*

şükela:  tümü | bugün
  • yaşar kemal'in ilk olarak 1971'de yayımlanmış bir romani.anadolu'da göçebeliğin bitişini anlatır.
  • osmanli'nin coku$unden sonra sudan cikmi$ baliga donen, kentli olamayan koylulerin dramini anlatan bir roman.

    "ceren ötede durmuş, olup biteni kayıtsız, ağlamadan, kederlenmeden, kıpırdamadan seyreyliyordu. çadır getirilip odunların üstüne atılınca, odunlara yürüdü. süleyman kahya hemen onun önüne geçti: dur kızım, dedi. bu çadır beylik çadırıdır. onu yakmak da bana düşer. kibriti çaktı. odunlar ateş aldı. yalım yükseldi. acı bir kıl kokusu ortalığı kapladı.

    odunlar, çadır, öteberiler yanıp kül oluncaya kadar bütün oba suskun ayakta dikilip bekledi. gözlerini de ateşten ayırmadılar. her şey yanıp kül olunca süleyman kahya oracığa, bir taşın üstüne çöküverdi. yüzünü elleri arasına aldı. yağmur gibi döküyordu. bir anda sakalı yaş içinde kaldı, ıpıslak oldu. ceren uzun boynunu biraz daha uzattı. bakışlarını önce atın ölüsü üstünde dolaştırdı. sonra donmuş kalmış suskun kalabalığa derin derin baktı. sonra da vardı süleyman kahyanın karşısında dikildi, ona bir şeyler söyleyecek oldu, vazgeçti. halilin tüfeğini omzuna vurup koyaktan yukarı doruğa doğru yürüdü, çekildi gitti. obalılar orada, oldukları yerde kalakaldılar. cerenin ardından başlarını kaldırıp bakamadılar bile.

    işte her yıl böyle olur. beş mayısı altı mayısa bağlayan gece hızırla ilyas dünyanın bir yerinde buluşurlar. onlar buluştukları an dünyadaki bütün yaşam durur, tekmil canlılar ölürler. hemen sonra da daha gür, daha canlı, daha doğurgan dirilirler. ve biri mağrıptan, birisi de maşrıktan kopup gelen iki yıldız gökyüzünün ortasında tokuşur, birleşirler. birleşip ışık olurlar, yeryüzünün üstüne top top sağılırlar."
  • yasar kemal'in sözleriyle "bu bir yörük obasinin gercekci romanidir. obanin yok olusunun hikayesi, belki de agitidir. bu tükenen yörük obasi, koca osmanliyi, selcukluyu, daha nice devletleri kurmustu."
    cumhuriyet döneminde cikartilan iskan kanunuyla beraber cukurovayi kislak, aladagi da yaylak belleyen türkmen yörügünün yerlesik hayata zorlanmasi fakat yerlesecek bir karis dahi toprak parcasi bulamamalarinin dramidir anlatilan. yasar kemal okura yumusak bir roman sunmuyor, sert bir öykü anlatiyor, ama cok güclü ve inanilmaz güzellikte.
  • başlangıcında şöyle bir şiir olan roman;

    ağlar bu mezarlıkta yörükler her gece
    bıkıp iri yıldızları davar sanmaktan
    düşünür eski günleri... iskandan önce
    geride kalmanın hüznü yamanmış yaman.
    melih cevdet anday
  • zülfü livaneli, eşkiya dünyaya hükümdar olmaz albümünde, kitaptan bazı bölümleri şiir gibi okumuştur; bağlama ve cura eşliğinde.
  • bir yörük obasının tükeniş öyküsünü anlatır. kitabın her yeri yörük adetleriyle, yörük kültürüyle doludur. yörükler beraberlik özelliklerini kaybetmeye, her yörük kendini obasından önce görmeye başlar. anladığım kadarıyla sonlarını getiren de bu olur.
  • romana bir yörük obasının insanlarının, paralel akan, birbirinden naif hikayelerini okuyarak başlarız. sonra birden bu hikayelerin aslında yörüklerin bitişi ile birlikte bir çağın kapanıp yeni bir çağın başlamasını, aslında bizi ve geldiğimiz acınası noktayı anlattığını fark ederiz. yeni dünya düzenine ve mülkiyet kavramına müthiş bir eleştiridir esasında. işin en basit özeti şu:

    --- spoiler ---
    bu sulara biz ad verdik, bu dağlara, bu yerlere... çukurovanın her taşı, toprağı,
    kayası bir yörük obasının adını taşır. şu çukurova bizim değil miydi? nerden
    sahip oldular, ne için, nasıl sahip oldular kışlaklarımıza, ne zaman, nereden
    geldiler? kimden istediler, kimden aldılar, ne kadar para döktüler, ne kadar
    koyun verdiler de sahip çıktılar kışlaklarımıza? biz çukurovada var iken bunlar
    nerdeydiler? süleyman kahya güldü:

    bizimleydiler. oğlumuz, kızımız, elimiz obamızdı bunlar. tükene tükene
    nereye gittik, ne olduk, dersin? onlar biziz. biz bize zulmediyoruz çukurovada.
    kınını kesen kılıcın kendisidir. kınını kesen, aramızdan tezikip gidenlerdir. beş
    yıl sonra, beş yıla kalırsak, varırsak köyünün yakınına sakarcalı alinin, elinde
    sopası ilk kovalayan bizi o, olacak. bize ilk vuran o, o olacak.'
    --- spoiler ---

    en can alıcı yerlerinden biri, bir zamanlar binlerce çadırdan oluşan, binlerce koyunları, altınları zenginlikleri olan dillere destan iki obanın artık iyice azalmış, her şeylerini kaybetmiş, çadırları çamur içinde kalmış bir halde yağmur altında karşılaşmaları ve birbirlerinin haline ağlamalarıydı.

    kuşkusuz en etkileyici bölümü (şehirliler olarak asıl bizi ilgilendirmesinden olacak) ise demirci haydar usta adana'ya indiğinde edindiği izlenimlerdi. şehirde her gün gördüklerimizi, yaşadıklarımızı bir de onun gözünden görmek ve yaşamak çok 'enteresan, enteresan' (diyebileceğimiz sadece bu!). işe ustaya acımakla başlarız. okudukça asıl kendimize acımamız, kendi düştüğümüz hallere, farkında bile olmadan kaybettiklerimize yanmamız gerektiğini fark ederiz.

    usta uzaydan ya da atlantis'ten gelmiş gibidir, etrafında olan biteni anlamamakta, etraftakiler de onu anlamamaktadır. oysa orada atlantis diye bir yer, bir hayat ve o hayatın naif insanları gerçekten de vardır ve göz göre göre tükenmekte, elden gitmektedir. kurtarmak için kimsenin kılını kıpırdatacağı yoktur. çok, çok acıdır. karnımıza bir ağrı saplanır.

    bizim için ise artık öyle geç ki! kaybedilen çoktan kaybedilmiş artık, geri dönüşü yok. bizler avuç dolusu para saydığımız içler acısı, kutu kutu evlerimizde ve aslında bizim dahi olmayan beton sokaklarımızda hapis yaşamaya mahkumuz artık.
  • (bkz: ceren/@evin)
  • beyaz gelincik adlı dizide de hatırı sayılır şekilde yer bulmuş romandır. dizi adana'da geçmiş, karakterlerden ikisinin ismi tesadüf müdür bilmem ama ceren ve halildir. dizideki esas oğlan ceren hastanede iken (bu arada esas oğlanı bıçaklamaya giderken fenalık geçirmiştir enteresan) ziyaret eder ve binboğalar efsanesi kitabını verir,bölümler ilerler ceren ile ömer işi pişirirken ceren kaçırılır ama zeki kız binboğalar efsanesi'nden bir tüyo verir esas oğlana. kızı kaçıracakları yer payas diye bir yerdir ve kitapta payas'ta geçen bir hikayeyi okuduğunu ve en son orada kaldığını söyler (arkasında 2 tane silahlı adam olduğu halde) ve olaylar gelişir..