şükela:  tümü | bugün
  • 79 senesinden beri bu isle ugrasan biriyle tanistim gecenlerde.
    tedavi ediyorlarmis insanlari bu yontem ile.

    "kasik masik eğiyorlar, bukuyorlar, o ne ayak?" diye sordum, o cok farkli bir olay dedi. yillardir o tarz olaylar bioenerjik mevzular diye biliyordum ben.

    demek ki yemisler beni.
  • ustumde basarili bir sekilde tedavi gucu denenene kadar palavra oldugunu, sonrasinda ise olayin daha ziyade psikolojik olduguna inandigim olay.
  • izmir de yaşayan bir tanıdığımdan duyduğum kadarıyla. azeri bir bioenerji uzmanının (!) kullandığı enerji türüdür. hastanın vücudunda eller dolaştırılır (dokunmadan) sonra eller sanki birşey tutuyormuşçasına kapanıp bırakılır. ve etrafa çat diye ses yayar. o an odada bulunan diğer hastalarda bu elektrik alıp verme olayından etkilenirler.

    edit: yorumum bu işin palavra olduğudur. hatta seans öncesi adam kıçından elektriği alıyor mu ne, seans sırasında bir yolunu bulup bir kaç artizlik yapıyor işte. ayrıca bu adamların hep doğudan, azerbaycan, özbekistan, kırgızistan, hatta rusya dan geliyor olmaları, şüphelerimi daha da kesinleştirmiştir.
  • basit olarak canlilari yakinca ortaya cikan enerji de diyebiliriz.
    (bkz: muhendissin degil mi)
  • insan beyninde bilgi akışı iyon akımlarının sebep olduğu elektrik sinyalleri ile sağlanır. bu akımlar kaydedilebilir. bununlla ilgilenen bilim dalına elektrofizyoloji denir.

    insan vücudundaki en önemli elektriksel enerji akımı beyinde olmasına karşın beyinde üretilen enerji 15-20 mikrovoltlar seviyesindedir (yani 1 voltun binde biri). kayıt edilebilmesi için bile yüzlerce kez amplifiye edilmesi gerekir.bu enerjinin kaynağı sodyum, potasyyum iyonlarının hücre içi-dışına hareketidir.
    beyin hücreleri başka bir insanın beyin hücreleri ile sodyum, potasyun alışverişi yapamayacağından bu enerji bedenden başka bir bedene aktarılamaz.

    bu enerji cep telefonunuzun, mikrodalga fırınınızın, televizyonunuzun enerjisi yanında ihmal edilebilir seviyelerdedir. bunun anlamı biyoenerji uygulaması sırasında bir alt kattaki dairedeki televizyonun üzerinizdeki etkisi etkisi size biyoenerji uygulayan insanın etkisinden yüzlerce kat daha fazladır.

    pozitiflik, negatiflik bu enerjinin kayıt yerine göre yönü ile ilgilidir. yoksa negatif enerji diye birşey yoktur. insan beyni sağlıklı da olsa hasta da olsa bir uyarandan 100 milisaniye sonra negatif bir dalga 300 milisaniye sonra ise pozitif bir dalga üretir. bu üretimin sağlıkla hastalıkla bir ilişkisi yoktur.

    hiçbir hastalık durumunda beyin ile organlar arası sinir iletiminde kopukluk olmaz (bir bıçak yaralanması sonucu sinir hasarı olmadıysa) beyin- beden arası etkileşimleri psikiyatrinin psikosomatik branşı inceler. her bedensel hatalık için psikolojik faktörler çok büyük rol oynar. örneğin beyin mideye fazla asit salgıla emri gönderebilir. fakat başka bir beyin başka bir mideye az asit salgıla emri gönderemez (arada vagal sinir bağlantısı olmadığı için) bu tür hastalıkların tedavisinde psikoterapi etkilidir. bu etki dokunarak ya da enerji aktarımı ile olmaz.

    sanki bilimselmiş süsü verilen bilimsel olmayan hipotezler sözdebilim hipotezleridir. eğlencelidir fındık fıstıktır.
    (bkz: #9093527)
  • (bkz: nos)
  • 90'li yillarda bu bioenerji dalgasina ugur dundar kafayi fena takmi$, konu bulamadigi her hafta arena'da bu olayi inceler olmu$tu. alternatif tip adi altinda salak ya da umutsuz insanlardan hirsizlara servet transferinin ba$ka metodlarindan biriydi bioenerji.
  • örnek:
    ankaradaki evimde, aldığım kötü habere dayanarak, hollandadaki cok sevdiğim kişinin hiç görmediğim ve tanımadığım sevgilisinin iyileşmesini öyle istedim ki gozumu kapatıp oturdugum yerde 'lütfen iyi olsun' seklinde olumlamalar yaparken saniyeler içinde kendimi hollandadaki hastanede buldum.. tanımadığım o kızı gördüm, enerjisi artana kadar orda asılı kaldım. belki bir, belki iki saatten sonra gözümü açtığımda kendimi yine evimde ama bu sefer yerde; kollarım açık yatıyor buldum.. bir anda bastıran anormal aclık hissini tatmin ettikten sonra gelen anormal uykum karsısında gidip uyudum. uyandığımda atesim vardı tüm gün hasta şekilde evde yatarak geçirdim. ertesi gun arkadasımla konustugumda, hastanenin camlarının şekli ve yerinden, serumun hangi kolunda takılı oldugundan, kollarındaki yaralara, ortamdaki renklerden saç şekline, hislerine, ve hatta hastaneden çıkış saatine kadar tarif ettiğimde ikimiz de uzunca bir süre şok yaşadık.

    öyle sanıyorum ki bioenerji, aynen green mile'da oldugu gibi, sevgi ve iyi niyetten oluşan bir iyileştirme ve yardım isteğinin gerçeğe dönüşmesi. yan etkisiyse, verebileceğin maksimum enerjiyi o kanala aktardığından kaynaklanan tanımlanamaz bir açlık, bitkinlik, yorgunluk ve kusma-ateslenme gibi kısa süreli basit hastalık.
  • astim hastasi olan bunyeye tatbik edildiginde ilk bi kac saniye "ulan caresizlikten ne maymunluklara dustuk" icsesleriyle yakinirken, bioenerji jeneratoru ablanin bogaza dokunan parmaklarindan deli gibi enerji yaymasiyle beraber beyne format attiran hadisedir. bunun disinda bir ise yaramadigi tecrubeyle sabit olmakla beraber "bir guc var ama bir boka yaramadi" dedirtmistir.