şükela:  tümü | bugün
  • yenı dogmus bebeklerde kafa tasının on kısmında bulunan yumusak bolge bu kısım kafatası kemıklerı tam kaynayıp yerlesmedıgı ıcın en savunmasız bolgedır ve fazla ellenmesı sakıncalıdır
  • bebeklerin kucukken yuzukoyun yatirilmamasinin sebeplerinden biri.
  • iki yasından kucuk cocuklarda, kafatası kemiklesmeden once kemiklerin birlesme yerlerinde bulunan kıkırdak bolumu, dokunması zevklidir, olası bir rumuz.
  • fontanel. onun sayesinde bebeklere beyin ultrasonografisi çekilebilir.
  • "aman bıngıldağına dikkat" bebeği kucağa aldıınızda her annenin iç güdüsel olarak söyleyecei muhtemel uyarı cümlesidir
  • üçüncü göz olarak da bilinir.
  • (bkz: bingil bingil)
  • bıngıldak hakkında bazı olaylar vardı:bebekbakıcısı bebeğin bıngıldağına iğne batırarak uyutuyormuş...
  • kafatasinin tam ustundeki chakranin bulundugu yerdedir. gunumuz alternatif ve entel tip yontemleriyle beslenip, gazi aldiktan sonra yurdum esnafina masaj yaparken chakra terimini kullanirsaniz size iste bu silahla yanit verecektir.

    -simdi bak abi basin agriyosa su basinin tam uzerindeki chakralari hafif hafif ovabilirsin parmak uclarinla..
    -bingildak deriz biz ona.. bebelerin kafasinda cok belirgindir o. ay canum canum canum.
    -evet ne diyorduk.. hah evet chakra(adam iki saniyede .ikti atti ya ne oynayacam elin bingildagiyla.)
  • bebek bakıcıs
    doğru mudur bilemem, ama üst düzeyde ilginç…:bana gelen maili aynen
    paylaşıyorum. duyanınız bileniniz var mı bilmiyorum ama ben okuyunca dehşete
    düştüm. biraz uzun ama okuyun , inanılmaz. özetle bebeğin bıngıldağına
    batırılan iğne sersemletiyormuş, bunu keşfedip uygulayan bakıcılar varmış,
    enfeksiyon sonucu zeka geriliğine neden olmuş aşağıdaki olayda. birisi bebek
    sitesine yazmış. aileden birileri refakat etmedikçe bebeği asla bir
    bakıcıyla başbaşa bırakmayın derim ben. oğlum meriç, 1,5 yaşındayken ağır
    zatürre geçirdi. ankarada gazi hastanesinde yattık 1 hafta. o esnada,
    servisteki hemşirelerden biri, bana bebeğe kimin baktığını sordu bir
    sohbette. ben de annemin baktığını, ama çok yorulduğunu bir bakıcı bulup,
    artık annemin de ara ara kontrolüyle oğlumu evde bırakacağımı söyledim. o
    gencecik hemşire,
    nasıl kızdı bana anlatamam. noluyor dedim, ne oldu nedir bu sinir? kızcağız
    anlattı olayı. bizim yatışımızdan 1 ay önce bebeği taburcu etmişler. buyrun
    olayın detaylarına. bir bakıcı, her sabah kızılaydan ümitköyde bir siteye,
    çocuk bakıcılığına gidiyor. bir seferinde sabah erken saat tabi, önündeki
    sıraya iki bayan daha biniyor. yol uzun tabi kızılaydan ümitköye, en az 45
    dakika sürer sabah trafiğinde, kadınlar da ordan burdan konuşuyorlar, bizim
    bakıcı da kulak misafiri oluyor konuşmalarına. derken biri diğerine, baktığı
    çocuğun yaramazlıklarını anlatınca, diğer bakıcı "aaa, deli misin ne
    uğraşıyorsun" diyor. "batır bıngıldağına bir iğne, çocuk valla bir
    sersemler, anca akşama kendine gelir" diyor. diğeri merak ediyor felan ama
    sonra da "ben korkarım yapamam" diyor. bizim şahit olan bakıcı, dehşete
    düşüyor. ümitköye varana kadar kendi kendiyle tartışıyor "acaba doğru mudur
    değil midir,
    nasıl yapsam ne yapsam" diye. iğne batıran kadın ik duraklardan birinde
    iniyor, bizim kadın da o an karar veriyor, sonunda herşeyi göze alıyor, işe
    geç kalma pahasına, o kadını izlemeye başlıyor. neyse, kadın gide gide bir
    eve geliyor, kapıdan içeri girince bizim kadın, o adresi iyice belliyor,
    kapıda yazan ismi felan ezberliyor ve koşa koşa işine gidiyor. akşamı zor
    ediyor ve iş çıkışı hemen o adrese varıp dışarda anne babanın gelişini
    bekliyor. geç saatte önce baba geliyor, ardından anne. kadının da çıktığını
    görünce gidip kapıyı çalıyor. baba açıyor kapıyı, kadıncağız süklüm püklüm
    olayı anlatıyor. baba inanmıyor ve çocuğun annesini çağırıyor kapıya. kadın
    geliyor, bizim bakıcıya ne olduğunu soruyor, kadıncağız da kulak şahidi
    olduğu herşeyi anlatıyor. bu çocuğun annesi kadına bir parlıyor, bir
    kızıyor. "ne hakla diyor bizim yılların bakıcısı kadınımıza iftira atarsın"
    diyor. "o kadın
    öyle iyidir öyle melek gibidir ki "diyor. tabi bizim bakıcı pişman oluyor
    geldiğine. kadını, diğer bakıcının yerinde gözü olmakla vs.
    suçluyorlar.  anladığım kadarıyla bu kadıncağız da öyle yırtıcı bir
    kadın değil, bakıcı. sessiz sakin, iyice şaşırıyor ne desin. sonunda geri
    dönüyor, tam inecek merdivenlerden, gene dönüyor "hanımefendi, belki ben
    yanılıyorumdur ama siz yine de bebeği bir doktora götürseniz "diyo. bu sefer
    kadın çıkıyor apartman aralığına "sen diyor kimi lekelediğinin farkında
    mısın? biz o bakıcıyı yıllardır tanırız. o kadar iyidir ki, bizim zeka
    özürlü ilk oğlumuza bakıyor. hiç gık demeden kardeşine de bakıyor."
    kadıncağız ne desin, peki deyip çıkuyor apartmandan. kadın hışmını evde de
    sürdürüyor tabi, kocasına anlatıyor. kocası da aman boşver, deli midir
    nedir, saçma sapan hikaye deyip geçiyor. aradan birkaç gün geçiyor, anneanne
    çocukları ziyarete geliyor. zaten
    üzülüyor hep ilk torununun zeka özürlü olmasına. neyse, olayı kadın,
    annesine anlatıyor, görüyor musun ne deliler var felan diye. anneannenin
    içine bir kurt düşüyor. bir şey demeden bebeği, aldığı gibi taksiye atıyor
    ve gazi hastanesine getiriyor. durumu anlatıyor acilde. hemen bebeği
    muayeneye başlıyorlar. tabi gözle görülür birşey yok diye radyolojiden ct,
    mr vs isteniyor. bakıyorlar ki tam bıngıldak üstünde birsürü iğne izi.
    doktorlar dehşete düşüyor. hemen ilk çocuğu çağırıyorlar hastaneye, aynı
    durum. ve maalesef çocuk, o aldığı iğnelerden ilk yıl içinde enfeksiyon ve
    sonuç zeka geriliği. anneanne çıldırıyor. hemen suç duyurusu. o bakıcı
    tutuklanıyor cana kasitten. o muayenelerden sonra bebek hemen hastaneye
    yatıyor ama allahtan çocuğun beyninde hasar yok. fakat abisi maalesef geri
    dönülmez durumda. biz aynı servise yattık olaydan 1 ay sonra. hala olayın
    şahitleri sinir krizleri
    geçiriyordu. o anne, o baba nasıl yaşayacak bu vicdan azabıyla bilmem