şükela:  tümü | bugün
  • bilim ve sanat merkezi. turkiye'de ustun zekali cocuklar icin kurulmus 11 okula verilen ortak isim. bu tip okullara girmek icin cocuklarin once ogretim gordukleri okullarda farkedilip ogretmenleri tarafindan bilsem'e gonderilmeleri gerekiyor. daha sonra bilsem'e giris sinavi niteliginde degisik zeka testlerine tabi olan cocuklar eger 130 ve ustu iq'ya sahip olduklari belirlenirse ve diger testleri de gecerlerse bakanliktan onay alinarak okullariyla ilisikleri kesiliyor ve bilsem ogrencisi oluyorlar. halen şu illerde bilim ve sanat merkezleri bulunuyor: ankara, istanbul, izmir, trabzon, tekirdağ, bursa, sinop, bayburt, denizli, isparta, afyon, uşak, amasya, ordu, kastamonu, tokat. açılmasına karar verilen ama henüz öğrenime başlamayan 5 il de şunlar: zonguldak, siirt, van, kırşehir, manisa.
  • bir sezen aksu sarkisi. emel'in son albümünde yer almaktadir ve sezen aksu'nun yeni albümünün cok can acitacaginin da bir habercisidir kanimca. gelgitler arasinda, nefret ile ask arasinda kalmislara hitap eden bir sarki. can yakar, hem de cok.

    tam sözleri de söyledir:

    ne kadar güvenirdim kendime
    ne kadar emindim,
    derdim ki; büyük palavra aşk
    el hayat zor budur mesele

    azıcık küçümserdim fırtınada savrulanları
    samimi bulmazdım pek ask aşk diye kavrulanları

    bilsem kapına yatardım
    bilsem gözünün içine bakardım
    bilsem kelimeleri yakardim,
    aliskanlik yatigini

    bicerim ektigimi sikayetsiz
    icelim bütün meyhaneler benim
    hadi gel desen de gelmem isi bilirim
    soguk yenir kin,
    ihanet intikamsiz kalmaz...

    bilsem kapına yatardım
    bilsem gözünün içine bakardım
    bilsem kelimeleri yakardim,
    aliskanlik yaptigini
  • güzel ayrintilarla örülü, harika bir renk ve uyuma sahip klip ve emel sarkisi.
  • üstün zekalı ve yetenekli çocukların okul harici hatfada en az beş saat geçirdikleri ve yeteneklerini geliştirme ve kullanma imkanı buldukları merkezler. öncelikle ülke genelinde pilot bölgelerde denendi. sonradan ülke çapında bu merkezler yayılmaya başladı.

    devam eden öğrenciler 3. sınıftan lise sona kadar geniş bir aralıktan birkaç aşamadan geçtikten sonra seçilir. ilk aşamada sınıf hocaları ilk sınava girecek olan öğrencileri seçer. bu seçilen çocuklar bilim ve sanat merkezlerinin hazırladığı ve genellikle 100 sorudan oluşan bir sınava tabi tutulur. eğer öğrenci 3. sınıftaysa kendi sınıfı için düzenlenen sınava girer. bu sınavda en az 60 alınması gerekir. bu durum aslında sınıftan sınıfa değişir. 4. sınıf için en az altmış net gerekirken, 5. sınıf için net sayısı yetmişe çıkabililir. sorular bilgi gerektirmeyen zeka sorularıdır.

    bu ilk aşamayı geçen çocuklar bu sefer de ankara dan gelen iq uzmanlarınca iq testine tabi tutulurlar. üstün zekadan alınacaklasa, bilsem'e girebilmek için en az 130 puan almış olmaları gerekir. resim ya da müzikten girilecekse bu puan almış olmaları gerekmez ya da en azından ben öyle biliyorum.

    merkezlerde görev yapacak hocalar, eğitimden geçtikten sonra göreve başlarlar. hemen hemen her branştan hoca bulunur ve bununla birlikte geniş laboratuvar imkanları mevcut. çocuklar hocalarıyla birlikte proje yapma imkanı yakalarlar.

    hocaların ne kadar yeterli olabildiği tartışılır olsa da, bilim ve sanat merkezleri, bu çocuklar için kendilerini ifade edebildikleri, enerjilerini kullanabilecekleri, toplum nazarında daha anlaşılır hale gelebilmeleri için küçük de olsa bir adım gibi gözüküyor.
  • ilkin:

    bilsem ki döndüğümde
    neyse...

    diye bir şiir vardır

    ikincileyin:

    emel'in nefis şarkısı, sözler tabi sezen. ilk dinlediğimde kesin kivanch k.'nındır bunun düzenlemesi dediydim. acayip acayip efektler var şarkıda. sanki sabah altıda çöp kamyonları çöp konteynırlarını yükleyip yükleyip boşaltıyorlar, öyle bir ses. hani sanki aysel gürel de köşeden çıkıverecek, çöp kamyonunun şöförüne "beni evime bırakır mısnız?" deyiverecek gibi

    öyle tuhaf duygular uyandırır bu şarkı bende

    bir o kadar da severim.
  • 4. sınıfta sınavına girip kazandığım, 8. sınıfa kadar devam ettiğim merkez.

    ilk başladığımızda büyülenmiştim, mekanın inanılmazlığından değil. insanlar farklıydı. 5. sınıftasınız, okuldan öğretmen izniyle 1 saat erken çıkıp servisle size özel bir yere gidiyorsunuz, yanınızda minderde oturan edebiyat hocası fen bilgisi hocasına modern jazz albümü soruyor. ilginç tartışmalar, beyin fırtınaları.. 5. sınıftaydım, ve güzeldi. müdürümüz dinçer hoca, idealist, bu özel eğitim fikrine inanmış bir insanmış, sonra sonra duydum ve öğrendim. hocalarımız da öyleydiler. ingilizcemi orada ilerlettim, fizik, biyoloji, matematik konusunda derslerden farklı ve keyifli öğretim süreçleri içeren etkinliklerimiz oldu. piyano ve keman eğitimi, yağlı boya, kara kalem resim eğitimi aldım. asıl alanım resim müzikti. ilk bilgisayarlarımız pentium 1, windows 95 falandı, ama hocamız o kadar iyi yüklendi ki o bilgisayar merakımıza, ms-dos, flash kullanmayı öğrendik. sonra doğan holding bağış yaptı, bina değişti, bilgisayarlar gelişti vb..

    7. sınıfta afyon bilsem'i temsilen 1. üstün yetenekli çocuklar kongresine gittim. harikaydı. size özel muamele yapılması sizi şişirmez mi? biz de şiştik. ama şımarıklık değildi bu, bildiğini bilmekti. çünkü herkesin bi konuda üstünlüğü var, ama orda herkes öyle. tartışmalar" bu çocukları fanusa mı kapatalım, yoksa normal okullarda okuyarak gelişsinler mi?" idi. o kongre tekrar oldu mu bilmiyorum. ama oradan döndüğümde arkadaşlarım beni sevmiyorlardı artık. aptallığım, oradan verdikleri çantayla okula gelmemdi. bu artistliği yaptım ve okulda hep dışlanmış hissettim kendimi.

    şimdi 21 yaşındayım, o zamanlar çok güzel anılar olarak kaldı bende. bilsem artık o müdüre, o hocalara sahip değil, cemaat orayı da yavaşça yok etti. son gittiğim dönemlerde ders gibiydi etkinlikler, bir özelliği kalmamıştı. ve artık başka bir enstruman çalıyorum, resmi ilerletmedim, özel bir okulda okumadım, anadolu öğretmen lisesi, oradan tıp fakültesi. iyi bir yerdeyim, ve orada yaşadıklarımın payı var bunda. tek üzülmeme sebep olan, orada şişirdikleri egomu indirmek için çok yoruldum, kişiliğimde çok değişim yaşadım, şimdi idrak ediyorum bunları.

    çocuklar, şekillenmeye çok hazır şeyler. ileride onlar için net bir planınız yoksa önce şişirip sonra ortaya atmayın.
  • tanrı kimseye bu şarkıyı dinletip, içinin kavrulmasına neden olmasın dediğim, sezen aksu sözlü, emel müftüoğlu sesli derin şarkı.

    vardır böyle öz güven patlaması yaşadığımız, kendimizi vazgeçilmez sandığımız dönemler ikili ilişkilerde. aşka inancımızı yitirdiğimiz, ya da bi daha aşık olmam dediğimiz zamanlarda yaşadığımız ilişkilere dikkat etmek lazım. biraz hassas davranmak, hayatta kime, ne zaman, nerde derinliği olan şeyler hissedebileceğimize biraz inanmak lazım.
    yoksa bu şarkıyı dinleyip, nasır tuttu sandığımız kalbimizin, aslında çoktan iyileşip yumuşadığını, tekrar atmaya başlayıp ve hatta acıdığını fark ettiğimizde, iş işten geçmiş olabilir.
  • (bkz: bilsen)
    (bkz: birsen tezer)
  • keşkeli bir cümlenin başlangıcıdır.pişmanlığın apaçık ilanıdır.