konuşuyorlar..hiçbirşey bilmiyorlar ve anlamıyorlar seni..tıpkı ben gibi..

    nasıl olsa geçer diyorlar,
    gönül bu; vazgeçer diyorlar
    öyle yazmışlar ki seni bana
    bir tek onu bilmiyorlar..

    bir bakıyorsun ki benim şarkım aslında senin şarkın..çünkü bana da öyle söylemişlerdi..

    biliyorum..

    her anı tekrar, tekrar , tekrar yaşıyorsun..boş bakışların, dalıp gitmelerin hep “ondan”..bazen mahkemeler kuruyorsun aklında..bütün suçlu hep kendin...
    “eğer öyle demeseydin, öyle yapmasaydın bunların hiçbiri olmayacaktı..”
    ne büyük bir yalan, ne yalan bir aldatmaca..

    düşündükçe daha kötü hissediyorsun..resimlere bakmak, resimlerde “ona” dokunmak istiyorsun.ve bu daha da acıtıyor seni, kalbini..anıların hepsini saklamış istanbul. her yerde biraz sen, biraz o..
    nereye gitsen daralıyorsun. için sıkılıyor.

    biliyorum..

    hep uyumak istiyosun..uyuyup unutmak, düşünmemek istiyorsun..şarkılar daha anlamlı geliyor artık...”benim gibi hissetmiş” diyorsun her sözde. “aynı ben..biz” . becerebiliyorsan kendi şarkını kendin yazıyorsun uyuyamadığın loş akşamlarda.

    “sana hemen yeni birini bulmamız lazım” diyor masadaki biri…reçeteyi hemen veriyorlar..
    biliyorum..
    ama olmayacak. olamayacak..belki de doğru zamanda denese senin öteki yarın olabilecek birini “şimdi karşımda o olsaydı” diye düşünmekten kaybedeceksin, kaybediyorsun..

    her telefon çalışında aklına ilk “o” gelecek..gelen bütün mesajlar “ondan”..
    elini kalbine sokup acıtan neyse çıkartıp atmak isteyeceksin..
    “paci….peki beni neden aradı ? peki bu mesajında ne demek istemişti ? “ diye sorduğun, ve aslında “ hiç mi umut yok ? hiçbir şey eskisi gibi olamayacak mı ?” demeye çalıştığın umuda susamış gözlerine verilebilecek “doğru” yanıtların hepsi aynı..çünkü bugüne kadar sonuç hep aynı oldu, öyle olmuş..göreceksin..bu geçici körlük elbet son bulacak

    biliyorum
    ..ve elimden hiçbir şey gelmez..gelemez..
    tıpkı zamanında benim için başkalarının elinden birşey gelemediği gibi..
    onlar hep kötü cevabı verirler..zaten asıl suçlu sensindir..yoksa neden gitsin ki ?

    zaman…zamanla..en klişe ama klişeleşebilmiş olduğuna göre en doğru..
    gidecek olanların ne yaparsan yap eninde sonunda hep gideceğini, esasında herşeyin en baştan ne kadar yanlış olduğunu, zaten bir şeyler doğru olsa bu hale hiçbir zaman gelinmediğini çok sonra anlayacaksın..
    etrafında güzel giden ilişkilerin hiçbirinde bunların yaşanmadığını göreceksin..o perde elbet kalkacak gözünden.

    “ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım”* diyenleri daha iyi anlayacaksın..asıl borçlu çıkıp, özleyecek olanlar “onlar” olacak..çünkü sen öyle çok acı çekmiş olacaksın ki, görmek/duymak bile istemiyor olacaksın..

    zamanla diner diyorlar
    gönül bu; sever diyorlar
    öyle çok seviyor ki bu kalbim
    bir tek onu bilmiyorlar..

    artık benim şarkılarım, senin şarkıların..
  • söyleniş şekline, vurgusuna, o an bulunulan ortamda yaşananlara bağlı olarak çeşitli anlamlar kazanan, sadece yüklem ve gizli özneden oluşan cümledir.

    -anlatmak istediğiniz şeyi anlatamadığınızda karşınızdakinin verdiği ilaç gibi tepkidir.
    -hevesle başınızdan geçen bir olayı anlatırken karşınızdakinin dinlemek istemediğini belirtir.
    -hevesle başınızdan geçen bir olayı anlatırken karşınızdakinin aynı hevesle konuyu takip ettiğini belirtir.
    -bahsi geçen kişinin, filmin, müzik grubunun tanıdık geldiğini belirtir.
    -söylenen hoş bir iltifata verilen ukalaca cevaptır.
    -bazen de ayrılık vaktinin yaklaştığını haber verir.