şükela:  tümü | bugün
  • 2003 yılında öğrenci almaya başlayacak olan bölüm. 25 paralı, 15 burslu öğrenci alınacak.
  • cs bölümü hocası varol akman ın bölüm başkanlığını yapacağı, keşke 1 sene önce açılmış olsaydı dedirten bölüm.
  • ders programının diğer felsefe bölümlerine göre çok farklı olduğu bölümdür. ayrıca bu yıl ilk defa öğrenci alınacağından 40 kişilik kontenjanın tamamen dolmaması beklenmektedir.
    son olarak ilgilenenler için http://www.phil.bilkent.edu.tr/
  • bolum ba$kani varol akman olup 2003- 2004 yilinda egitime ba$lami$tir. analitik felsefe tabanli eğitimi vardır.bölümdeki hocalarin tamamina yakını yabanci kökenlidir.beklendigi uzere 40 ki$ilik kontenjan dolmamistir.
  • bilkent yonetiminin gerekli butceyi ayirmamasi nedeni ile kontenjanini 30 kisiye dusurmus olan, bolum baskaninin* parasizlik yuzunden sekreterlik bile yaptigi bolumdur.
  • bu bolumun ogrencileri ordan burdan cok cesitli dersler almakta ve yer yer cildirma noktasina gelmektedirler.. calculus de vardir programlarinda, kuantum da.. biyoloji de vardir, fizik de.. ozellikle sonuncudan* yaka silktikleri gozlemlenmistir..
  • bu sene ilk mezunlari verecek olan muhtesem bir felsefe bolumu. yeni bir bolum olmanin getirdigi ufak tefek sorunlari yasamasina ragmen, dinamizmi ile bunlari asmayi bilen ve yakin donemde avrupanin sayili felsefe bolumlerinden biri olma yolunda emin adimlarla ilerleyen bir bolumdur. yine de gelecek olanlar her bilkent bolumunde oldugu gibi tabi ki iki kere dusunsun, burada ciddi, dunya standartlarinda zorlu ve gercek bir felsefe egitimi sizi bekliyor.

    oncelikle butun dersler tamamen ingilizce islenir, zaten bolumun bir hocasi haric tamami yabancidir istesenizde turkce konusamazsiniz. bu ilk sene caninizi cikartir, sozlukler elinize yapisir, bilgisayariniza bes-on sozluk programi devamli acik olur ve zamaniniz cok buyuk bir kismini sozluk yardimli okumalara ve essay yazmalara verirsiniz. cok zorlu bir donem, ama birinci sinifta disinizi sikip buna katlanirsaniz ikinci sinifta cok buyuk bir odul sizi bekliyor: artik sozluge nadiren ihtiyac duyarak sadece felsefe degil, butun ingilizce literaturunu hic kasmadan sanki turkceymiscesine okuyabilirsiniz. turkceye cevrilmis felsefe eserlerinin ne kadar az oldugunu, cevirilerin ne kadar kotu oldugu ve felsefe de dunyada cok mantikli bir gelenek olarak filozofun yazdigi dilden okundugunu, felsefe dunyasinda yayin yapabilmeniz ve felsefecilerle iletisime gecip fikir alisverisinde bulunabilmeniz icin ingilizcenizin olmasi gerektigini de hesaba katarsaniz bunun felsefe kariyerinizdeki oneminin tartisilmaz oldugunu gorursunuz.

    derslerde birincil kaynaktan textler okuturlar, oradan buradan toplanmis onemli pasajlarin fotokopileri yerine direk felsefe kitaplari alirsiniz ve bunu okursunuz. ilk baslarda keske sadece onemli kisimarin fotokopilerinden okusak hayat ne kadar kolay olurdu deseniz de eserlerin tamamini okumak baskalarinin yorumlarini degil, direk her filozof hakkinda kendi yorumunuzu ve anlayisinizi olusturmanizi saglar. arti dorduncu sinifa geldiginizde gurur duyacaginiz bir felsefe kutuphanesi olusturmus olursunuz. kitaplari orjinal alabileceginiz gibi, aklinizi kullanip herkesin yaptigi gibi sehirdeki fotokopicelerden aslinin aynisi bir formatta fotokopiletip, turkce kitaplardan bile daha ucuza edinebilirsiniz.

    derslerde tartismalarda haliyle ingilizcedir ve birinci sinifta yine anadolu lisesi ingilizcenizle kasilirsiniz haliyle. bu sefer sozluk de yoktur yardima kosucak. ama okumalari zaten kasip da zamaninda yaptiysaniz, derste tartisabilmek icin emin olun cirpinacaksiniz ingilizcenizi umursamadan, cunku ilk sene okutulan textler kolay anlasilabilir ve her insanin ilgisini cekecek, merakini ve tartisma istegini korukleyecek konulardir. hocalar zaten birinci sinifta size felsefe ogretmeyi umursamazlar, onlarin yapmaya calistigi felsefe ogrenebilecek ve tartisabilecek duzeyde bir ingilizcenizin olmasini saglamaktir. cat-pat ilerleyen tartismalar, sizin bile sasiracaginiz hizda gelisecek ve ikinci sinifta kendinizi ciddi ciddi tartismalarin icinde fikirlerinizi savunurken bulacaksiniz. ingilizce konusmayi konusmadan ogrenemezsiniz.

    hoca-ogrenci iliskilerinin esi benzeri ne bilkentte, ne de baska bir universite de yoktur sanirsam. siz cabaliyorsaniz, felsefe ile ilgiliyseniz, hocayi somurmeye ve kolay yoldan not koparmaya degil de hocala arkadas olmaya ve onun bilgesinden faydalanmaya calisiyorsaniz, konferans ve konusma sonralari hocalarla birlikte disari cikmaya, onlarin evlerindeki dogum gunu veya diger partilerine katilmaya, birlikte futbol macina gitmeye, ege de antik kentleri dolasmaya vs. kadar hersey burada mumkundur. dedikodu insan sosyal hayatinin kacinilmaz bir parcasidir, lakin dedikodunun otesinde bir iletisim kuramadiysaniz burada biraz da cuvaldizi kendinize batirmaniz lazim. benim cevremediki insanlarin cogu hocalarla ders disi vakitlerinde derstekinden daha cok felsefe tartisiyor ve akedemik konularda bilgilerinden faydalaniyor.

    mufredati genistir, ama ne yalan soyleyeyim biraz rigiddir. kendi alaninizdan ve baska bolumlerden bircok ders ve secmeli alirsiniz. ama felsefede ilgi duydunuz bazi alanlarda ders bulamaya bilirsiniz veya baska bolumlerden almak istemeyeceginiz bazi dersleri almak zorunda kalabilirsiniz. sonucta genis tabanli saglam bir felsefe egitimi vermeyi amacladigi icin boyle bir uygulamaya gidilmistir, yer yer biraz can yaksa da yine cok sey ogrenmis oluyorsunuz. yine de kita felsefesi ile ilgiliyseniz bogazici veya odtu de ve ozellikle de fransiz ekolu ile ilgiliyseniz galatasaray da daha mutlu olabilirsiniz. bilkent su anki durusu itibari ile oldukca analitik bir durus sergiliyor, cognitive science, akil ve dil felsefesi, yapay zeka, bilim felsefesi gibi alanlar ilginizi cekiyorsa buradan oldukca fazla memnun kalicaksiniz.yine de bu suan ki durusudur, ilerde baska alanlara daha fazla agirlik verebilir.

    butun bu zorluklarin ve asiri calismanin sonuclarini ancak ucuncu ve dorduncu sinifa gelip de genel felsefe anlayisiniz oturdugunda anliyorsunuz. ha bir de baska felsefe bolumlerinden ogrencilerin de bulundugu ingilizce konferanslara katildiginizda farkinizi acikca ortaya koyuyorsunuz. sunumlardan sonraki soru cevap bolumlerinde siz anlamadiginiz veya yanlis buldugunuz yerleri konusmaciyla tartisirken,onlar sessiz sessiz oturup size garip bakislar atiyorlar.

    geleceginize dair oldukca fazla sey bilirsiniz. bilkent felsefe, bilkentin diger temel bilim bolumleri gibi, akedemisyen yetistirmeyi amaclayan bir bolumdur. bu ilk mezunlardan da acikca gorulmektedir. bu sene mezun olcak alti kisiden, biri amerika, biri kanada da burslu doktora programlarina, biri belcikada, biri ingilterede ve iki kisi de bogazicinde ve bilkentte master pogramlarina kabul aldi. bu ayni zamanda kalitesinin de somut bir gostergesidir. ha ben ozel sektorde calismak istiyorum dersiniz bunun icinde hem yolunuz aciktir hem de fazla fazla donanimlisinizdir. basin-yayin, medya, reklamcilik vs. gibi alanlarda rahatlikla is bulabilirsiniz. hatta bu bolum uzerine bir de ilgilendiginiz daha piyasaya yonelik bir bolumde master yaparsaniz, ozel sirketler sizi yemezler de yaninizda yatarlar. dersanelerde veya seckin egitim kurumlarinda hoca olmak icinse tek yapmaniz gereken herkes gibi pedagojik formasyon almaktir.

    ogrenim kadrosu oldukca saglamdir. hala kurulum asamasinda oldugu icin her sene kadrosuna alaninda taninmis saglam yeni hocalar katmaktadir. ayrica, oldukca aktif bir felsefe ortami vardir. her donem yurtdisindan taninmis 4-5 felsefeci konusmaya yapmaya gelir. ayrica bolum hocalari konusmalar yapar, turkiye capinda felsefe konferanslari ve bir de bilkent felsefe gunu duzenlerler.

    hirsli inek ogrenci modeli lise geyigi olmasinin otesinde, turkiye gibi bir ulkede oldukca marjinal bir bolum olan felsefeye gelen ogrencilere de pek uygulanabilecek bir etiket degildir. bilkentdekilere de ayni sekilde hic uymaz. okuldaki kafa adam populasyonunu bu bolum bir kere artirmistir. felsefeyi cidden seven adam zaten okumadan felsefe yapamayacagini cok cabuk idrak eder ve zamanin buyuk bolumunu okumaya ve essay yazmaya zevkle ayirir, ama bunu da not kaygisiyla yapmaz, oyle bir derdi zaten yoktur.geri kalan zamaninda da icer sicar gezer eglenir, hayatini dibine kadar yasar.hirsli rekabet ortami yoktur. siniflar arasinda biraz iletisim kopuktur yalniz, alt sinif ust sinifi pek bilmez tanimaz, kendi halinde takilir.ogrenciler arasinda oyle cok aman aman sicak bir ortamda genelde henuz pek olusmamistir.

    evet zor bolumdur, evet burada tembellik yaparak ders gecemezsiniz, evet gercekten felsefeye adayacak bir hayatiniz yoksa yanina bile yaklasmayin, evet lise gazlariyla burada is yurumez, ama gercekten felsefe ile ilgilenmek istiyorsaniz da turkiyede adresiniz burasidir. dikkat ederseniz bilkent'in sundugu olanaklardan hic bahsetmedim, turkiyenin en iyi kutuphanesi emrinize amadeymis, online databaseler bir tikiniza bakarmis, guzel huzurlu kendini felsefeye adamalik ortammis vs. onlari da sizi ekleyin artik veya (bkz: bilkent universitesi)
  • linguistikten çakmayan insanlara sahip bölüm.
  • memnun olanin cok memnun, olmayanin da kin kusar bir halde oldugu, ikisi disinda tum hocalarin yabanci oldugu, etkinligi bol bir felsefe bolumudur. isin ilginci, menun olan da okur, olmayan da. bunlar esit esit okur ama memnun olmayanlar daha esit okurlar.