şükela:  tümü | bugün
  • bir psikiyatrik hastalık*. türlü psikolojik sebeplerden kaynaklanan bir yeme bozukluğu. hastalar, kısa bir sürede normal bir insanın tüketebileceğinden fazla, aşırı miktarda yiyecek tüketir ve bunun kendi kontrollerinde olmadığını düşünürler. nöbetler halinde yaşanan bir hastalık. obezitenin en bilinen sebeplerinden. genellikle gece gelen ataklarla yaşanıyor. hastalık kabul edilmesi için haftada en az iki kere ve 6 ay boyunca* yaşanması gerekiyor. kişi kendi iradesiyle de aşabiliyormuş bazen ama genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisi uygulanıyor bu hastalara.

    edit: depresyon sonucunda bu hastalığa da yakalanan, bunun bi hastalık olduğunu bilmeden* aşırı kilo alan, sonradan da tavsiye üzerine başladığı bir antidepresanla* aslında sıkıntılarını atlattığı ve dolayısıyla kafaca rahatladığı için kilo veren bir arkadaşım, her kilo aldığında zayıflama hapı gibi kafasına göre antidepresan kullanıp, sonrasında bağımlı hale geldiği ilacı bırakmak için uzman yardımı almak durumunda kalmıştır. "başımın çaresine bakayım, ne psikiyatra gidecem şimdi" diyenlere duyurulur.
  • aslında bir hastalık değil bir semptomdur. psikiyatri tanımlama sistemleri içinde daha ileri çalışma gerektiren araştırma ölçütleri arasında sıralanır. bunun anlamı bir hastalık olarak kabul edilmesi için daha çok araştırma gerektiğidir. batı tıbbi epistemalojisinde hastalık (disease) rahatsızlık (illness) kavramları birbirinden farklı kavramlar olarak tanımlanagelmiştir. bu hoş olmayan ayrımın bir sonucu olarak binge eating ya da televizyon bağımlılığı, ya da ayaklarında top sektiremeden duramama gibi durumlar bir rahatsızlığa işaret eder ama hastalık olarak tanımlanmazlar. kişilerin bireysel olarak bu durumlardan muzdariplik derecesinin yüksek olması fenomenolojiyi değiştirmez.
    blumianın bir belirtisidir. diğer yeme bozukluklarında da görülebiliri. tam türkçesi tıkınırcasına yemek dir.

    edit tarihi itibariyle hastalik olmadigini bir kez daha tekrar edeyim. dsm 4 tr de binge eating disorder diye bir baslik vardir. amma ve lakin appendix bolumunde research criteria olarak vardir. halihazirda kimseye dsm 4 binge eating dis. tanisi konmaz. onemli bir mevzu mu degil. dsm5 te hastalik olarak tanimlanacak zaten. o zaman benim gonlum de daha bir hos olacak olmasina da , yok hastaliktir yok semptom denemez diye giden fikirleri gorunce mevcut duruma aciklama getirme istegiyle yandim tutustum. benim tecrubem soyle tecrubem boyleyle olmaz bu isler, ecnebi diyarlarinda tecrubesi senden benden fazla deve disi gibi adamlar calisiyo bu konuda. yapin tanisal gecerlik calismasi koyun taniyi anasini satiyim.
  • psikyatrik bir hastalıktır. 5 dakika içinde 2000 kalori yutmayı başardığınızda, gavurun tabiriyle "binge eating" yapmışsınızdır. eşlik eden suçluluk duygusu ve bok gibi hissediş bu biçimde tıkınmanın bonusudur. bu bonustan çok fazla birikirse, büyümüş kıç ve göbek olarak size dönebilir.

    bulimikler de, anoreksikler de, kompulsif yiyiciler de, obezler de, ednos sahipleri de tıkınırcasına yiyebildikleri gibi, bu alışkanlık tek başına bir yeme bozukluğu da olabilir.

    psikoloji okuyup, webster'a bakıp anlaşılmaz bu ve benzeri yeme bozuklukları. yalnızca çeken bilir. bu bilimsel aksiyom üzerinden hareket edilerek şunlar söylenebilir:

    temelde, yeme bozuklukları arasında hiçbir fark yoktur. bu yüzden semptomlarla/rahatsızlığın kendisi arasındaki çizgi ya çok incedir ya da -çoğu zaman- orada değildir: anoreksik, bulimik, kompulsifce yiyen, ednos'lu biri ya da obez veya binge eater olabilirsiniz. yemekle ilişkiniz asla düzelmeyecek biçimde zikilmiştir. ana fikir budur.
  • (bkz: binge)(bkz: purge)
  • bir de bunun kardesi var (bkz: binge drinking)
    ikisi de uzak durulmasi gereken seyler.
  • dsm-4'te tıkınırcasına yeme diye geçen, psikiyatride tepkisel aşırı yeme bozukluğu olarak da adlandırılan şeyin ecnebicesi. genellikle blumiklerin yaptığı bu kendinden geçme seansları, doldurdukları mideyi tamamen kusturmalarıyla son bulur. hastalığın semptomlarından biridir yani bu kriz anları.

    ancak bazen tek başına da görülebilen bir sendromdur tıkınırcasına yemek yemek. yani kişi yer, yer, yer, yer. iğrenir, yer. midesi bulanır, yer. kendinden nefret eder, yer. ne yaptığını sorgular, yer. cevap bulamaz, yer ve sonunda durur. öylece durur, bir anoreksik ya da blumik gibi kusmayı ya da laksetif alıp bağırsaklarını boşaltmayı denemez. belki aklından şöyle bir geçirir ama öyle yoğun bir istek duymaz.

    hatırlıyorum da; anoreksik ve blumiklerin tıkınırcasına yedikten sonra neler yaptıklarını okuduktan sonra sıra tek başına görülen "tıkınırcasına yeme"ye gelince kahkahaları koyvermiştim . düşünsenize bir grup kusuyor, laksetif içiyor olmadı deli gibi saatlerce spor yapıyor. diğer grupsa karnını okşuyor, olmadı bir soda açıyor. yemiş yemiş sıçmamış diye bir tabir vardır ya onu aklıma getiriyor.

    insan bazen çok aymaz oluyor. farkındalık dedikleri şu nane var ya, çok geç ortaya çıkabiliyor. resmen "ahıhaha, tiplere bak yiyip duruyor danalar, yiyip yiyip sıçmamış, ahıhahıah" diye gülerken zınk diye bir şey oynadı beynimde. ulan bende de var bu. evet o dönem zaten 3. sınıf sendromundan muzadiribiz, hangi rahatsızlığı görsek hemen teşhisimize ekliyoruz. ama bu öyle değil, bu sefer bingo. takıntılı yeme ama sıçmama, mıh gibi durma sendromu neredeyse yıllardır beni de esir almış.

    kendinizi mutsuz hissettiğinizde yemek yiyerek keyif bulmaktan biraz farklı bir durum maalesef. yedikçe keyif değil kalorilerle beraber bünyeme bir de agresyon yüklediğim bir eylem bu. kendime, hayatıma, aileme, seçimlerime, başarısızlığıma, bedenime, herşeye bir agresyon hali ve sonunda da hepsine zarar verme amacıyla daha da çok tıkınmak. kendine vücudunun artık kabul etmek istemediği kadar çok besini, hem de hiç bir keyif amacı gütmeden tıkmak. en acıklısı da "kiloma biraz dikkat edeyim" deyip önünüze çıkan gerçekten sevdiğiniz leziz yemekleri yemeyip, bir kaç saat sonra gelen atakla; günlerdir birileri üşendiği için çöpe gitmemiş artıkları mideniz isyan etse de yemek borusundan yolculuğa uğurlamaktır.

    meali: obezim, agresifim, sözlük yazarıyım.
  • bazı kadınlarda pms dönemi atak halinde de gelen yeme bozukluğu. doymak için değil yemekle kapanmayacak bir boşluğu doldurmak için yenir. asıl problem o boşluğun dolmayacağı bilindiği halde insan kendini durduramaz yer de yer.
  • baslı basına bir hastalık mıdır, degil midir; tam da bir cevabı yoktur. bu yeme atakları anoreksiayla beraber seyrederse anoreksia'nın binge-eating' türüne yakalanmış bu arkadaş, vah vah denir (bunlar yiyip yiyip kusan ve normal kılolarının bır haylı altında olan ınsanlar kabaca). [bu arada anoreksianın diger bir turu "restricting" (sallıyorum "kısıtlayıcı")dir, onlar etliyi sutluye dokunmaz, yiyebildikleri kadar az yerler.]

    bulimia'da da binge-eating yapıp kusanlar ve kusmayıp bunu spor yaparak/ya da baska sekılde kalori yakmaya calısarak (seks, ertesı gun az yemek) bir oturusta butun buzdolabını devırdıklerı gercegını telafi etmeye calısanlar vardır.

    bu ıkı dsm rahatsızlıgında da temel semptom olarak ortaya cıktıgı ıcın ınsanlar sadece bir semptom sanabilir, degildir. dsm iv'de "binge-eating disorder" diye anoreksia ve bulimiadan ayrı da yer alır. 6 ay boyunca haftada en az 2 kere buzdolabını acıp patlayana kadar hızlı hızlı yıyor, elınız bos kaldıgında yarappim sen buyuksun dıye gobegınızın ustune devrılıyorsanız/ya da dıs fırcasını bogazınıza kadar sokup kusmaya calısıyorsanız binge eating dunyasına hos geldınız dostlarım.

    buzdolabına kılıt takmak, yıyeceklerı posetleyıp agızlarını dugumlemek, duzenlı yemek yemeye calısmak, erken yatmak, düzenli spor ve yalnız yaşamamak, binge eating'in bir noktaya kadar caresi olabilir. tecrubeyle sabittir.
  • siz ne düşünürsünüz bilmem ama bence tipik pazar günü hastalığıdır.
  • dsm-5 ile resmen tanınacak olan hastalık