şükela:  tümü | bugün
  • epigrafı:

    "hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat;
    sormazsan biliyorum..."

    haraptarlı nafi
  • neden bunu buraya yazmadım bilmiyorum ama üzerinden çok zaman geçmiş olmasına rağmen madem aklıma geldi yazayım dedim.

    öğrenildiginde ufku iki katına çıkaran bir şey için hazır olun : baskı hatası dediğiniz şeyler baskı hatası değildir. yazar bunu bilinçli yapmıştır. yıldız ecevit okuyanlar bilirler.
  • "beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor. uzunca bir süredir, ruhumun derinliklerinde bütün şiddetiyle hissediyorum bunu..."

    "adamakıllı kirlenip de kim olduğunu anlamak, dünyada insanoğlunun işleyebileceği ne kadar suç varsa hepsini kocaman bir mıknatıs gibi varlığında toplamak"...
  • imgelemin bu kadar hacimli olduğu yapıtlara rastlamak oldukça zor, çok üst düzey bir teknik ruhla donanıp eşanlı olarak akmış, içiçe geçmiş hem erimiş hem eritmiş, bu eseri verebilen bir yazar ile aynı dili paylaşmak büyük bir şans, insanın her paragrafında ağzı açık kalıyor, okumayınca bir şeyler eksik kalıyor
  • “hayır, bir düş gibi değil; bildiğim, tanıdığım, sıcaklığına alıştığım ve sanki peşinden koşarken birkaç kez yakalayıp nereye giderse gitsin diye bile isteye serbest bıraktığım birisi gibi kayboldu.

    bense, kalakaldım...”
  • "...belki de elime el, yüzüme yüz, ruhuma ruh gibi yapışan bu umutsuzluk yüzünden..."

    "...duruşları insanın içine doğru sarkan bir salkım keder sanki, bir uzun of, ya da oracıkta donup kalmış derin bir iç çekiş..."
  • hasan ali topta$'in odullu kitabi. etkileyici bir tarz.
  • --- spoiler ---

    "...henüz alaaddin'in yokluğunu kaybetmeyi göze alamıyorum.

    elimde, o yokluktan başka hiçbir şey yok çünkü."

    --- spoiler ---

    hasan ali toptaş, bin hüzünlü haz, iletişim yayınları, syf. 28
  • "aradıkları seyin ne oldugunu bilmedikleri icin her seferinde baska bir sey buluyorlardı tabii. daha dogrusu bir turlu bulamadıkları seyi ne yapıp ne edip baska bir seyin varlıgında goruyor "iste bu o, bu o!" diye alelacale kosuyor, varıp gozlerine kestirdikleri bir goruntuye sımsıkı sarılıyor ve kafalarını geriye atıp bir sure herkesi sasırtan bir keyifle, neseli neseli guluyorlardı." hasan ali toptas-bin huzunlu haz

    "ne aradıgını bilmeyen buldugunu anlayamaz.." mevlana
  • "bütün bunların hiçbiri olmaz da, siz neden anlatıldığını bile unutup belki yalnızca hikayeyi izler ve kendinizi tıpkı benim gibi, onsuz süren onun akışına bırakırsınız."

    "hakiki yalnız" diye nitelenen bir yazara gösterilen "karpatların kafkası" muamelesi edebiyat ortamımızın kurucu edimlerinden asimetrik karşılaştırmacılığı bir kez daha gösteriyor. ne kadar hüzün verici bir haz.