şükela:  tümü | bugün
  • bim'den içeri girildiğinde insanın dört bir yanını saran kocaman bir boşvermişliğin, zihnin en ücra noktalarına sirayet eden o anlamsız hiçliğin tüm bedendeki tezahürüdür. evet, gözyaşartıcı bir gerçek bu anlamsızlık. o gelişigüzel sıralanmış, ilk bakışta reçel mi yoksa otlu peynir mi olduğu anlaşılmayan ürünlerin arasından geçerken, sağa sola atılmış kolilere basa çarpa ilerlerken hissedilir. çalışanların o android görüntüsünü izlerken sorgularsınız hayatı. neden allah'ım, neden!!? diye isyan edersiniz ama artık çok geçtir her şey için. bim'in sarmalları arasında yok olmaya, hiçliğin içine doğru yol almaya başlamışsınızdır çoktan. çok geç. evet. çok. geç.
  • 2.5 litrelik soğuk coca-cola bulunamadığı an tavan yapar.
  • bime girildiginde: ayniligin sonsuz döngüsünü hissediyor insan. dost marka süt ürünleri reyonuna yakla$ip cebini yokladiginda en korkunc haliyle dü$üncelere sahibiz diyor haykirircasina. "varlik, oldugu gibidir, anlamsiz ve amacsiz; lakin bitmez tükenmez bir döngü icerisinde, yoklukta sonu olmayan bir bicimde:" sonsuz döngünün ke$fi ile nihilizmin sinirlarini zorlayan nihilizm budura variyor ve hicin sonsuzlugunda extremligin sinirlarini zorlayan dü$üncelerle le cola $i$elerini ariyor gözleri. hayatinin bo$a gecen anlarinda tattigi iksirin algisinda yarattigi o gecici hazzin sahteligi kar$isinda gercegin olmadigini, $eylerin kesin niteliklere sahip olmadigini ve ding an sich in varligini kesinkes reddettigini anliyor. hüzünlü reyon görevlisinin baki$lari bu yapay dünyanin yoklugunda kaybolu$un esrarini veriyor ve tanri´nin öldügünü en sonunda kabul etmek zorunda kaliyor.
  • fransizlara özgüdür.
    (bkz: le nihilizm)
  • paranın bile anlamını yitirdiği bir boşluk duygusudur. bir sürü şey alırsınız, sepet dolar, siz 50 tl beklerken "15 tl 10 kuruş" sesiyle "haaa iyimiş lan" deyip elinize aldığınız fişi atacak ilk çöp kutusu ararken kapıdan çıkışınız niçe gibidir.

    edit: imla
  • bimde her şey ama her şey dost yoğurdun altından "pıt... pıt... pıt..." şeklinde damlayan su tanecikleri gibi ağır hareket eder. bu anlamsızlığın temel kaynağı işte bu ahesteliktir. zaman burada farklı akmakta; zamanın normal seyrinden farklı bir zamanla karşılaştığında insan, nihilizm okyanusunda kendisini bulmaktadır. ancak benim için bunun yanı sıra burada yaşanan nihilizm duygusunun başka bir nedeni daha var. bir zamanlar bu ahesteliği bozmak adına buraya sevdiğim biriyle gidip zaman algısıyla oynamaya çalıştım ve başıma gelen felaketler nedeniyle bunu asla ve asla yapmamam gerektiğini acı bir şekilde tecrübe ettim ühü ühü.

    casey kek ile le cola yapmadık mı seninle ey kirpiklerine yandığım! liseliydik, deliydik, doluyduk, hatırlarsın. simbat çekirdekleri çitlerken az mı şakalaştık... bim'e girip 20 kuruşa casey kek, 35 kuruşa le cola almadık mı... unuttum sanma, sen bazen le fer alırdın, o zamanlar anlamıştım sende bir yamuk olduğunu. gazoz manyağı dedeler hariç kim içer lan le fer'i! hele le cola varken. sonra bıraktın gittin beni. bim'e yalnız gider oldum, casey keklerin içindeki fındık taneleri azaldı, le cola ise hiç değişmedi, biliyor musun? nereden bileceksin, sen bir daha bim'e girdin mi ki? sanmıyorum, gösteriş düşkünü oldun çıktın. geçenlerde duydum, evlenmişsin, üzülmedim, biliyor musun? çünkü sen macrocenter'lara git, bim bana yeter. işte beni bırakıp bir berkecan'ı tercih ettiğinden beri, ne zaman bim'e girsem aklıma sen geliyorsun ve bu sözünü ettiğim düşünceler de beni nihilizme yönlendiriyor. bir anlamın yok ey casey kekine le cola dökerek şaka yaptığım...