şükela:  tümü | bugün
  • hasan ali topta$'in odullu kitabi. etkileyici bir tarz.
  • aladdin'in arayışında olan anlatatıcı her yerde ona ait, ona benzeyen şeyler hatta nerdeyse o'nu görür.
    inanılmaz akıcı ve ahenk dolu bir anlatımla hikaye ikinci plana atılmış gibi. sözcükler sizi alıp dolaştırırken yavaş yavaş -rüya gibi akıp giden hikayede- siz de kendi rüyanızı görmeye başlıyorsunuz.
  • doğu ve batı masalları, yikik dokuk cagdas hikayeler, boz bulanik bir hava icinde olabilirliklere tutuna tutuna surdurdugu arayista bir anlamda tam da roman sanatinin kendisini sorgulayan eser. yazarin degimiyle 'hikayesini ve kahramanini arayan' bin huzunlu haz, dilin sinirlarinda dolasirken kaniksanmis gerceklik anlayisini zorlar ve anlatisinda olaganustu hicbir yani yokmuscasina akarken yer yer kafka'ya yaklasir. karanliktir. guzeldir.
  • la fontaine'den binbir gece masalları'na, don kişot'tan gregor samsa'ya göndermelerle dolu ancak yine de beklentimi karşılamamış ve sıkıcı gelmiş bir hasan ali toptaş kitabı. yedinci bölümü en iyi bölümü sayılabilir.
  • "bütün bunların hiçbiri olmaz da, siz neden anlatıldığını bile unutup belki yalnızca hikayeyi izler ve kendinizi tıpkı benim gibi, onsuz süren onun akışına bırakırsınız."

    "hakiki yalnız" diye nitelenen bir yazara gösterilen "karpatların kafkası" muamelesi edebiyat ortamımızın kurucu edimlerinden asimetrik karşılaştırmacılığı bir kez daha gösteriyor. ne kadar hüzün verici bir haz.
  • yer yer tüm soyutluğuyla upuzun cümlelerle örülmüş kitap. 1999 cevdet kudret edebiyat ödülünü almıştır.

    bazı kısımlar ise bambaşka yerlerden toplayacağınız parçalarla hatta içsel bir seyahatte -ki düşsel bir serüvendir aynı zamanda- dışarda bir yerlerde aradıklarınızı anlatır. aramaya inan bir kitaptır. *
  • hasan ali toptaş'ın 1997 yılında yazdığı cevdet kudret edebiyat ödülünü kazanmış romanı. ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı için okunmalı, alaaddini arayıp da ha buldu ha bulacak derken binbir çeşit hayaller alemine daldırıp çıkartan kafkavari bir roman. nevi şahsıma münhasır görüşüm gölgesizlerin daha çok tatmin ettiği yönündedir ancak böyle bir çağdaş türk yazarı bir daha gelmez diyip uykuların doğusunu da mutlaka okumalı.
  • rousseaunun yalnız gezerin düşleri kitabını elinize alıp okumaya başlarsınız. ancak kitap denemeler den çokta farklı değildir. bir şaşkınlık içinde kalıvrirsiniz. iştehasan ali toptaşın kitabında rousseaunun kitabında arayıpta bulamadığınız şey var.
  • "beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor. uzunca bir süredir, ruhumun derinliklerinde bütün şiddetiyle hissediyorum bunu..."

    "adamakıllı kirlenip de kim olduğunu anlamak, dünyada insanoğlunun işleyebileceği ne kadar suç varsa hepsini kocaman bir mıknatıs gibi varlığında toplamak"...
  • "...belki de elime el, yüzüme yüz, ruhuma ruh gibi yapışan bu umutsuzluk yüzünden..."

    "...duruşları insanın içine doğru sarkan bir salkım keder sanki, bir uzun of, ya da oracıkta donup kalmış derin bir iç çekiş..."